İş Hayatında Mutluluk Olasılığı

İş Hayatında Mutluluk Olasılığı

103
0
PAYLAŞ

Mutluluk, TDK sözlüğünde “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik” olarak tanımlanmakta olup, şimdiye dek sayısız değişik tanımları yapılmış görece ve göreli bir kavramdır.

Mutluluk nedir? Ya da nasıl mutlu oluyoruz? Sorularının cevabı her insan için farklı olabilir.

Organizasyonlar ve iş dünyasındaki mutluluk arayışı farklı mı peki? İş hayatında nasıl mutlu oluyoruz? Mutluluk olası mı? Ulaşılması zor bir ütopya mı?

Topluluk, organizasyonlar, ekipler veya iş hayatına baktığımızda hepsinin ortak noktasının insan olması ve insana dair mutluluk bulgularının ortalama olarak bu konuda bir yol göstermesi, sorunun cevabını da ortaya koyabilir.

İnsan psiko-sosyal bir canlı olarak çeşitli ihtiyaçlara sahiptir. Bu ihtiyaçların bir kısmı fizyolojik ve somut ihtiyaçlardır. Bir kısmı ise daha soyut, gözle görülemeyen ama son derece önem taşıyan ihtiyaçlardır. Birey bu ihtiyaç ve arzularını tatmin etmedikçe bir iç dengesizlik durumu ortaya çıkar. İç dengesizlik ise en nihayetinde mutsuzluğa yol açar.

İnsanları mutlu eden şeyin ne olduğuna dair bir araştırmayı Harvard Üniversitesi “ Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması” adı altında yapmıştır. 75 yıl boyunca aynı yetişkinler ile yapılan bu çalışma en uzun çalışmalar arasında geçer ve sonuçları oldukça önemlidir. Araştırmanın yöneticisi  Robert Waldinger araştırma sonuçlarını TEDx konuşmasında anlatmaktadır. Araştırma sonucunda ulaştıkları bulgu İyi ilişkiler bizi daha mutlu ve sağlıklı yapar olmuştur. En başarılı insanların aile, arkadaşlar ve toplumla ilişkilere eğilenler, önem verenler olduğunu ortaya koymuştur.

Mutluluk arayışını iş hayatında, bulunduğu organizasyonlarda da sürdüren insan, buradaki ihtiyaç ve beklentileri karşılandıkça ama en önemlisi Robert Waldinger’in de ortaya koyduğu gibi anlamlı bağlar kurdukça mutlu olacaktır.

Hümanist Psikoloji’nin önemli temsilcilerinden Abraham Maslow ‘un “Kendini gerçekleştirme teorisi” ne göre; Her insanın kendini gerçekleştirmeye yönelik doğuştan gelen bir eğilimi vardır. Kendini gerçekleştirmiş birey olabilmek için hiyerarşik olarak dizilmiş ihtiyaçlar içinde öncelikle en alt seviyesinde bulunan ihtiyaçların karşılanması gerekir. Ancak bir basamaktaki ihtiyacını tam doyumla karşılayan insan bir üst basamağa yönelebilecektir. Kendini gerçekleştirmenin doğrudan insanın mutluluğuna neden olması ise kaçınılmaz sanırım.

İş dünyasında, çalışan ihtiyaçlarını anlama yönünde en çok bilinen çalışma Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ dir. (bkz. Şekil 1)

Bu model en temel ihtiyacımızın yiyecek ve su olduğunu ve bu fizyolojik ihtiyaç giderilene kadar başka çok az şeyle ilgileneceğimizi ileri sürüyor. Yiyecek ve suyun tedarik edilmesini güvence altına aldıktan sonra barınma, giyecek ve güvenlik gibi ihtiyaçlarla ilgilenmeye başlarız. Bu fiziksel ihtiyaçları kısmen de olsa karşıladıktan sonra, bir gruba ait olma ihtiyacı da dâhil sosyal ihtiyaçlarımıza odaklanmaya başlarız. Bu ihtiyaçları doğumla birlikte ilk aile de daha sonra ise sosyal çevrede karşılamaya başlarız.

Piramitteki ilk 2 ihtiyaç fiziksel olduğundan, bu ihtiyaçlar karşıladıktan sonra sosyal ihtiyaçlara yönelme olur. Bunun ilk adımı ise bir topluluğa ait olmadır. İnsanın sosyal bir canlı olması ve bir topluluğa ait olma ihtiyacı onu yaşama bağlayan önemli bir motivasyondur. Bu ihtiyaç karşılandıktan sonra başkalarından saygı görme ihtiyacı başlar. Bunun için başkaları ile etkileşime girerek, güç sergileyerek saygı ve beğeni görme arzusu doğar. Sonraki süreç ise artık kendine dönme ve kendine inanma sürecidir.

Burada özsaygı dediğimiz kendine inanma ihtiyacı doğar ki artık bu noktada dışardan gelen etkiler pek önemli değil insanın kendisini nasıl gördüğü ve etkilediği önem kazanır. Bu ihtiyacını karşılayan insan artık bağımsız bir zihniyet kazanır ve kendini gerçekleştirmeye doğru yol alır. Kendini gerçekleştirme durumu artık insanın başkalarına ve kendine bir ispat içinde olmadığı başkalarından ve kendinden bir saygı ihtiyacı olmadığı durumdur.

İnsan ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hareket eder. İhtiyaçlarını karşılarken de bazı motive ediciler ile piramitin üst seviyesine doğru çıkmaya başlar. Bunun çoğu zaman farkında bile değildir. İş hayatı, öncelikle fiziksel ihtiyaçlar dediğimiz yeme-içme-barınma gibi temel ihtiyaçları karşılar. Moslow’un da belirttiği gibi aldığı ücret temel ihtiyaçların karşılanmasında en önemli motive edicidir. Ama tek başına yeterli değildir.

Şekil 1 : Maslow’ un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Piramitteki ilk 4 ihtiyacını karşılayan insan, motive ediciler (ücret, barınacak yer, topluluk, prestij) ile bir noktaya gelir fakat artık günümüzde yeterli olmamaktadır. Piramitin en üstünde yer alan özsaygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyacı karşımıza çıkar.

İş dünyasında ise bu durum çalışanların yaptıkları işte bir anlam ve amaç aramasını getiriyor. Kendini gerçekleştiren insanın motive edicisi, değerler ve anlamdır.

Yaptığı işte anlam ve amacını bulan kişi mutlu bir çalışan olur.

Dolayısıyla organizasyonlar, insanın ihtiyaçlarını bilirse ve bu doğrultuda hareket ederek kişinin kendini gerçekleştirmesini desteklerse, potansiyelinden de en üst noktada yararlanabilir. Organizasyon ile anlamlı bir bağ kurmasına izin vererek aidiyeti sağlayabilir.

Organizasyonlarda  sürekli yapılan, çalışan bağlılığı ve memnuniyet anketleri aslında tam da piramitteki ihtiyaçların, organizasyon tarafından ne derece karşılandığının bir ölçüsüdür.

O zaman işte mutlu olmak olası mı? diye sorulduğunda cevap “Evet” tir. Bu ise organizasyon ve içinde yaşayan bireyin karşılıklı sorumluluğu alarak, organizasyonların insanın ihtiyaçlarını karşılama yönünde sistemler kurmaları, potansiyellerini gerçekleştirebilecek güven ortamını oluşturarak anlam ve amacını bulmalarına imkan vermelerinden geçiyor.

Organizasyon içindeki çalışanların ise kendi sorumluluklarını alarak, kendi ihtiyaçlarını bilerek, anlamlı bağlar kurarak, potansiyellerinin amaçları doğrultusunda en üst noktaya çıkmasına izin vererek olacaktır.

Maslow’un da dediği gibi insan kendini gerçekleştirme yönünde hareket ederek mutluluğa ulaşacaktır. Kendini gerçekleştirme yolculuğu mutluluğu da içinde barındıran bir yolculuktur.

Kendini bilen, kendini gerçekleştiren ve bunu çevresindekiler ile anlamlı bağlar kurarak yapan insan mutlu insandır. Evet, bu bir yolculuktur ve yolculuk hiç bitmez…

Dilek Öztürk, ACC

Satış, Yönetici ve Takım Koçu