HUZUR dediğin nedir ki?

HUZUR dediğin nedir ki?

521
0
PAYLAŞ

Tüm birbirimize ilettiğimiz güzel dileklerde genel olarak  ‘HUZUR’ baş tacıdır, sağlık, mutluluk dileklerimizin beraberinde.

Samimi olmak gerekirse bendeniz Eckhart Tolle ‘nin Şimdi’nin Gücü  adlı kitabını okuyana dek huzur ve mutluluğu birbirinden ayrılmaz bir parça olarak düşünmüşümdür; İlgili kitapta Echart Tolle “Mutluluk, olumlu olarak algılanan koşullara dayanır; iç huzuru buna dayanmaz……..Örneğin, sevdiğiniz bir insan öldüğünde, ya da siz ölümünüzün yaklaştığını hissettiğinizde, mutlu olamazsınız. Bu olanaksız bir şeydir. Ama, huzurlu olabilirsiniz. Üzüntü ve gözyaşları olabilir, ama direnmeyi bırakmışsanız, üzüntünün altında derin bir dinginlik, sessizlik, kutsal bir mevcudiyet hissedeceksiniz. Bu Var’lığın yayınıdır, bu iç huzurudur, karşıtı olmayan iyiliktir…”diye ifade etmiştir.

Tanımlara baktığımda bizlerin sürekli olarak mutluluk peşinde koşması ve de mutluluğun bir koşula bağlı olması, süreklilik arz etmemesi, çok ironi olarak geliyor. Huzur da istediğimiz bir şey ancak, sanki önceliğimiz mutluluk gibi …

O zaman ne oluyor da huzursuz oluyoruz? Huzur kelimesinin karşıt anlamı;  Endişe, kaygı, sıkıntı.

Endişe kelimesinin sözcük anlamı

  1. Kaygı, tasa, üzüntü
  2. Korku, kuşku

Kaygı kelimesinin sözcük anlamı

  1. kötü bir sonuç doğacak diye duyulan üzüntü tasa

Sıkıntı kelimesinin sözcük anlamı

  1. boş oturma, tekdüze yaşayış, ilgisizlik, bezginlik gibi nedenlerle oluşan ruhsal yorgunluk
  2. bir karışıklığın, bozukluğun  yol açtığı güç durum ya da etkili ve sürekli ruhsal ve fiziksel yorgunluk olarak ifade edilmiştir.

Kurumsal iş hayatında çalışırken, yıllık izine  bir anlamda tatile çıkmadan önce iznimi huzurlu geçirmek için genel olarak  tüm işlemlerin tamamlanması gerektiğine inanır ve hunharca son günlerde bu işlerimi tamamlamaya çalışırdım. O zaman içimin rahat olacağını düşünürdüm. O akşamlardan birinde karşıma çıkan ne tesadüftür ki bir söz, bana kaya gibi çarpmıştı:

“Ego der ki; her şey olmasını istediğim gibi tam olsun, o zaman huzurlu olacağım. Ruh der ki; huzurlu ol o zaman her şey tam olmasını istediğin gibi olur “ Osho

Bir yanda huzur bir yanda endişe, kaygı, sıkıntı…

Endişe, kaygı her ikisi de henüz olmamış olmasını olası gördüğümüz durumlara karşı yaşadığımız bir duygu. Geleceğe dair olması olası durumlara karşı olumsuz düşüncelerimiz. Sıkıntı ise hissedilen ruhsal yorgunluk.

Huzurlu olmamız için sanki bazı şartların olması gerektiğine inanıyoruz. Ancak, o zaman huzurlu olabiliriz. Huzuru kendimizce bir koşula bağlamamız ise, huzuru da mutluluk gibi yapıyor, bir an var oluyor sonrasında yok oluyor.

“Huzur içeriden gelir; onu dışarıda arama. İçinde renk yoksa, dışarıda gökkuşağı arama!” Buddha

Spritüel öğretiler de huzurun dışarıda değil içeride olduğu vurgulanmıştır. 

Huzurlu olduğum anları düşündüğümde, genel olarak zihnimin sustuğu konu hakkında olumlu olumsuz yorum yapmadığı anlar olarak nitelendirebilirim. Sadece o andaydım. Bu Cemal Süreyya’nın şiirinde dediği gibi  alabildiğince mavi denizi seyrettiğimde de, uçan martılara bakarken de, güneşin doğuşunu seyrederken de, güzel bir film seyrederken de, sadece zihnimde herhangi bir geçmiş gelecek düşünmeden işimi yaparken de, arkadaşlarımla sohbetin tadını çıkartırken de…

“Bunlar güzel şeyler, ya yaşadığın olumsuz şeyler de neler oluyordu?” derseniz, huzuru makale konusu yapacak kadar düşündüğüme göre, huzursuz olduğum anlar da oldukça fazla ve bunun nedenini sorguluyorum ve bunun üzerine tutkuyla çalışıyorum. 

Huzursuz olduğum anları sorguladığımda geçmişimde ve şimdi de kabullenemediğim, istemediğim bir durum ya da gelecekte olması olası gördüğüm bana göre kötü olabilecek durumlara karşın hissettiğim kaygı. Daha derine indiğimde ise aslında ağırlıklı olarak ne geçmiş ne de şimdi tamamen geleceğe karşı duyulan kaygı, endişe yani BİLİNMEZ’in tedirginliği.

Şimdide “Her an huzurlu olabiliyor musun?” diye sorarsanız sadece o anda olduğum zamanlar “evet” diyebiliyorum. O anda kötü bir şeyler yaşıyorsun, kaza geçirmişsin, canın acıyorsa diye soracaksanız, sadece yaşıyorsam o anı , sadece olayı yaşıyorsun, canın acıyor, ağlıyorsun .

Ne zaman şimdi de huzur olmaz , Şimdi de olmadığın ve de aslında yaşamadığın, yaşamayı durdurduğun zamanlar. Olan bir olayı kabullenmediğimizde ya da sayısız potansiyeller arasında bizim olmasına olasılık verdiğimiz ve olmasından korktuğumuz durumlar karşısında  genel olarak acı ve ıstırap çekeriz, endişeleniriz, kaygılanırız, çünkü sadece o his vardır tüm benliğimizde… Oysa yaşam devam ediyordur ancak biz  güneşin doğuşunu da, bir çocuğun şen kahkahasını da açan bir çiçeği de dalgalanan denizi de uçan martıları da fark edemeyiz…Yaşama karşı adeta kilitlenmişizdir, ruhumuz yorulmuştur, yaşamla birlikte su gibi akamadığımız anlardır, zamanlardır onlar.

Huzurlu olduğumuz anlara dönelim biraz. O anlar yaşamın kutsamaya döndüğü anlardır. O zamanlarda içimizde bir dinginlik, bir umut vardır, sanki yaşamla barış imzalanmıştır. Hayat’ta güneş açmıştır, her şey daha net daha görünür olmuştur. O anda aldığımız nefes, dostlarla ettiğimiz sohbet, çocuğumuza eşimize anne babamıza sarılışımız anlam kazanmıştır. Yaşam yaşama dönmüştür, neşe saklandığı yerden ortaya çıkmıştır tıpkı bir afacan çocuk edasında.

Huzur veren insanları seviyorum

Deniz gibi berrak coşkulu,

Alabildiğince mavi,

Umut dolu… Cemal Süreyya

Huzurlu olmak için yapmamız gerekenler olarak internet sitelerine baktığımda, internet sitelerinin de sözlük anlamlarına bakmaksızın genel olarak  mutluluk ve huzur konusundaki önerileri bir arada ya da benzer olarak tuttuğunu gördümJ

Ne güzel ki biz biliyoruz, huzur için bir koşulun olması gerekmiyor. içimizde, sadece çıkmasına izin vermemizi, bir bebeğin gülüşünde olduğu gibi, ona bakmamızı, hissetmemizi, sadece orada olmamızı  bekliyor.

Huzur ile ilgili Echart Tole ayrıca “Hayatı yargılamayı bıraktığınız ve onu olduğu gibi kabul ettiğiniz an, zihniniz içinde özgürsünüz demektir. Artık orada sevgi, neşe ve huzur için yer açılmıştır. “ der.

Hepimiz için YAŞAM’la BARIŞ yaptığımız, YAŞAMA güvendiğimiz, özellikle KENDİMİZ’i kendimizin olduğu gibi sevdiği anların çoğaldığı,Kendimizi tanımanın yaşamı tanımak olduğunu hissettiğimiz,  huzurlu bir yaşam dilerim.

Sakine KAŞ