“Herkes Dahîdir”

“Herkes Dahîdir”

167
0
PAYLAŞ

Diploma ve alınan derecelerin, ünvanların zeka göstergesi olarak algılandığı toplum yapısı aslında her gün hayatın içinde yaşayarak, araştırarak öğrenmenin önemine gölge düşürüyor. Einstein “Herkes dâhidir “ demiş. “Ama eğer bir balığı ağaca tırmanma becerisi ile değerlendirmeye kalkarsanız bütün hayatı boyunca aptal olduğunu düşünür.” Herkesin aynı kriterler üzerinden değerlendirilmesi eğitim sisteminin çok büyük bir ayıbı ama maalesef çocuklar hala günümüzde bunun sıkıntısını çekiyor.

Eğitim öğretime başladığımız ilk günden itibaren iyi not almanın akıllı olmak ile eşdeğer olduğu bize hissettirilir. Halbuki bu şekilde zekayı kısıtlı parametrelerle ölçmekle kalmıyor aynı zamanda duygusal zekayı da göz ardı ediyoruz.

Modern eğitim sistemi değerlere odaklanmayıp, materyalist bir dünyaya hizmet ettiği için de daha huzur ve barış dolu, insanların birbirine anlayış ve şefkatle yaklaştığı bir dünya hayalini de ıskalamış oluyoruz. Doğduğumuz andan itibaren maddi hedeflere odaklanmamız yönünde aile ve okul tarafından yönlendiriliyoruz. Genellikle ezber yoluyla elde edilen bir diploma ya da sertifika peşinde koşarken dünyayı ve çevremizde olup bitenleri sorgulamayı unutuyoruz. En kötüsü insanların kendini başarısızlık örneği hatta ezik bir insan olarak görmeleri.

Modern dünyada okullar duygusal gelişmeyi göz ardı ediyor hatta gençlerin bu konuda cesaretini kırıyor. Bir çocuğa egosunu nasıl fark edip denge oluşturacağı öğretilmez ve kendi davranış kalıplarının ne olduğu ve nasıl oluştuklarını fark etmeleri yönünde eğitim verilmez. Sonuçta stres ile baş etmeyi öğrenememiş, kendini ve diğer insanları sevip kollama konusunda hiç düşünmeye yönlendirilmemiş kendi hayatları üzerinde olumlu etki bırakamayan bir nesil ile karşı karşıyayız. Dalai Lama diyor ki “ Eğer bu önemli şeyleri yetişkin olmadan öğrenseydik dünyamız daha çok barış ve şefkat dolu olurdu.

Maddi servet peşinde koşarken kalbinin sesini dinlemeyi unutuyor insanlar. İtaat etmeye ve her şeyi önceden belirlenmiş belli bir şekilde yapmaya zorlanan insanların belki bir sürü takipçisi oluşuyor ama pek azı gerçek lider olabiliyor.

Klinik Psikolog Dr. Kelly Flanagan’a göre “Hayır” diyemediğimizde çevremizdeki herkesin duygularını içine çeken bir sünger haline geliriz ve diğer insanların ihtiyaçları tarafından emilip kendi kalbimizi kaybederiz. İşte bunun için okullarda gençlere kendi değerlerini fark etmeleri için eğitim verilmezse, maddi zenginliğe odaklanmaya devam edecekler ve mutluluğu içlerinde değil dış kaynaklarda beyhude arayacaklar. Kendilerinin ve başkalarının duygularını önemsemeyi öğrenemeyip, hayatın stres dolu deneyimleri ile baş edemeyecekler. Sonsuz potansiyel ve çözümlerle dolu kaynağımızı keşfedebileceğimiz bir eğitim sistemi hayal gibi görünse de belki gerçek olur. Neden olmasın?

Yeşim Erberksoy

İzotomi Projesi Koordinatörü

Kaynak: www.collective-evolution.com