İNSAN ACI ÇEKMEDEN TAM BİR İNSAN OLAMAZ

İNSAN ACI ÇEKMEDEN TAM BİR İNSAN OLAMAZ

190
0
PAYLAŞ

Acı çekmek deyince tüyleriniz diken diken oldu değil mi? Herhangi bir sebeple acı çektiğiniz anları hatırladınız. Bir aşk acısı. Aldatılma acısı. İtibarını kaybetme acısı. Sevdiğin birini kaybetme acısı. Hepimizde en az biri, kimimizde belki de hepsi var. Acı deyince drama filmi sahneleri gibi yaşadığınız üzücü, rahatsız edici, nahoş anlar gözünüzün önüne geldi.

Peki ya mutlu olduğunuz anlar diye başlasaydım söze? Büyük ihtimalle bir sürü anıdan hangisini seçeceğinizi şaşıracaktınız. İlk aşk mutluluğu. Ebeveyn olma mutluluğu. Evlenme mutluluğu. Mezun olma, ilk araba, ilk terfi, alışveriş, seyahat…. Yazmakla bitmeyecek kadar mutlu olma vesilesi sayabilirim, sayabilirsiniz. Ee, ne güzel demek ki bize bahşedilen ortalama 60-70 yıllık ömrümüzde mutlu olduğumuz anların sebepleri, acı çekme sebeplerimizden daha fazla.

Ama biz ne yaparız? Çok aşık olduğumuz o insan bizi terk edince başlarız isyana:

Niye ben?
Niye arkadaşlarımın ilişkileri gayet güzel giderken benimki bitiyor?
Niye ben evlenemiyorum?

Hiç garipsemediniz bu monoloğu değil mi? Peki şöyle bir iç konuşma yaşadınız mı hiç?

Niye mutluyum?
Niye ilişkim çok iyi gidiyor?
Böyle iyi olması için ne yapıyoruz acaba?
Daha iyi olabilir mi?
Ne yaparsak daha iyi olur ki?

Yaşamadınız değil mi, bence de cevap: Iı-ııh cık…  Acı üzerine mahvolma ama mutluluk ve daha mutlu olma üzerine düşünme/ düşünmeme durumu başka bir yazının konusu olacak. Biz modern zaman insanları niye acıyı yok saymaya çalışırız gelelim ona…

Acı üzerine düşünmenin tarihi çok eski. Budizm acıyı bir deneyim olarak kabul etmeyi ve diğer tüm deneyim biçimlerimiz gibi eşit şekilde kabullenmemiz gerektiğini söyler. Yunan düşünürlerinden Aiskhylos, “Bilgelik yalnız acıyla gelir” der. Varoluşçu Rollo May, acıyı patolojik bir işaret olarak değil yaşamın normal bir parçası olarak kabul eder ve bu kabullenişin bizi geliştirdiğini söyler. Viyanalı psikolog Viktor Frankl ailesini toplama kampında kaybetmiştir. Ve ona göre acı, bir anlam kazandığı andan itibaren acı değildir.  Çünkü acıların size nasıl şekil vereceğine siz karar verirsiniz.

İnsan olarak siz iki muhteşem psikolojik güce sahipsiniz:

1- Karar verme kapasitesi

2- Davranış özgürlüğü.

O zaman bu yaklaşımlar ve bakış açılarıyla birlikte romantik ilişkiler üzerinden verdiğimiz kesite geri dönelim bakalım; filozof ve psikologların varmak istediği sonuç açık: Ya büyük aşkınız bitti diye karalar bağlar aşka küser tüm kadın/erkeklere düşman olursunuz ya da bu acının sizi geliştirmesine KARAR vererek, bir aile kurma ile taçlanacak ilişki için nasıl bir DAVRANIŞ biçimi gerekir buna kafa yorar, TAM BİR İNSAN olursunuz.

Gizem Ekici
Profesyonel Koç&Eğitmen

BİR CEVAP BIRAK