İnancın gücü adına

İnancın gücü adına

114
0
PAYLAŞ

İnanç dediğimiz zaman sanırım çoğumuzun aklına dinsel olgular gelecektir. Tanım olarak yola çıkacak olursak aslında çokta farklı sonuçlar ile karşılaşmıyoruz. Tanrıya inanmak, dine inanmak, insana inanmak, ideolojilere inanmak vs.

Hepsinin çıktısında ki sonuç bağlılık ve teslimiyet bileşenlerinden oluşuyor. Ama asıl gelmek istediğim yer düşünsel ve davranışsal inançlar.

Yaşamda kimi zaman karşımıza bazı olumsuzluklar ve engeller çıkabiliyor. Ve genellikle bunların sebebini ararız. “Niye hep benim başıma geliyor?” Ya da “Ne kadar bahtsız bir insanım” gibi kapalı cümleleri tekrar ederiz. Çoğu zaman da sorumluluğu yükleyecek birileri bulunur. Onun yüzünden, bunun yaptıklarından dolayı der, rahatlamaya çalışırız. Çünkü her şeyin iyi ve güzel olması adına çok çalışır, plan yaparız. Bunun için sonuçların da beklentimizi karşılaması gerekir.

Bilinç ve bilinçaltı kontrolümüz dışında çatışma içindedir. Bilinçaltını bilgisayar veya telefonların işletim sistemi ya da arabaların motor düzeneği gibi düşünebiliriz. İçine attığımız bilgiler yaşamda vereceğimiz kararlarda veya mücadelede yardımcı olmaktadır. Belirli bir yaşa kadar sadece çevresel faktörler ile depolama yapabildiğimiz bilinçaltında ya doğru şeyleri atamazsak? Sürekli kayıt yapan zihin gördüklerimiz ve duyduklarımız sonrasında bazı kalıplar üretebiliyor. İşin en garip tarafı da aklımız ile bilinçaltının farkına varamamız.

“İlk önce oyunun kurallarını öğrenmelisiniz, sonra da herkesten iyi oynamayı.”
Einstein

İçimiz sıkıldığında başımıza bir olumsuzluk geleceği, çok güldüğümüzde üzücü bir şey yaşanacağı vb. gibi düşünce kalıplarını ya başımıza bir zaman böyle bir şey denk geldiği için ya da çocukluktan beri yaşadığımız çevrede öğrendiklerimiz ile oluşturuyoruz. Bu tip inançlara bağlılık bilgi ve yeniliği kabul etmemektedir. Zihin algıladıklarına göre davranış modeli sergilediği için ya anlaşılamayan ya da sürekli çatışan bir karakter ile karşı karşıya kalırız.

Olumsuzluk, aksilikler hatta hastalıklar ardı sıra davetsiz misafir gibi gelir kapıya dayanır.

Peki, yaşamımızda eleştirdiğiniz insanları ve buna bağlı olguları şimdi bu açıdan düşünmenizi istiyorum. Size göre anlamsız gelen birçok şeyin nasıl oluştuğunu gözünüzde canlandırır mısınız?

Çözüm nedir?

FARKINDALIK …
Farkındalık insan zihni için en büyük güçtür. Bu sürecin başında bile atılan ilk adımların etkisi şaşkınlık ve heyecanla sizi saracaktır. Bilinçaltının kontrolünden çıkıp özgürleşmemiz, gelişmemiz ve sonra bilinçaltını iyileştirmeyi sağlamalıyız.

Eğer bugün sığındığınız düşünce kalıplarına göre her şey kötü ve imkânsız olsaydı hala Cooper’ın ürettiği 25 cm büyüklüğünde ki telefonu kullanıyor olurduk. 19. yüzyılın başlarında yüksek atlama rekoru 1.5 metre iken yeni teknik ve yöntemlerle 1.97, 2.03, 2.28 metre gibi artan sonuçlarla rekor değişmiştir.

Bugün ise dünya rekoru 2.45 metreye ulaşmıştır. Eğer ilk günden bu güne gelişim için emek verilmeseydi bugün hala 1.5 metre rekor olarak anılacaktı.

Şimdi söyle bakalım hala inancımın gücü adına mı diyorsun?

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse Mark Wolynn‘in Seninle Başlamadı adlı kitabını alabilir ve ilk adımı atabilirsiniz.

“Bir fikir edinin. Hayatınızı bir fikir haline getirin. Düşünün, hayal edin, bu fikri yaşayın. Beyninizin, kaslarınızın, sinirlerinizin, vücudunuzun her bir parçasının bu düşünceyle dolmasını sağlayın ve her bir düşünceyi sadece yalnız bırakın. Başarıya giden yol budur!” Swami Vivekananda

Sevgilerimle,

Ender ERMİŞ
Yönetici Koçu

BİR CEVAP BIRAK