İçler Dışlar Çarpımı

İçler Dışlar Çarpımı

207
1
PAYLAŞ

Yıllarca devam etti o büyük yanılgım. Canım her sıkıldığında, içim her karardığında, heyecanla beklediğim bir organizasyon ya da yılda bir kez yapılan özel bir iş toplantısı olduğunda…eşimle kavga ettiğimde veya çocuklardan bunaldığımda…bir konuda kararsız kaldığımda, bir sorunu çözdüğümde, yeni bir problemle karşılaştığımda, çok sevindiğimde, çok üzüldüğümde… ya ödülüm, ya kaçışımdı o.

Her seferinde önce geçici bir rahatlama ve mutluluk hissi sonrasında ufak ufak pişmanlık belirtileri. Biliyorum siz de yaptınız bir dönem. Ya da hala yapıyorsunuz belki. Sigara mı sandınız, yoksa içki mi ? Yok onlardan bile daha kötü bir alışkanlıktı benimki.

İçinin karışıklığını, dışından düzeltme isteği. Birkaç giysi alışverişi. Bir kuaför ziyareti. Kozmetik de iyi gelir. Çizgileri “önleme”ürünleri ile başlar önce, sonra yıllar geçtikçe ” kırışıklıkları” giderici (!) ürünlere terfi edilir hani . Böyledir işte dışımızı koruma, güzelleştirme, düzeltme isteği. Kitaplara zaman bulunamazken, çocukları bırakıp konsere gidilemezken, bir öğle arası bir sergi gezilemezken, alışverişe zaman bulunur her daim. O biraz da görevdir sanki. Çalışan kadınsın ya “kendine bakmalısın” klişesi.

Dışına baka baka, içini yavaş yavaş unutursun o yıllarda. Unutmak da istersin zaten. Dayanamayacağını bilirsin içinle yeniden gözgöze gelmeye. O orada dursun öyle dersin. Ona birşey olmaz zannedersin. Biraz beklesin, sonra nasıl olsa ilgilenirim diye avutursun kendini. Aslında nasıl ilgileneceğini de pek bilemezsin. Öylesine dışındadır ki aklın. İçin aklını kaçırır, farkedemezsin.

Keşke iyi bir koçum olsaymış o yıllarda diyorum şimdi. Gözümün içine bakıp “sen gerçekten ne istiyorsun ki ?” diye bana soracak biri. Neyi neden istediğimi hatırlamam için bana uzun bir sessizlik sağlayacak.”Neden böyle yapıyorsun peki?” deyip beni yargılamayacak. “Bak sen en iyisi şimdi bunu yap” deyip bana kendi aklını pazarlamayacak biri olsaymış yanımda. Dolapları bekleyen onca giysi, 3 kereden fazla kullanılmayan onca krem, onlarca değişik saç rengi… hiçbiri benim koçum değildi. Hiçbirşeyi değiştiremedim, çok değiştim sanırken… Hiçbirşeyi gerçekten istemedim, beni istediğim yola götürmediğinden.

O içten bakışla, o yumuşak ses tonuyla, o hasret kaldığım anlayışla, bana belki de çocukluğumdan beri hiç sorulmamış olan o güzel soruyu sorduğunda koçum, değişti dünyam . Derin bir nefes alıp içime doğru baktım tekrar, yıllar sonra. Terkedilmiş gibi bir köşede, sessiz duran içime, taa içime. Onu giydirmek, onu süslemek, onun elinden tutup istediği yerlere götürmek istediğimi farkettim. Kitaplar aldım ona çeşit çeşit. Müzikler dinlettim. Açıkhavada yürüttüm uzun uzun, kuşların sesini, çiçeklerin rengini, yağmurun damlalarını farketsin yeniden istedim. Yazılar yazdırdım ona, döksün diye içini, unutsun diye sessizliğini.

Anlayacağınız, yıllar dışımı yıpratadursun, ben artık içimin bakımı ve güzelliği için zaman harcamaya karar verdim.

 

1 YORUM

  1. cok dogru ve net bir ozet, ne kadar erken farkina varsak, o kadar iyi …

Comments are closed.