İnsanları daha iyi anlamak istiyorum

İnsanları daha iyi anlamak istiyorum

230
0
PAYLAŞ

Koçluk Yolculuğumdan Notlar #1

İnsanları daha iyi anlamak istiyorum diyerek çıktığım koçluk yolunda, işe önce kendimden başlamam gerektiğini farketmem uzun sürmedi. “Bunca zamandır beraberiz, ben kendimi anlayabiliyorum zaten beni bırakalım, koçlukta olay diğer insanlara odaklanmak değil mi?” düşüncemin tertemiz çürütülmesi de çok uzun sürmeyecekti. Dikkatlice baktıkça şunu gördüm, diğer insanları anlama isteğim sadece benim bu yolculuğa çıkmama vesile olmuş. Benim derdim aslında başından beri kendimleymiş.

Profesyonel koçluk eğitiminin ilk saatlerinde, değerli eğitmenimiz “şimdi tanışacağız ancak herkesten işini, okulunu, eğitimini, arabasını, çocuğunu bir kenara bırakmasını istiyorum ve ‘sen kimsin?’ bunu duymak istiyorum” demişti. Müthiş bir başlangıçtı bence. Kendimizi tanımlamaya alışkın olduğumuz tüm sıfatları dışarıda bırakarak ‘ben kimim?’ sorusunu cevaplandırmak kolay olmadı elbet. Aynı gün, eğitmenimizin “bu yolculuğa adım attıktan sonra, bir daha asla eskisi gibi olamayacaksınız” demesi beni çok etkilemişti. O günün üzerinden şu an tam 7 ay geçti ve ‘sen kimsin?’ sorusu, o günden itibaren kendimi daha iyi anlamak amacıyla üzerinde düşüneceğim sorulardan yalnızca ilkiydi.

Şu ana kadar yaptığım koçluk görüşmelerinde “kimlik” konusuna değinmediğimiz görüşme nerdeyse yoktur. Herkesin nasıl bir insan olduğu ve nasıl bir insan olmak istediğiyle ilgili bir fikri var. Aslında bu “gerçekten olmak istediği kişi” insanın içinde, ortaya çıkartılmayı bekliyor.

‘Keşke daha kendinden emin bir insan olabilsem’, ‘keşke duygularım hakkında daha rahat konuşuyor olabilsem’ gibi ifadeler, ortaya çıkartmak istediği kimlik tanımlamasında kişiye yol gösteriyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta bence, olmak istediğin kişiyi başkaları üzerinden tanımlamamak. Örneğin,“insanlar beni daha çok sevsin istiyorum” dediğinde bu senin kontrolünde olan bir durum değil; ancak “ben daha sevilebilir bir insan olmak istiyorum” dediğinde kontrolü eline alabilirsin. Ardından şu soruları cevaplamak gelir: Bir insanı hangi özellikleri sevilebilir kılar? Ben bu özelliklerden hangilerini taşıyorum / taşımıyorum? Sevilebilir bir insan olmamı engelleyen neler var? Sevilebilir bir insan olduğunda ne olmasından korkuyorum ki, belki oraya gitmekten bilinçsizce kaçıyorum? Yıllar boyu süregelen algılar, zihinsel tutum ve inançlar hepsi burada devreye girer. Kimlik üzerinde çalışmak sistematik ve sürekli bir çaba gerektirir.

Nereden gelmiş ve şu an nerede olursa olsun, hayatta herkesin belli yaşanmışlıkları var. İyi-kötü bu yaşanmışlıklar kimi zaman mizaç olarak yerleşiyor insana, kimi zaman da sanki oradan hiç çıkmayacakmışçasına gömülüyor içine. Bunlar hep kendimizi korumaya çalışmak için, dış dünyadan zarar görmemek için geliştirdiğimiz savunma mekanizmaları. Büyürken kimse bize bunları öğretmedi. Ne zaman ki biri oraya dokunmaya kalkar veya bizim zayıf noktamızı fark eder; hırçınlaşır ya da uzaklaşırız. Aslında dokunduğunda acıyan yerler, görmezden gelinmeyi değil, tam aksine ilgi ve şefkat görmeyi bekler. Kendimde yüzleştiğim -ve yüzleşmeye devam edeceğim- noktalarda şunu gördüm; zamanında ifade edilmemiş ne kadar duygu ve düşünce varsa, hepsi hala orada. Ne kadar derine gömdüğümün hiçbir önemi yokmuş. Ben onları çıkartıp karşıma aldığımda, zor da olsa orayı iyileştirebiliyormuşum. Aslında tüm bu duygu ve düşünceler orada bana zarar vermek için durmuyormuş, fark edilmeyi ve serbest bırakılmayı bekliyormuş.

Kendi aldığım koçluklarda gündeme getirdiğim her konu dönüp dolaşıp yine benim kim olduğuma ve nasıl bir insan olmak istediğime bağlanıyor. Bu beni hala her seferinde şaşırtıyor. Biliyorum ki bu, “ben şimdiki halimden memnun değilim ve sürekli kendimi değiştirmeye çalışıyorum” demek değil. Benim ulaşmak istediğim bazı idealler var ve yavaş yavaş hem ideallerime, hem de idealimdeki benliğe doğru ilerliyorum. Zaten hiçbir zaman “ben oldum” dediğim bir noktaya gelmek istemem; çünkü bu artık gelişebileceğime ve daha iyi olabileceğime inanmadığımı gösterir. Herkes kendi yolunda ve kendi zamanında ilerliyor. Bana göre insanın hayatta edinebileceği en güzel amaç, kendini olmak istediği kişi seviyesine getirmek üzere yetiştirmesi. Bunu güzel kılan, hem insanın kendine güvenini ve saygısını artırması; hem de kendini sürekli geliştirerek çevresine de ilham vermesi. Maslow da bu konuya “kendini gerçekleştirmek” diyor ve piramidin en üst noktasına yerleştiriyor. Kendini gerçekleştirmek, psikoloji sözlüğüne göre ‘kişinin potansiyelini ve becerilerini tam olarak fark etmesi, bunları en üst düzeyde geliştirmesi, hayatı tam olarak yaşaması ve hayattan zevk alması’ olarak tanımlanıyor. Bu yüzden kendime edindiğim en önemli hedeflerden bir tanesi, kendimin en iyi hali olabilmek üzerine çalışmak.

Eğitimimizin ilk günü, eğitmen koçumuz çok haklıydı: biliyorum ki artık ben eskiden olduğum ben ile aynı kişi değilim. Bu yolculukta ancak kendimi anladıkça ve kabul ettikçe farkındalığımı yükseltebiliyorum. Kendimle olan derdimi (kendimi yargılamayı) bir kenara bıraktığımda ise, bir koç olarak var olabiliyorum ve başkalarına da gerçek anlamda bir faydam dokunabiliyor. Kendine yaklaşmak, işte bazen yalnızca bir soruyla başlıyor: “ben gerçekten nasıl bir insan olmak istiyorum?”

Beyza TURAN