Iki Erkek Bir Kadın

Iki Erkek Bir Kadın

309
0
PAYLAŞ

Yan masada iki adam konuşuyorlar. Ben tek başına kitap okuyup kahvemi içiyorum ama onların yüksek sesle ve çok eğlenerek yaptıkları konuşma kulaklarıma doluyor;

 “ Ya arkadaş, ya ben bu kadını doyuramadım, isteklerinin sonu yok .”

“ Ama arkadaşım sen de onun her istediğini yaparsan olmaz ki . O zaman tabi hiç durmadan ister. Öyle her istediğini yaparsan doymaz bu kadın milleti, birini yapıyorsan diğerini asla yapmayacaksın.”

“ İyi de istediklerini yapmadığımda dır dır ediyor, kavga çıkarıyor. Bende yeter ki sussun diye yapıyorum.”

“ İşte bu en büyük hatan. Alıştırmayacaksın onu böyle. Terbiye edeceksin ve korkutacaksın arada bir. Bu kadın milleti var ya verdikçe azar, sevdikçe şımarır. Yok öyle yağma, az ver az sev. Yoksa yakanı kaptırdın mı yer bitirirler seni.” Cümlesini duyduktan sonra artık dinleyemedim.

Sinirlerim alt üst olmuş yerimden fırlayıp O “ az ver az sev, terbiye et “ diyen adamın yakasını toplayıp;  “ Sen kimi terbiye ediyorsun be. Ne o karşında ki köpek mi kedi mi. Karının insan olduğunu unuttun anlaşılan yoksa sen pek insanlaşamamışsın ondan mı ?” dememek için içimde patlayan öfkemi dönüştürücü bir enerjiye çevirmeye karar verdim.

Eğer sohbette neler olduğunu, bu iki erkeğin kadına karşı tavırlarının altında yatan sebebi göremeseydim inanın bana o yakayı toplar onun terbiyesi için elimden geleni ardıma koymazdım.

O yüzden yerimden kalktım, sandalyemi çevirip onların masasına yerleştim hiçbir şey demeden. O bizim Bay Terbiye’cinin gözleri fal taşı gibi açıldı, ben de bir mendil uzattım salyalarını silmesi için. Bay Her İstediğini Veren sadece şaşkınlıkla bakıyor ve büyük ihtimal içinden “ Bu kadın benden ne isteyecek ki ?” sorusu geçiyordu.

“ Kahve “ dedim ona “ aaaaanlamadım “ diye kekeledi, “ kahve içerim “ dedim tekrar, komutu tam olarak aldı bu kez ve siparişi verdi.

Öncelikle terbiyeci olana döndüm ve  “ Bana annenden bahsetmek ister misin?” diye sordum. “ Ne annemi, ne diyorsunuz ?” gibi şeyler geveledi.

“ Bana annenden bahsetmek ister misin diye sordum ama anlaşılan anlamıyorsun sorumu. O halde şöyle devam edeyim. Çocukluğunun zorlu geçtiğinin farkındayım. Sevildiğini hemen hiç hissetmemiş olabilirsin. Bu da seni bugün ki haline yani sevmeyi bilmeyen durumuna getirmiş olmalı. Anne-babanla ilişkinde çoğunlukla sert davranışlara maruz kalmış olmalısın ki bugün bunu bütün diğer ilişkilerine yansıtıyorsun. Severek ilişki kurmayı öğrenmemiş olman sevmeyi bilmediğin anlamına gelmez bunu biliyor musun. Üstelik hayvanlar evet senin dediğin gibi çeşitli yollarla terbiye edilirler, bazen şiddetle bazen sevgiyle ama biliyor musun en çabuk ve hızlı değişimi sevgiyle dolu yaklaşımlarda bulurlar. “ bunları söylerken tam gözlerinin içine bakıyordum hiç ayırmadan, o ise saniyelik aralıklarla kaçırdığı gözlerini nereye odaklayacağını bilemez bir ürkeklikle dinlemeye çalışıyordu beni. Ürkmüştü çünkü karşısında kendinden emin, ondan korkmayan, anlaşılan fazla da terbiye edilmemiş bir kadın vardı ve tam ona doğru netlikle konuşuyordu.

 “ Lütfen korkma benden, sana hiçbir zarar vermeyeceğim sadece şu an beni anlamanı ve kadınları terbiye edilecek birer yaratık olarak görmekten vaz geçmeni umuyorum.”

Terbiyeci’yi öylece bırakıp Her İstediğini Veren’e döndüm. Diğerinde olduğu gibi gözlerinin ta içine bakarak konuşmaya başladım;

“ Karına yani kadına her istediğini vererek onu sessiz tutmayı amaçlıyorsun bunu anlıyorum. Onun istediklerinin yapılmadığında göstereceği tepkilerle uğraşmakta ya da baş etmekte zorluk yaşayacağını düşündüğün için bu yolu seçtiğinin farkındayım. Ancak; kendini sevdirmenin veya başkasını sevmenin yolunu bir şeyler vermek olarak öğrenmek durumunda kalman bugün hala bunu sürdürüyor olmanı gerektirmez. Karşımda oldukça gelişmiş bir erkek varken ilişkilerini neden hala çocukluk pazarlıklarınla sürdürmeyi seçtiğini düşünmeni rica ediyorum senden. Bunu benim için yapabilir misin ?” istemsiz hareketlerle başıyla onaylıyordu beni, farkında olmadan.

“ Kahve için teşekkür ederim. Tekrar karşılaşmak umuduyla …..” diyerek kalktım, çıkıp gittim kendi yoluma. Ama her ikisinin de hala şaşkınlıklarla arkamdan bakakaldıklarını bilmenin yüzümde yarattığı muzipçe gülümsemeyle …….

 

Sema Deniz’in yeni kitabı 40 Ruh Çemberi’ni satın almak için buraya tıklayın.

izotomi

 

BİR CEVAP BIRAK