Hiyerarşi mi? Anarşi mi?

Hiyerarşi mi? Anarşi mi?

82
0
PAYLAŞ

Hiyerarşi günümüzde gerek kamu gerekse iş dünyasında kurumların yönetimlerinde kullandıkları ast-üst ilişkisini yetkilendirdikleri sistemdir. Buna göre görev dağılımı, iş kontrolü belirlenen bu çerçeve içerisinde sağlanmaktadır.

Hiyerarşi her ne kadar işlerin sınıflandırması ve bu işlere göre kişilerin yetkilendirmesini sağlasa da, üstten asta doğru artan bir baskı çarkı olarak dönmektedir.

Sistemin oluşumu ve şekillenmesi zaman içinde uygulamalarda yapılan değişiklik ile görülmüş ve her kurum, işletme örgüt yapısına göre yönetim zincirini kurmuştur.

Antik Yunan döneminden günümüze kadar uzanan bu köklü sistem sizce doğru anlaşılıp uygulanıyor mu? Denetim ve kontrolün sağlanması ve iş akış görev dağılımının zeminini sağlayarak, emir-komuta zinciri ile kısıtlanan ve bundan beslenen sınırlı çalışma modeli olarak karşımıza çıkıyor.

“İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.” V. Hugo

Çalışma hayatımda gözlemlediğim ve bir dönem kendimin de yaşadığı en büyük sorun yetki-sorumluluk ikilisiydi. İşletmeler de görev dağılımı yapılırken, çalışanın mesleki tecrübesi, okuduğu okul, sosyo-psikolojik durumu göz önünde bulunduruluyor. Çoğu zaman sorumluluğa uygun olan profil yerine, sorumluluk yükünü taşıyabilecek güçlü profiller tercih edilmektedir. Verilen sorumluluk ve aidiyet duygusu ile körüklenen çalışanlar, kendilerini değerli ve önemli hissetmeleri ile beraber yapmış oldukları işlerde kısa zamanda yüksek performans gösterirler. Bu noktada aslında bu tip çalışanları besleyen içsel motivasyonlarının yüksek olmasıdır. Bu motivasyon değeri ön plana çıkana kadar verilen sorumluluk sayesinde yüksek performans beklentisi içindedirler. Ama iş dünyasında örgüt çalışmasına göre sistem yürüdüğünden, sorumluluk verilen çalışanlar kısa zaman içerisinde yetki sorunu ile karşılaşırlar. Yani sorumlu oldukları işin yapılmasında, yetkisi yoktur. Yetki kapısına geldiğinde görevini tamamlaması için yetkili olan ama iş ile ilgili yetkin olmayan üstünden onay için eşikte beklemektedir. Üst pozisyonunda olan yönetici veya çalışanlar hiyerarşinin onlara verdiği yetkiye dayanarak kimi zaman egoist, kimi zaman hedonist kişiliklere bürünürler. Tabi ki zamanla hiyerarşik yapı, anarşik çatışmalara sebep olur.

Burada bahsedilen alt-üst çatışması değildir. Ve her insan ilişkisinde olduğu gibi burada ki iş ilişkisinde de uyumlanma, kabullenme ve çatışmalar söz konusu olacaktır. Ancak burada adil(!) bir yönetim sistemi kolları sıvayarak süreci yönetmelidir.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşinin en üst düzeyinde olan ‘’Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı’’ ve önceki adımda ‘’Saygı İhtiyacı’’ kavramlarında anlattığı gibi kişinin farkındalığını kazanması ve yaşamda uygulaması ve çevresinden saygı görmesi ile özsaygı değerinin de beslenerek doygunluğunun artması kişinin iyi olmasını sağlayan değerlerdir.

Günümüzde hiyerarşi liderlik, statü gibi kavramlarla şekillenmesinden dolayı iletişimde bu tarz problemlere yol açmaktadır. Oysa ki doğru kurulan ve müdahale edilmeden, kişileri kayırmadan, adil davranarak ve yetki-sorumluluk ikilisini ayırmadan yapılacak bölümlendirme ile anarşik duyguların işletme ve çalışanlar üzerinde yayılması azaltılabilir.

Tabi ki işletme ve kurumların ihtiyaçlarına ulaşırken kullandığı araçlara (insanlara) ve kalkınma planlarına bakmak oldukça önemlidir.

Sevgilerimle,
Ender Ermiş

“Orkestrayı yönetmek isteyen, sırtını kalabalığa dönmelidir.”
James Crook

BİR CEVAP BIRAK