İnanmak ya da İnanmamak?

İnanmak ya da İnanmamak?

10212
0
PAYLAŞ

Pi’nin Yaşamı adlı kitabı okudunuz mu? Belki filmi izlemiş olabilirsiniz. Hikâyede bir yük gemisinin trajik şekilde batmasının ardından, bir sandal vahşi Pasifik Okyanusu’nun ortasında yalnız kalır. Mürettebat bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, dişi bir orangutan, Richard Parker adında üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı ve Pi adlı 16 yaşında Hintli bir çocuktur.

Ancak hikâyenin özünde iki farklı anlatış vardır. Birinde her şey sihirliyken, diğerinde her şey gerçekçidir. Filmin sonunda yorumlama izleyiciye bırakılmıştır. Birinde kaplan vardır, diğerinde ise kaplan yoktur.

Kaplanlı ve kaplansız her iki hikâyede de gemi batmıştır. Küçük bir çocuk olan Pi ailesini kaybetmiştir. Aylarca süren yalnızlığı ve yaşadığı acılar her iki hikayede de aynıdır. Sonuç aynı olmasına rağmen soru okuyucuya soruluyor. Siz hangisini seçerdiniz? Bu soruya yazar “Kaplanlı hikâye” deyince Pi “Allah da böyle isterdi” diyor.

Etobur büyülü bir ada, alev alev yanar gibi görünen gök yüzü, fosforlu sular, sihirli ağaçlar, dev balinalar, eğitilebilen kaplan aslında “din” kavramını sembolize ediyor. Yunus’un bir balinanın karnındaki yolculuğu gibi, Pi de bir kaplanla seyahat ediyor. Elbette inanmanın faydasına odaklanarak. Canınız acıdığında, tehlikeye girdiğinizde nasıl ki dua ederiz, bu ihtiyaca vurgu yaparak.

Neden bunu anlattığıma gelince, hem hocam hem de kitabının üzerinde yoğun çalışmış biri olarak günlerdir aldığım mesajlardan biri beni çok etkiledi ve bu mesajı sizinle de paylaşmak istedim.

“Merhaba Umut Bey…

Mark Wolynn’in Seninle Başlamadı adlı kitabı için tekrar teşekkür etmek istiyorum..

Ve dün yaptığım çalışmanın anında benim enerjimi değiştirdiği  ile ilgili  başıma  geleni sizinle paylaşmak istedim.

Kitaptaki anne ile ilgili olan çalışmayı ben Anneannem için yaptım.

Anneannem (28 yaşında 8 aylık hamileyken ölmüş… Annem 3 yaşındayken)

Onun yaşamının ve kaderinin sorumluluğunu üzerime almayacağımı, ona iade ettiğimi ve ondan bana gelenleri sevgiyle kabul ettiğini söyledim.

Artık rahatlıkla gidebileceğini (yanında doğar doğmaz ölen 2 çocuğu ve karnındaki bebeğiyle) bembeyaz bir ışıkla gitti… Giderken üzerime rengarenk çiçekler saçıldı…

Aradan 10 dk. geçmişti ki

Erkek kardeşim Whats App’tan fotoğraf göndermiş… İlk defa “Allah Allah ne gönderdi acaba?” diye de çok şaşırdım…

Açtım baktım.

Annem terastaki çiçekleriyle ilgilenirken fotoğraf çekmiş… Ve bana göndermiş…

Kardeşim başka zaman böyle bir şey için para versem bile yapmaz…

Hem şaşkınlıktan hem mutluluktan ağladım…

Bence anneannem bana çiçekleri gönderdi…Hem de kendi kızıyla… Yani annemle.”

Bu mesajı okuduktan sonra Pi’nin Yaşamı’ndaki soruyu size de sormak istiyorum. Hangisine inanmak sizi mutlu ediyor. “Çiçekleri gerçekten anneannenin mi gönderdiği yoksa bunun gerçeklikle hiçbir şekilde ilgili olmadığı mı?”

Bu yazıyı sevdiyseniz “Mutlu Bir Hayatın Sırrı Hikayenizde Gizli!” adlı yazıyı da okuyun.

 

 

BİR CEVAP BIRAK