Işığa döndüğümde gördüm ki;

Işığa döndüğümde gördüm ki;

177
0
PAYLAŞ

Kendimi dipsiz bir kuyunun içinde amaçsızca çırpınırken bulduğumda asıl yapmam gerekenin en dipten kafamı kaldırıp gökyüzüne bakmak olduğunu anladım… Işığa döndüğümde gördüm ki;

Nefesim var… Yaşamamı sağlayan, her alıp verdiğimde sakinleştirip dinginleştiren, sakinledikçe her bir hücremi hissettiren, hissettikçe hayatta olduğumu hatırlatan bir ses, bir nefes…

Göklerde beni izleyen, hatalarıma şefkatle gülümseyen, doğrularımla gururlanan hatta belki duygulanan, en mutlu anımda da en zor zamanımda da, biri sağımda biri solumda beliriveren, verdikleri güçle her düştüğümde ayağa kaldıran iki tane meleğim var…

Onlarla birlikte atan kalbim var… Sevdikçe büyüyen, büyüdükçe seven bir kalp… Aşkla çarpan, zaman zaman kırılan, kırıldıkça olgunlaştıran bir kalbim var…

Bir de o kalbi dengeleyen aklım var… Düşünen, sorgulayan, arada kalple çatışan, sonra da uzlaşan, en önemlisi öğrenmemi sağlayan, öğrendikçe ışıl ışıl ışıldayan bir aklım var…

Her yeni güne açtığımda güneşin doğuşunu, her gece yatarken yıldızları, yeryüzündeki tüm canlıları gören, yaşama şahit olan gözlerim var…

Kocaman bir ailem var benim… Bir araya gelince adeta Voltran’ı oluşturan, beni hiç yalnız bırakmayan, her bir ferdiyle ayrı ayrı güzellikler yaşadığım, büyüklerin dizinde çocuk gibi ağladığım, küçüklerle neşe, sevinç depoladığım, varlıklarına duacı olduğum bir ailem var…

Dostlarım var hem de can dostlarım… Girdiğim çıkmaz sokaklardan tünel kazarak beni ışığa kavuşturan, ne yaparsam yapayım tereddütsüz yanımda duran, bakınca çocukluğumu gördüğüm, hüzünlerimi gömdüğüm, gözyaşlarıma en büyük kahkahalarımın karıştığı dostlarım var…

Bildiklerimi paylaştığım bir sürü çocuğum var… “Öğretmenim!” dediklerinde yüreğimi kanatlandıran, sevginin en safını yaşatan, gözlerinin ta içine baktığımda umutlarla dolduran çocuklarım…

Sevdiklerim, sevmekten asla vazgeçmediklerim var benim… Yağmur var mesela… Toprağa düşen damlalarıyla dünyanın en güzel kokusunu yayan, arındıran, çoğaltan yağmur… Kahve var, kiraz var, kitaplarım var bu hayatta!

Hayallerim var arkadaşım benim! Sınır yok, yasak yok, kusur yok onlarda… Her biri dokuma, her biri nakış… İşledikçe deseni ortaya çıkan, emek verdikçe ulaşılan, ulaştıkça çoğalan hayallerim var…

Bitmek tükenmek bilmeyen umutlarım var… Her sabah uyanmama sebep olan…

Ve… heybeme baktığımda ziyan etmeden, doya doya, dolu dolu yaşayacağım en kıymetli hediyem, bahşedilmiş bir hayatım var… İşte bu armağan “iyi ki doğdum” dedirtir bana çünkü kuyunun çıkışında uzun mu uzun bir yolum var…

NOT: Annem melek olup gökyüzüne çıktığında 34’ünü bitirmiş 35’ini sürüyordu. Hayatımda ilk defa 34. yaşımı bitirirken bilinçsiz bir halde, içimden gelmediği için doğum günümü kutlamadım. Tanıyanlar çok şaşırmıştı. Ben de uzun süre anlam verememiştim. Hani deriz ya “her şey üst üste, üzerime üzerime geliyor” diye, tam da öyle bir dönemdi. “Seninle Başlamadı” kitabını okuduktan sonra anladım ki; annemin öldüğü yaş benim yeniden doğduğum yaştı ve yaşadıklarım yeni doğumumun sancılarıydı. Fark ettikten sonra yazdığım bu yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim.
Nahide Eda YORULMAZ

 

BİR CEVAP BIRAK