Harika bir ilişki emek ister.

Harika bir ilişki emek ister.

1390
0
PAYLAŞ

Harika bir ilişki emek ister. İyi bir evlilik yürütmek istiyorsanız, kendi rolünüzü iyi oynamalısınız. Zira emek vermezseniz, evliliğin nimetlerinden faydalanamazsınız. Faydali bir ilişki yaratabilmek için emek verilmesi gerektiği lafı, o kadar uzun zamandır bizler, ilişki ‘uzmanları’ ya da terapistler tarafından kullanılıyor ki, bunun doğruluğunu çok az sorguluyoruz. Buradaki emek gerçekten ne anlama geliyor? Gercekten de “emek vermeye” gönüllü olmak, ilişki kalitesini belirleyecek kadar kritik bir unsur mudur? Hakikaten de ilişkilerin ihtiyacı olan şu EMEK nedir?

Bu düşünce, inançlarımıza ve ilişkilerimize öylesine kazınmıştır ki, bu konuyu bir konuşma esnasında duysak ya da bir kişisel gelişim kitabında okusak dahi onu sorgulamak aklımıza gelmez. Bu anlayışa daha yakından bakmanın bir faydası olur mu? Belki. Ananemin eskiden söylediği gibi, “Bir bakmak lazım.”

Emek vermek ve ilişkiler ile ilgili değerlerimizi analiz etmeye başladığımızda ilk karşımıza çıkan şey, aslında emek kavramının ne olduğundan pek de emin olmadığımız ve konsepti daha iyi anlayabilmek için mevcut emek inancımızı sıfırlamaya çalıştığımızdır. Eğer siz de çoğu insan gibiyseniz, o zaman emek vermek sizin için de öyle çok heyecan verici, keyifli bir kavram olmasa gerek. Kadim Amerikan Sözlüğü emek kelimesini söyle açıklar: “Bir şeyin üretimi aşamasında sarf edilen fiziksel ya da zihinsel gayret.” Eş anlamlıları ise iş, çaba, gayret, uğraş, sorun, zahmet gibi kelimelerdir. “Zahmet”, sıkça emek ile ortak kullanılan ve “İlerlemeyi zorlaştıran” anlamına gelen bir kelimedir. Hah! Emekten bahsedildiğinde hepimizin içinde bir direnç oluşmasına şaşmamak gerek.

O yüzden ilişkiye emek verme konusunda kafanız karışıksa ya da karmaşık hisleriniz varsa merak etmeyin, yalnız değilsiniz.

Kaldı ki sevgi dolu bir ilişki ve onsuz yaşamanın oluşturduğu acı o kadar büyük motivasyonlardır ki, kafa karışıklığımızla yüzleşmemizi, sorunlara meydan okumamızı ve onların üstesinden gelme surecimizi provoke edebilir. Ancak soru havada asili kaldı: ilişkinin ihtiyacı olan ’emek’ ne demektir? Bu soruyla yüzleşmek, paradoksal bir şekilde aslında bizleri yine ilişkiye bakmaktan alı koyup kendimize yönelmemize sebep olur ki bu, bazen ilişkinin sonlanmasıyla bile sonuçlanabilir. Barry ve Maya, bunu zor yolu seçerek öğrendiler.

20 sene boyunca Barry ve Maya ‘sadece adı evlilik olan’ bir birliktelik yasadılar. Faturaları ödediler, iki oğlan büyüttüler, ev aldılar, masada ve dolapta yeterince yiyecek olmasını sağladılar; yani aile hayatinin dıştan görünür tüm gerekliliklerini yerine getirdiler. Ancak ne yazık ki evliliklerinin kalbi, ilgisizlikten durmak üzereydi. İkisinin de ilişkilerindeki sorunları görmezden gelmeleri, Maya’nin umutsuz, yalnız ve bitkin bir halde hissederken yaptığı o şeye kadar devam edebildi. Kocasını aldatmak.

Maya: “Aldatmaya eğilimliydim çünkü derin bir duygusal açlık hissediyordum. Senelerden sonra ilk defa yaşadığımı hissediyordum. Ölümden dönmek gibi bir şeydi bu. Barry ile evliliğimi bitirmek değildi amacım, sadece yasama geri dönmek istemiştim.”

Maya ve Barry her zaman birbirlerine karşı dürüst olmuşlardı. Maya Barry’ye onu aldattığını itiraf etti.

Barry: “ Yıkılmıştım. Ve ayrılmaya kesinlikle karşıydım. Neden bu isi yürütemediğimizi anlayamıyordum. Maya’nin tekrar hayata dönmek istediğini biliyordum ama bunu neden evliyken yapamadığını anlamıyordum. Onun ruhunu geri kazanabilmesi için her şeyi yapmaya hazırdım. “

Ancak Maya, zaten ölmüş bir ilişkide kalmanın kendisini mahvettiğine ikna olmuştu. Maya’nin isteksizliğine rağmen, yine de bir evlilik danışmanına başvurdular ve bir arada yasamak çekilmez bir hal alana kadar, bir sene daha birlikte yaşadılar. Sonunda Maya ufak bir daireye taşındı. Barry ise çocuklarla ayni evde yasamaya devam etti.

Barry ya da başka bir erkek ile, kendi içsel dinginliğini kazanmadan, hemen bir araya gelmenin kendisini eski kalıplara geri taşıyacağının farkında olan Maya; “Kendimi ayni şekilde kaybetmeyeceğimden emin olana kadar yeni bir ilişkiye girmemeye söz verdim. Sözümü tuttum ve yeni biriyle bir şeyler yasamadan önce 4 sene bekledim” diye ifade ediyor hislerini.

Bir senelik ayrılık süreci boşanma ile sonlandı. Bu süre zarfında aralarındaki iletişim sadece çocukların ziyareti konusu üzerinden devam etti. Herkes serbest bir hayat yaşıyordu. Her ikisi de bu süreyi, bağımlı yaşamın getirdiği ölü toprağını üzerlerinden atabilmek için, kendilerini iyileştirerek geçirdiler. Birbirlerini ya da ilişkilerini kontrol etme zorunluluğu olmaksızın, sonunda her ikisi de senelerdir ilgisizlikten derinlere gömdükleri ihtiyaç ve özlemlerine dikkatlerini yönlendirebilmişlerdi. Barry de Maya da hayatlarını geri kazanabilmek için tüm varlıklarını ortaya koydular. Her ikisi de senelerdir görüşmedikleri arkadaşlarıyla ilişki tazelediler. Barry, benzer süreçten gecen erkeklerin oluşturduğu bir destek grubuna dahil oldu. Maya da uzun süredir dokunmadığı için küf tutmuş hayallerini hayata döndürme konusunda destek aldığı bir kadın grubuna dahil oldu. Her ikisi de kendi kişisel terapilerine yönlendiler.

Aralarında kişisel süreçlerine dair hafif bir iletişim vardı, ama ikisi de ayni sureci yaşıyorlardı: senelerin ihmalinin kaybettirdiklerini geri kazanma arayışı ve yeni ilişkiler hakkında yasadıkları endişe. Ayrılıktan 4 sene sonra Barry, boşanmaya ısrar ettiği için Maya’ya karşı oluşan küskünlük ve kırgınlıktan vaz geçti ve Marry’ye ilişkilerinde nerede hata yaptığını anladığını söyledi. Başka hiçbir şeyin, yasadığı boşanma sureci kadar kendisini su an yaşadığı hayata ve değişime itmeyeceğini düşünen Barry, “Bunu hiçbir şeye değişmem” diyerek açıklıyor hislerini.

Her ne kadar ikisi de tekrar birleşmeye niyetlenmeseler de zamanla kendilerini birbirleriyle daha fazla görüşürken buldular. Yavaş yavaş karşılıklı daha cesur, daha açık olmaya ve sonunda kendilerini senelerdir hissetmedikleri kadar mutlu hissetmeye başladılar. Tekrar ayni eve taşındılar ve sekiz sene sonra yeniden evlendiler. İkinci evliliklerinin üzerinden seneler geçti, ayrı yasadıkları 4 senenin kendilerine kattığı faydalar, ilişkilerine de yansıdı ve tüm bunlar hala ilişkilerine, kişisel hayatlarına, ailelerine, ve hayatlarına farklı topluluklardan eklenen bir çok insana ilham vermeye devam ediyor.

Mitoloji ve tarih konusundaki tutkusunu yeniden fark eden Barry çok beğenilen, ‘Madness at the Gates of the City: The Myth of American Innocence’ adli kitabini yazdi. Maya ise iki farkli antolojide yayımlanan şiir kitabini yazdı.

Barry ve Maya’nin çabaları, kendi ruhlarına ulaşmalarını ve kalplerini en derin arzu ve karşılanmayan ihtiyaçlarına açmalarını sağladı. Yolculukları hem kişisel ve eşsiz hem de evrenseldi. İlişkimiz ile ilgili hayallerimizi belirlerken, onların yaptıkları ve bizlerin de yapması gereken şey, önce kendi hayallerimizi belirlemek. Bu bizi muhtemelen önce kaybettiklerimiz için yas tutmaya, sahip olduğumuz nimetlere şükretmeye, bizi ele geçiren bağımlılıklarımızdan kurtulmaya, ilgilenmediğimiz kırgınlıklarımızı iyileştirmeye ve sonuç olarak takdir edilme, güvenlik, kontrol ya da basari gibi faktörler yüzünden kurban ettiğimiz iç bütünlüğümüzü yeniden kazanmamıza yönlendirecektir. Bu da daha önce görmezden geldiğimiz olasılıkları, artık görmemizi sağlayacaktır. Bu, tüm yasam boyu verilmesi gereken bir emek. Peki buna değer mi? Bunu anlamanın sadece tek bir yolu var. Hayatin sizi adim atmak için zorlamasını bekleyebilir ya da buna gerek kalmadan hayatinizin dizginlerini hemen elinize alabilirsiniz. Seçim size ait.

Bu yazıyı sevdiyseniz “Mutlu Bir Hayatın Sırrı Hikayenizde Gizli!” adlı yazıyı da okuyun.

Kaynak: Bu makale Psychology Today dergisinden Laden Baygin tarafından çevrilmiştir.