“İşte Gelecekteki Hayatınız” Programına Hoşgeldiniz !

“İşte Gelecekteki Hayatınız” Programına Hoşgeldiniz !

182
0
PAYLAŞ

Çocukluk yıllarımdan, televizyonda henüz tek bir kanaldan yayın yapıldığı, tüm aile bireylerinin, eş, dost, akraba, konu komşu kim varsa herkesin aynı anda aynı programı izlemek dışında bir seçeneği olmadığı zamanlardan aklımda kalan bir program var .

“İşte Hayatınız”. Usta gazeteci Uğur Dündar’ın hazırlayıp sunduğu bu programda toplum tarafından tanınan, bilinen, sevilen, merak edilen, kısacası o yıllar için ” popüler” olan birçok sanatçı, oyuncu, müzisyen, siyasetçi vb. kendi alanında başarılı olmuş, isim yapmış konuklar yer alırdı. Program boyunca Uğur Dündar ile konuğu karşılıklı oturur, tatlı bir sohbet eşliğinde genellikle konukların çocukluktan itibaren yaşadıkları çeşitli olayları konuşmaya başlarlardı. Geçmişleriyle yeniden buluşacak olan konukların tedirginlik, heyecan ve merak dolu bekleyişleri ekran başında olanları da etkiler, sonu ” mutlu” görünen ama içinde acı ve tatlı çeşitli olaylar geçen bir masalı dinliyormuş hissi yaratırdı. Geçmişten gelen bir fotoğraf, telefondan gelen bir ses, stüdyoya davet edilen süpriz bir misafir ile heyecan sürekli artar, bazen mutlu gülüşler , bazen hüzünlü gözyaşları, sıcak kucaklaşmalar, sımsıkı el ele tutuşmalar ile program akıp giderdi. Çok ünlü, çok başarılı olmuş, ” çok mutlu” sandığımız bu konukların yaşamındaki çeşitli olaylara, anılara, gizli kahramanlara ve bazen de üstü biraz örtülü kalmış çeşitli acılara şahit olmak ekran başındakileri de duygulandırır, hatta bazen ağlatırdı. Bu programı izleyip de kendi hayatını bir film şeridi gibi gözden geçirmemiş, anılarına gitmemiş , benim için böyle bir program yapılsaydı kimler katılırdı, kimler neler söylerdi diye düşünmemiş biri var mıdır acaba? Ben o yıllarda henüz çocuktum ve çok kısa olan özgeçmişime rağmen böyle şeyler düşünür , gelecekte bir gün belki benim için de böyle bir program yapılacağını hayal eder, o zaman hakkımda kimlerin neler söyleyeceğini merak eder ve aslında neler söylemelerini istediğimi de içten içe bilirdim . Bugünkü aklımla , bilgimle baktığımda ise farkettiğim yeni bir şey var. Kim ne anlatırsa anlatsın herkesin kendi içinde yaşadığı, sadece kendisinin bildiği, kendisinin yazdığı tek ve başka bir hikayesi var. Kendi hikayeni başkalarından dinlemenin ve onların yarattığı hikayeye seyirci olmanın, kalmanın ise garip bir hüznü…

Yıllar sonra bugün, koçluk koltuğunda danışanlarımla omuz omuza oturup, yüzümüzü geleceğe çevirip onların hedeflerine ve hayallerine birlikte baktığımızda, kendimizi, ” İşte Gelecekteki Hayatım” programındaymış gibi hissediyorum. Onların olmak istedikleri gibi olmaları , gitmek istedikleri yere gitmeleri , durmak istedikleri yerde durmaları , kalmak istedikleri yerde kalmaları hakkında konuşurken geleceklerini yazdıklarını görebiliyorum. Bazen geçmişten kopya çekerek, bazen dersler çıkararak, bazen güzel anılardan, olumlu tecrübelerden güç alarak ilerliyorlar. Bazen adım atmalarını engelleyen ayak bağlarını farkedip, eğilip çözdükten sonra yollarına devam ediyorlar. Tıpkı o programda olduğu gibi bazen gülüyor bazen hüzünleniyorlar. Kendi yaşam programlarının seslendirmesini kendileri yaparken, aynada gördükleri yansımalarını daha bir seviyor, beğeniyorlar.

Onlar, yani benim konuklarım; başkalarının kendi geçmişleri ve gelecekleri hakkında hikayeler yazmasına seyirci kalmaktansa, kendi geleceklerinin programını yapıyorlar. Benim bu programdaki rolüm ise doğru zamanda, doğru soruları sormak, gerektiği zaman da gerektiği kadar susmak…Ve ben bu programda olmayı çok seviyorum .

Hanife Serter

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK