ICF Türkiye, Öğretmenler Haftası’nı, “koç öğretmenler” ile kutladı.

ICF Türkiye, Öğretmenler Haftası’nı, “koç öğretmenler” ile kutladı.

40
0
PAYLAŞ

Uluslararası Koçluk Federasyonu ICF Global’in ülkemizdeki imtiyazlı kuruluşu ICF Türkiye(Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği-UPDK), Öğretmenler Haftası’nı, koçluk deneyimine sahip öğretmenlerin katıldığı bir webinar etkinliğiyle kutladı. ICF Türkiye Başkan Yardımcısı Tuna Aktuna moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe, eğitimci ve ICF üyesi Bengü Boyacıoğlu, Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) eğitmeni Seda Altay, Şişli Terakki Lisesi Müdürü Sema Deniz Yıldırım, Özel Şişli Terakki Anaokulu ve İlkokulu Müdürü Zehra Kasap ve Hürriyet Gazetesi eğitim yazarı Nuran Çakmakçı katıldılar. 

Etkinlikte, koçluk deneyimine sahip panelist öğretmenlerin, bütün öğretmenlerin koçluk eğitimi alabilmesinin, ülkemiz ve eğitim sistemiz için büyük bir kazanım olacağı konusunda hem fikir olmaları dikkat çekti.

Sertifikasız koçlara dikkat!

Etkinliğin ilk kısmında, bir gazetecisi olarak koçluk mesleğine ilişkin gözlemlerini ve kendisine gelen değerlendirmeleri aktaran Nuran Çakmakçı; özellikle pandemi gibi zor bir dönemde daha da fedakarca hizmet vermeye çalışan öğretmenlerimizi bir kez daha kutlayarak, şunları söyledi: “Bu platformda bana ulaşan mesleki aksaklıkları, bizzat meslek üyeleri sizlerle paylaşmayı önemli ve gerekli buluyorum izninizle. Velilerin, hem koçluk mesleğini hem de öğretmenlerin koçluk donanımına sahip olmalarını çok önemsediğini gözlemliyorum ama maalesef son zamanlarda çok çiğnenen bir kavram oldu koçluk. Bu durumun, ‘sertifikasız ya da yetkili olmayan kurumlardan alınan sertifikalarla hizmet verenler’ ve ‘koçluk mesleğinin iş tanımının yeterince netleştirilememesi” gibi iki temel nedeni olduğunu düşünüyorum. Bu konuda ICF gibi meslek örgütlerine gerçekten iş düşüyor. Bunu toplumumuza, verilere, ana babalara daha çok anlatmanız; hatta anlatmamız gerekiyor.”

Öğretmenlik-koçluk ilişkisine de değinen Çakmakçı; “Genel bir ifadeyle, benim için her öğretmen, öğrencilerinin koçudur aslında ya da öyle olmalıdır. Öğretmenlerimizin akademik ve pedagojik formasyon eğitimin yanında, koçluk eğitimi de almalarını çok faydalı görüyorum. Ayrıca, koçluk desteği ve eğitimi konusunda, öğretmenlerimizin de verileri aydınlatması gerekiyor. Bu konuda da öğretmenlerimize büyük görev düşüyor. Artık çocuklarımız 3 yaşından itibaren öğretmenlerin elinde.” dedi. 

ICF Türkiye Başkan Yardımcısı Tuna Aktuna ise, Çakmakçı’nın konuşmasının hemen ardından, ICF Global’in, sonuçlarını yeni açıkladığı Küresel Koçluk Araştırması’ndan da; mesleğin geleceğini olumsuz etkileyebilecek faktörler arasında, “sertifikasız koçluk hizmetinin” ilk sırada çıktığının altını çizdi. Ayrıca, koçluk, mentorluk, danışmalık, psikolojik danışmanlık mesleklerinin ayrı ayrı alanlar olduğunu ve her birisinin iş tanımlarının net çizilmesi ve iyi anlatılması gerektiğini ifade etti. Koçluğun 2013 tarihinde Resmi Gazete’de bir meslek olarak ilan edildiğini ve o tarihten bu yana, her meslek gibi bir yönetmeliğe sahip olduğunu sözlerine ekledi.

İç dünya yolculuğu

Koçluğun, kendilerine ve mesleklerini uygulama şekillerine katkılarına ilişkin soruyu, iletişim handikaplarını çözme konusunda kendisine büyük katkı sunduğunu belirterek yanıtlayan, Bengü Boyacıoğlu, “Koçlukla tanışmam, bunun eğitimini almam, iç dünyama yolculuk kapısı açtı. Aslında böyle özetleyebilirim bunu. Günlük koşuşturmamızda unuttuğumuz kendi öz değerlerimizin farkına varmak gibi önemli bir faydası daha olabiliyor. Tüm iletişim sürecim çok daha rahat ve akıcı hale geldi; iletişim becerilerimi çok daha yetkin kullanır hale geldim. Yeni bir vizyon kazandım ve anda ve farkında olarak iç yolculuğum devam ediyor.” dedi. 

Okullar her şeyleriyle dinamik yapılardır

Aynı soruyu, özellikle etkin ve derin dinleme konularında önemli kazanımlar elde ettiğini vurgulayarak yanıtlayan Şişli Terakki Lisesi Müdürü Sema Deniz Yıldırım ise şunları söyledi: “Okullarımız bilindiği gibi, öğrenciler, öğretmenler, yöneticilerle birlikte çok dinamik yapılar ve böylesi yapılarda etkin iletişim becerileri, sadece bireyleri değil; başta eğitim kalitesi olmak üzere, tüm bu dinamik yapıyı geliştiriyor. Benim farkındalık oluşturduğum ve herkese önerdiğim şeyler şunlar oldu: Sınıfı ve mesleği eğlenceli hale getirmek, sürekli bilen ve öğreten olmaktan vaz geçmek ve öğrencilerin katılımcı olmasını sağmak. Açıkçası tüm bunları bir potada eritebilecek benim bildiğim tek şey koçluk ve koçluk eğitimidir.”

Ömür boyu bir öğrenen olmak

Özel Şişli Terakki Anaokulu ve İlkokulu Müdürü Zehra Kasap ise, eğitim mesleğinin zeminini oluşturan pedagojik formasyon içerikleri ile koçluk mesleğinin altyapısının ortaklığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Gerçekten koçluk eğitimi, öncelikle gerçek anlamda bir öğrenen haline getiriyor insanı. Ben şu anda ulaşabildiğim meslektaşlarıma liderlik yapan bir öğrenen olarak görüyorum kendimi. Benim için çok farklı bir tecrübe oldu. Aslında eğitim alanının kendisinde de vardır bu sürekli öğrenen olabilme süreci ve bu anlamda da büyük uyum içinde her iki meslek de. Ayrıca koçluk eğitiminin ve farkındalığının en büyük katkılarından birisi de, mükemmel olma açmazından kurtulmamıza yardımcı olmasıdır.”

Pandemi ve koçluk 

Pandemi etkisine ilişkin sorulara koç öğretmenlerin verdikleri yanıtlar ve ailelere sundukları önerilerde dikkat çekiciydi. Bu süre içinde, adeta çok bilinmeyenli bu denklemde kendilerini, sınıf içinde ya da dışında öğretmen kimlikleriyle, ilişkide bulundukları insanların kendi denklemlerini yaratmalarına rehber yapar halde bulduklarını vurgulayan Zehra Kasap, “Evlerimiz okul oldu, iş yeri oldu. Aile içi dengeler yeniden inşa edilmek durumunda kaldı. Karşılaştığımız sınırlar, engeller bizlere, bazen bütün seçeneklerin sona erdiği hissini yaşattı. Tam da koçluk yetkinlerimizin bu noktada bizleri kurtardığını düşünüyorum. Bunu ilk yardım çantasına benzetiyorum ve koçluk ve eğitmenlik sayesinde bu çantada işe yarar çok malzeme var.” dedi. 

ICF üyesi Bengü Boyacıoğlu ise, pandemi ve uzaktan eğitim gibi zorunlu bir süreci, özellikle anneler için, çocuklarıyla daha verimli geçirebilecekleri birer fırsat süreci olarak görmelerini önererek, sözlerine şöyle devam etti: “Tam da bu noktada derin dinleme pratiği gerçekten çok önemli. Çocuklarımızın neler hissettiğini anlamak ve bunu özgürce ifade etmelerini sağlamak yaşam ve ilişki kalitemizi artıracaktır. Yeni kuşaklar artık dinlenildiği hissetmek istiyor. Burada empati kurmak ile pozitife odaklanmak da çok önemli diğer pratiklerdir bence. Tüm bunlar bu zorlu süreci daha sağlıklı atlatmamıza yardımcı olacaktır.”

Dünya olarak travmatik bir süreçten geçtiğimiz halde, bazı anne babaların, çocukları sanki böyle bir sürecin dışındaymış gibi davrandıklarını vurgulayan Sema Deniz Yıldırım ise,“Elbette çocuklarımızda da performans düşüklüğü olacaktır. Anne babalar bunu kabul etmeliler; normal bir süreç yaşamıyoruz ki… Duygularla beslenen bir canlı türüyüz. Pandemi sürecinde ev içinde özellikle sözel şiddetin artığına dair duyumlar alıyoruz. Buna çok dikkat etmek gerekiyor.” dedi.