Hormonlarınızla Tanışın – Menopoz Sadece Östrojenle İlgili Değil!

Hormonlarınızla Tanışın – Menopoz Sadece Östrojenle İlgili Değil!

3145
0
PAYLAŞ

“Sorun Sende Değil Hormonlarında” kitabının yazarı, ödüllü beslenme uzmanı Nicki Williams, nasıl göründüğünüzü, hissettiğinizi ve düşündüğünüzü belirleyebilecek dört hormonu anlattı.

Menopoz söz konusu olduğunda, konunun östrojen seviyelerinin azalmasından ibaret olduğunu düşünüyoruz. Hormon Replasman Tedavisi’nin eksilerini ve artılarını tartışırken, östrojen ve / veya progesteron replasmanından bahsediyoruz. Mesele şu ki, menopoz belirtileri sadece bu iki hormona bağlı değil.

Vücudunuzda dolaşmakta olan 100’den fazla hormonun arasında nasıl göründüğünüzü, hissettiğinizi, düşündüğünüzü ve performans gösterdiğinizi belirleyebilecek dört hormon bulunuyor. Bu dört hormonun kontrolü, 40 yaş sonrasında zorlaşıyor. Onlarla ilgilenmediğiniz takdirde, kilo verme çabalarınızı sabote edebiliyor, metabolizmanızı yavaşlatabiliyor ve enerji seviyenizi düşürebiliyorlar. Bunun sonucunda da bir hormon kargaşası ortaya çıkıyor.

  1. Kortizol – Stres Hormonu

Sabah uyanmak, gün boyunca uyanık kalmak ve yolunuza çıkan tehlikeleri ve tehditleri yönetmenize yardımcı olmak için adrenal bezlerinizden kortizol salınır.

Mağara adamları zamanında, stres hormonları bir aslan saldırısına ya da kıtlığa karşı hayatınızı kurtarırdı. “Savaş ya da kaç” tepkisini oluşturacak bu hormon, sizi gerekli durumlarda alarm durumuna geçirirdi.

Bir aslan tarafından kovalandığınızda gerçekten hayat kurtarıcı bir mekanizma olan bu hormon, trafik sıkıştığında ya da işler üzerinize yığıldığında pek de kullanışlı değil!

Elbette, yaşamda karşınıza çıkan acil durumlar için “savaş ya da kaç” tepkisine hala ihtiyacınız var; ancak içinde yaşadığımız dönemde sürekli talep eden patronlar, son teslim tarihleri, ilişki sorunları, trafik sıkışıklığı, çocuklar, para kaygıları ve çok daha fazlası günümüz streslerini meydana getiriyor.

Tabiat Ana, strese karşı size sadece bir yanıt verdi, bu da sizi hayatta tutmak için tasarlanan “savaş ya da kaç” tepkisi. 7/24 hayatımızı ele geçiren teknoloji, uzun çalışma saatleri ve karşımıza çıkan günlük stresler o dönemde hayal bile edilemezdi.

Evrimsel stres, geçici olmak üzere tasarlandı. Aslandan kaçtığınızda mağarada dinlenip toparlanabilmeniz gerekirdi. Günümüz stresinden kaçamazsınız, çünkü hiç durmaz.

Kortizol, önceliğe sahiptir. Tehlikede olduğunuzda, tüm rezervleriniz hayatta kalma mekanizmalarına yönlendirilir. Bu da başka şeyler için enerji yok demektir. Enerji kalmayan bazı süreçler şunlar:

  • Sindirim süreçleri – Hayati besinleri sindirmek ve özümsemek
  • Yağ yakma – Metabolizmanız enerji ve yağ depolarını korumak için durur
  • Bağışıklık – Enfeksiyon ve toksinlerle mücadele
  • Seks hormonları – Üreme, aylık döngü, menopoz, cinsel dürtü, kemik sağlığı

Menopoza geçiş yıllarında, hormon dalgalanmalarının yarattığı ekstra stres nedeniyle aşağıdaki semptomlar daha da kötüleşebilir:

  • Sinirlilik
  • Bunalmış hissetmek
  • Ruh hali dalgalanmaları
  • Göbek bölgesinde yağlanma
  • Enerji düşüşleri
  • Uyku düzeninde bozulma
  • Kaygı
  • Beyin sisi / hafıza kaybı
  • Sindirim sorunları
  • Sık soğuk algınlığı / enfeksiyon
  • Düşük cinsel dürtü ve / veya kısırlık
  • Adet öncesi sendromu
  • Ateş basması
  1. İnsülin – Yağ Depolama Hormonu

Ne yaparsanız yapın, karın bölgenizdeki yağlanmadan kurtulamıyor musunuz? İnsülin, bu durumdan sorumlu olan hormonlardan biridir.

İnsüline ihtiyacınız var. Ancak kan şekerinizi düzenleme konusunda hayati önem taşıyan bir hormon olan insülin, yaşam tarzı alışkanlıklarınız veya tükettiğiniz besinlerden dolayı yüksek seviyelere gelebilir.

Çok fazla miktarda karbonhidrat yediğinizde veya aşırı stresli olduğunuzda ortaya çıkan kan şekeri dalgalanması, insülini uyarır. Bu da bir müddet sonra hipoglisemi adı verilen kan şekeri çökmesine neden olabilir. Kan şekeri değerleriniz dibe vurduğunda bisküvi, börek veya çikolata gibi besinlere karşı kontrol edilemeyen bir özlem çekersiniz. Bu süreç, kısırdöngü halini alır.

Daha fazla yağ depolamak ruh halinizi, enerjinizi ve beyin işlevlerinizi azaltmanın yanı sıra, hızlı yaşlanmanıza neden olur. Kanınızda bulunan tüm o şeker, glikasyon adı verilen bir tepkimeye yol açar ve vücudunuzdaki proteinlere yapışarak hasara ve yaşlanmaya neden olur. Sık görülen bazı belirtiler şunlardır:

  • Bel bölgesinde kalınlaşma
  • Aşırı derecede şeker ve karbonhidrat isteği
  • Erken saatlerde uykusuzluk
  • Öğleden sonra enerji seviyelerinde çöküş
  • Adet öncesi sendromu
  • Baş ağrısı, sinirlilik, titreme, zayıf konsantrasyon
  • Sık idrara çıkma
  1. Tiroit – Metabolizma Düzenleyici Hormon

Tiroit hormonlarınız, vücudunuzdaki her bir hücrenin düzgün çalışması için hayati önem taşır. Her hücrede bir tiroit reseptörü vardır. Tiroit hormonları, hücrelerimiz için termostat benzeri bir işlev görür. Ne kadar hormon aldığınıza bağlı olarak sizi ya yükseltirler (metabolizmanızı, enerjinizi, uyanıklığınızı) ya da düşürürler (metabolizmanızı yavaşlatır, enerjinizi korur, vücut sıcaklığınızı düşürür, gerekli olmayan fonksiyonları kapatır).

Tiroit hormonu düzgün çalışmıyorsa, vücuttaki hemen hemen her şeyi etkileyerek çeşitli semptomlara neden olabilir. Bu semptomların bazıları aşağıdaki gibidir:

  • Kiloda artış
  • Yorgunluk
  • Ruh hali değişkenlikleri, kaygı veya depresyon
  • Beyin sisi / hafıza kaybı
  • Sindirim problemleri
  • Üşüme
  • Saç kaybı, cilt kuruluğu, çabuk kırılan tırnaklar
  • Düşük cinsel dürtü ve / veya kısırlık
  • Adet öncesi sendromu

Tüm bu belirtilerden kaçınmak için, düzenli olarak tiroit testi yaptırmak son derece önemlidir.

  1. Östrojen – Seks Hormonu

Kadınların %80’inden fazlası, seks hormonlarındaki değişimler ve dalgalanmalar nedeniyle 40 ila 55 yaş arasında çeşitli semptomlar yaşar. Östrojen seviyelerindeki değişiklikler özellikle sorun doğurabilir.

40 yaşından sonra üreme kabiliyetiniz azalır. Doğduğunuz zaman sahip olduğunuz milyonlarca yumurta rezervi, bu süre zarfında birkaç yüze kadar azalır. Bu geçiş süresi büyük hormon dalgalanmaları ve zayıflatıcı belirtilere sebep olabilir.

Birçok kadın vücudunun menopoza girdiğini fark etmiyor. Menopozun sıcak basması dışındaki semptomları, diğer hormon rahatsızlıkları ile benzerlik gösterdiğinden, özellikle genç yaştaki kadınlar erken menopoz yaşadığının farkına varamıyor.

Düşük östrojen seviyeleri; gece terlemeleri, kırışıklıklar, uykusuzluk gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Daha ciddi koşullar ise uzun vadede osteoporoz, kalp hastalığı ve bilişsel gerileme gibi problemlere neden olabiliyor. Sık görülen belirtiler arasında şunlar bulunuyor:

  • Sıcak basması, gece terlemesi
  • Ruh hali değişkenlikleri
  • Sinirlilik
  • Kilo alımı
  • Uykusuzluk
  • Hafıza kaybı / beyin sisi
  • Düşük libido / ağrılı cinsel ilişki
  • Eklem ağrısı ve kemik kaybı
  • Adet düzeninde bozulma
  • Adet öncesi sendromu
  • Göğüste hassasiyet
  • Şişkinlik / ödem
  • Baş ağrısı veya migren

Menopoz belirtileri için standart tıbbi tedavi, östrojen ve progesteron seviyelerini dengeleyen Hormon Replasman Tedavisidir. Ancak HRT, vücudunuzda bu kadar önemli rol oynayan diğer hormonlara hitap etmez.

Bir hormondaki dengesizlik, bir diğerini etkiler. Tüm belirtileri kontrol etmek için doktorunuza danışarak yaptıracağınız detaylı bir hormon testi, hayat kalitenizi düşürecek bu belirtileri yaşamanızın büyük oranda önüne geçecektir.

Hormonlarınızı yiyecekler, yaşam tarzı alışkanlıkları ve takviyelerle dengelemek büyük bir fark yaratabilir.

Hormonlarınızla ilgili daha fazla bilgi almak ve yaşam kalitenizi yükseltmek için Sola Unitas Yayınları tarafından yayınlanan Sorun Sende Değil Hormonlarında isimli kitaptan yardım alabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK