Alan Turing

Alan Turing

127
0
PAYLAŞ

Bir adam düşünün. Öyle bir adam ki, II. Dünya Savaşı’nın seyrini değiştirecek bir buluşa imza atmış olsun, binlerce insanın yaşamını kurtarsın, Avrupa’yı sürekli Nazi işgalinden korumuş olsun. Hatta aynı adam bugün hepimizi elinin altındaki bilgisayarların ve yapay zekanın temellerini atmış olsun. Kavramsal olarak ortaya attığı fikirler ölümünden yıllar sonra bile yapay zekadan nano-teknolojiye, moleküler biyolojiden matematiğe kadar her alanda hala geçerli, hala kullanılır olsun… Ama insanlığı derinden etkileyen bu katkıları olmasına rağmen, bu adam ne okullarda fen derslerinde anlatılsın, ne de adı filmlerde geçsin….

İşte bu unutulmuş dahinin adı Alan Turing.

23 Haziran 1912 tarihinde, Londra’da bir erkek çocuğu doğar. Bu çocuk sayesinde yıllar sonra bilgisayarlar hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline gelecek, gene bu çocuk sayesinde İngiltere II. Dünya Savaşı’nda Nazileri alt edecek ve deniz kuvvetlerinde savaşan pekçok askerin hayatı kurtulacaktır. Dünya tarihini değiştirecek bu çocuğun adı Alan Mathison Turing‘dir.

Daha küçük yaşlardayken öğretmenleri Turing’in oldukça zeki, öğrenme isteğiyle dolu ve özellikle de matematik konusunda çok yetenekli olduğunu fark ederler. On dört yaşına geldiğinde, Dorset’te bulunan Sherborne Okulu’na başlar. Okula başlama tarihi İngiltere’deki 1926 büyük grevine denk gelir. Ama Turing okulun ilk gününe yetişmeye  azimlidir,  tek başına bisikletle 100 km pedal çevirir, yolda bir handa geceler ama okulun ilk gününe vaktinde yetişir.

Sherborne, Turing’in yaşamının dönüm noktalarından biri olacaktır. Burada önce hayatının ilk aşkı Christopher Marcom ile karşılaşır Turing ve delicesine aşık olduğu bu hemcinsi sayesinde eşcinsel olduğunu fark eder. Daha sonra, Marcom’un  okulun bitimine birkaç hafta tüberkülozdan ölmesi üzerine Tanrı’ya olan inancını kaybeder ve insan doğasındaki tüm olayların tamamen organik bir nedeni olduğu sonucuna varır.

King’s College’den mezun olduktan sonra ABD’ye giden Turing 1936-1938 yılları arasında Princeton Üniversitesi’nde doktora yapar. Burada matemetik ve kriptoloji (şifrebilim) üzerine çalışır, 1938 yılında II. Dünya Savaşının göbeğindeki İngiltere’ye geri döner, döner dönmez de İngiliz ordusu tarafından kriptoloji ekibine dahil edilir.

Yapay zeka konusundaki ilk fikirler ve Enigma

Alman hükümeti, savaş sırasındaki haberleşmesinde değişen şifreli mesajlar kullanmaktadır ve bu şifreleri  Enigma adı verilen bir makina ile oluşturmaktadır. İngiliz hükümetinin savaş iletişim üssü olan Bletchley Park’ta kriptoloji ekibiyle çalışan Turing, bir süreliğine Alman deniz kuvvetlerine ait şifrelerin kırılımı için çalışan kriptoanaliz ekibinin başına getirilir. Bu görevdeyken, Alman şifrelerini kırmak için farklı yöntemler geliştirir ve Enigma cihazı tarafından üretilen şifreleri kırmaya yarayan Bombe isimli bir elektromekanik makinanın tasarımına  katkıda bulunur. Dijital bilgisayarlara giden ilk adım olarak görülen Bombe cihazları, Nazileri şifreli mesajlarını deşifre ederek müttefik devletlere Nazi Almanyası karşısında çok büyük bir avantaj sağlar. Turing sayesinde pekçok kişinin hayatı kurtulur ve savaşın seyri Nazilerin aleyhine döner.

Turing, savaşın ardından kafasındaki matematiksel mantıktan kökenli  fikirleri, kriptoloji üzerine çalışırken edindiği deneyimi ve daha önceden edindiği pratik elektronik bilgisini birleştirir ve hayali olan ilk modern bilgisayar tasarımı üzerinde çalışmaya başlar.  İlk planları Londra Ulusal Fizik Laboratuarı tarafından onaylansa da, tasarımı aynı dönemde bilgisayar bilimi üzerine çalışan Amerikan proje ekiplerinin fikirlerinin gölgesinde kalır. Zira Turing’in savaş yılları sırasındaki başarıları ve geliştirdiği fikirler hala “çok gizli” statüsünde yer almaktadır ve bilimsel yayınlara konu olmaları mümkün değildir.

Gökten üç elma düşmüş….

1952 yılında, evine hırsız giren Turing, polise verdiği ifadede eşcinsel olduğunu açıkça söyler. O yıllarda İngiltere’de eşcinsellik suçtur. 1952’de eşcinsel olduğu için “ahlaksızlık” yasasından hüküm giyer ve uzun bir hapis cezası ile kimyasal hadım edilme arasında bir seçim yapması istenir. Hadım edilmeyi seçen Turing’e mahkeme kararı ile yüksek dozda kadınlık hormonları enjekte edilir. Bu tedavi sonucunda cinsel istekleri ortadan kalkar, göğüsleri büyür ama belki de kendisi için en önemli olarak düşünme yetisi sekteye uğrar. Yenilikçi ve sıradışı Turing gün be gün ortadan kaybolmaya başlamıştır.

O yıllarda eşcinsel olmanın, ve bunu açık açık ifade etmenin cezası acımasızcadır. Vücudundaki ve zihnindeki bu değişiklikler yetmezmiş gibi bir de İngiliz gizli servisi Turing’i göz altına alır. Eşcinselliği nedeniyle daha güvenilmez, şantaja daha açık olduğunu düşünürler. Her hareketi izlenir, rapor edilir hale gelir.  Bireysel tercihini açıklamasıyla herkes II. Dünya Savaşı’nda binlerce insanın yaşamını kurtaran Turing’i unutur. Arkadaşları birer birer azalır, evine kimse gelip gitmez olur.

1954 yılında, 42. yaşgününden birkaç hafta önce evinde ölü bulurlar Alan Turing’i. Başucunda yarısı yenmiş bir elma vardır. Yapılan otopside ölüm nedeni ortaya çıkar: Siyanür zehirlenmesi sonucu intihar.Resmi raporlara göre başucundaki elmayı once siyanüre batırmış, sonra kurumasını beklemiş ve ardından yemiştir Turing.  Çocukluğunda en sevdiği masal Pamuk Prenses olan bu yalnız adam, masaldaki kötü kalpli cadının elmasını kendisi imal ederek, kendisini dışlayan, farklı olduğu için yargılayan dünyadan ilelebet kaçmıştır.

Bireysel tercihleri yüzünden yargılanan, uğradığı ayrımcılık ve baskı nedeniyle intihar eden Alan Turing öldüğünde sadece 41 yaşındaydı. O güne dek ortaya sürdüğü fikirler bilgisayar ve yapay zeka konularında çığır açmıştı, belki yaşasaydı o egzantrik fikirler üretebilen beyniyle bilim ve insanlığa çok daha fazla katkıda bulunacaktı. Ama toplumsal tahammülsüzlük bu dahinin aramızdan çok erken yaşta ayrılmasına neden oldu.

Sizler de bir bilgisayar başında her oturduğunuz ya da cep telefonunuza her el attığınızda bunu Alan Turing’e borçlu olduğunuzu hatırlayın.

Unutmayın ki, şu an bu yazıyı da onun geliştirdiği fikirlerin bilgi işlem uygulamalarında vücut bulmuş halleri sayesinde okuyabiliyorsunuz.

Apple firmasının eski logosu.

Meraklısına notlar

  • Apple firmasının yarısı ısırlmış elma logosunun Turing’in dehasına ve ölüm şekline bir atıf olduğu yönünde bir şehir efsanesi var. Apple logosu olan ısırılmış elmanın eşcinsel hareket sembolü olan gökkuşağı renginde tasarlanmış olması bu söylentiyi güçlendirmiş.  Logonun tasarımcısı ve Apple firması yetkilileri bunun doğru olmadığını açıklamışlar. Ancak,  Steve Jobs’un bu söylentiyi duyunca “Doğru değil, ama keşke doğru olsaydı.” dediğini de belirtelim.
  • 2001 yılında çevrilen İngiliz yapımı olan ve başrollerinde Douglas Scorr ve Kate Winslett’in yer aldığı Enigma isimli filmde, II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz gizli servisinin Enigma şifresini kırış öyküsü anlatılmaktadır. Film boyunca AlanTuring’den hiç bahsedilmez, filmin hiçbir sahnesine adı geçmez.

Kaynak: AçıkBilim

BİR CEVAP BIRAK