İnsanın Anlamlama Boyutu

İnsanın Anlamlama Boyutu

74
0
PAYLAŞ

Avusturyalı psikiyatrist Viktor Frankl’ne göre, insanlarda esas olarak üç boyut mevcuttur:

1- Bedensel boyut, bedeni ve biyolojik bölümü kapsar.

2- Psişik/zihni boyut, psikodinamik gerçekliği ya da hem psikolojik hem de duygusal evreni gerekli kılar.

3- Anlama ya da ruhsal boyut, ruhun fenomenolojisini kapsar.

Bu nedenle, bu boyut diğer iki boyutun ötesine geçer. Dahası, bu boyut sayesinde insanlar, psikolojik bir şekilde konuşarak, sağlıklı bir yaşam geliştirebilirler.

Bu yüzden, ne zaman derin bir hissizlik hissederseniz, bu his sizin ruhsal boyutunuzla bir çatışma halinde olduğunuz anlamına gelir. Yaralarınızı sarmaya yetersiz olabilirsiniz, hatta ilk etapta onları teşhis dahi edemeyebilirsiniz. Yaşamak için bir neden bulmakta kendinizi yetersiz görebilirsiniz, dolayısıyla acı içinde boğulur, tutarlılık ve amaçtan yoksun kalırsınız. Diğer bir deyişle, bu yaşadığınız varoluşsal bir boşluktur.

Sosyal ve Bireysel Değerler

Frankl, anlamı bulmanın yolunun sizin değerlerinizde yattığını vurgular ve sosyal bilinç, bunun ortaya çıkmasına yardımcı olan şeydir. Ancak, değerler kişisel samimiyetten kaynaklandığı halde, bu değerler kültürel, dini veya felsefi sistemlerle uyuşan evrensel değerlere dönüşür.

Bu nedenle, duygusal bağları korumakla birlikte, diğer kişilerle iletişim kurmak, insanları kendi mutluluğunuz için sorumlu tutmadığınız sürece, hayatın anlamını kaybetmemek için önemlidir. Bir anlamda, hayatın anlamının kökleri sosyal olgularda yer alır.

Fransız sosyolog ve felsefeci Durkheim, sosyal olguların yokluğunu ve bunun neye yol açtığını açık bir şekilde belirtmiştir:

“Birey belirli bir konumun ötesinde kişiselleştirildiğinde, eğer kendisini diğer varlıklardan, insanlardan veya şeylerden çok radikal bir şekilde ayırırsa, onlardan faydalanması ancak hiçbir bağının olmadığı aynı kaynaklardan kendisini izole olmuş bir şekilde bulur. Etrafında boşluk yaratarak aslında kendi içinde bir boşluk yaratır ve kendi mutsuzluğundan daha fazla düşünecek hiçbir şeyi kalmaz. İçinde bulunan hiçlik ve bunun bir sonucu olan üzüntüden başka meditasyon nesnesi kalmaz.”