HER GÜN AYNI GÜNE UYANMAK

HER GÜN AYNI GÜNE UYANMAK

250
0
PAYLAŞ

Groundhog Day- Bugün Aslında Dündü filmini izlediniz mi bilmiyorum, filmin kahramanı her gün aynı güne uyanıyordu.  

Her gün aynı güne uyanmak, nasıl olur? ilk bakışta hepimize gerçekleşmesi çok uzak bir şey gibi gelebilir. Film başka şeyleri sorgulasa da bana çağrıştırdığı aslında aynı güne uyanmak çoğumuzun hayatında farkında olmasak da zaman zaman olan hatta belki de süreklilik arz eden bir durum. Her gün kendimizi tekrar etmek, aynı güne uyanmak değil mi? Pazartesi geliyor diye üzülüyoruz, Cuma gelsin diye bekliyoruz, çabuçak geçen hafta sonu ardından yeniden bir Pazartesi geliyor, döngü devam ediyor. Yetiştirilmesi gereken işler, katılmamız gereken toplantılar, ödenmesi gereken faturalar peşinde koşarken biz, günler birbirini kopyalıyor.

Ne oluyor da karbon kağıttan kopya günler yaşıyoruz? Alışkanlıklarımız. Her gün aynı şeyleri yapmak, aynı davranışlarda bulunmak, aynı tepkileri vermek, aynı şeyleri konuşmak, aynı şikayetlerde bulunmak, aynı insanlarla bir arada olmak, işe-okula aynı yoldan gitmek, aynı kaygıları, korkuları taşımak, hafta sonları bile benzer programlar yapmak, günümüz bitmeyen dizilerinde kaybolmak, akıllı telefonlara kilitlenmek, her hafta Pazartesi günü spora, rejime, dil kursuna, dansa başlayacağım deyip başlayamamak,  renkli yaşamımızın tek göstergesi sosyal medyadaki paylaşımlarımıza aldığım beğeni sayısı derken tekrarların birbirini takip etmesi, günlerin birbirinin aynı olması, hayatımızın ise karbon kağıttan kopya günlerden oluşması. Bir şekilde alışkanlıklarımız hayatımızı yönetiyor hale geliyor. An’ı yaşamıyoruz, ya geçmişte ya da gelecekte zihnimiz ve susmamacasına sürekli konuşmakta, yaptıklarımızı ise sorgulamıyoruz artık, sadece yapıyoruz, otomatik pilotta yaşıyoruz. Sonra günlerimizi hatta geçen yılların nasıl hızla geçtiğini anımsayamıyoruz, çünkü biz gerçek anlamda tüm benliğimizle orada değildik.

Her gün aynı şeyleri yapmanın hiç faydası yok mu?  Bize hizmet eden alışkanlıklarımız işleri kolaylaştırır, bize güç katar, başarıya götürür, hayatta hedeflediklerimize daha kolay gerçekleştirmemizi, daha sağlıklı bireyler olmamızı sağlar. Günlük olarak kendimize düzenli zaman ayırmamız, sevdiklerimize zaman ayırmamız, spor yapmamız, günü planlamamız, kitap okumamız, meditasyon yapmamız, bolca su içmemiz, yapılacaklar listesi oluşturmamız, sağlıklı beslenmemiz gibi alışkanlıklarımız bizim daha iyi hissetmemize ve verimli olmamıza da katkıda bulunur.

“Tekne limanda güvendedir. Ama teknenin amacı bu değildir”. – Paulo Coelho  

Karbon kağıttan kopya günler yaşamayı neden seçiyoruz? İnsan doğası değişim üzerine kurulmuşken, doğamıza aykırı olsa da bu durumdan sıkılsak ta kendimizi yorgun hissetsek de şikayetçi olsak ta hatta sağlığımızı olumsuz etkilese bile bildiğimiz bir yaşam, konfor sağlıyor bize. Bilinmezliğin karşısında kendimizi güvenli limanda hissediyoruz.  Sorumluluklarımız var, yapmak zorundayım diyoruz.  Burada hayatımız ve kendimiz konusundaki inançlarımız devreye giriyor.

Hayatı zor mu kolay mı olarak algılıyoruz?

Her güne nasıl bakıyoruz, hayat konusunda umutlu muyuz, korku dolu muyuz?

Hayat bir sınav yeri mi yoksa bizlere verilen bir hediye mi?

Hayat anlamlı mı, yoksa bir şekilde tamamlanacak bir şey mi? 

Ne olursa hayat yaşanmaya değer olur anlamlı olur?

Hayat süremiz ne kadar, kısa mı, sınırsız mı?

Bu hayatta belirlenmiş bir rolü mü oynuyoruz yoksa hayatımıza yön verebilir miyiz?

Neleri hak ettiğimizi düşünüyoruz?

Neleri yapabileceğimize, başarabileceğimize inanıyoruz?

Kendimizi yeterli, değerli görüyor muyuz? 

Sorular soruyorum, çünkü biliyorum ki hepimiz bir şekilde hayatımızı sürdürürken, bir şeylerin peşinde koşarken, bir şeyleri tamamlamaya çalışırken, bir şeyleri kaçırıyorum paniğinde iken kendimizden de hayatımızdan da uzaklaşabiliyoruz.

ANLAR

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. 

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. 

Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, 

Gitmeyen insanlardandım ben. 

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. 

Eğer yeniden başlayabilseydim, 

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. 

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. 

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, 

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. 

Ama işte 85’indeyim ve biliyorum… 

ÖLÜYORUM…  – Jor­ge Lou­is Bor­ges,

Bucket List – Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi- Günlerimiz birbiri ile aynı olmakta yarışırken, günümüz insanı bu listeyi hazırlamakta. Bu liste son dönemde mi popüler oldu, benim mi yeni dikkatimi çekiyor bilmiyorum. Bu liste neden hazırlanır, en büyük korkularımızdan biri Jor­ge Lou­is Bor­ges’in Anlar şiirinde bahsetmiş olduğu gibi ölmeden önce hayatı istediğimiz gibi yaşamadığımız için duyacağımız pişmanlık duygusunu hafifletmek, hayatı bir nebzede ıskalamamak için diyebilir miyiz? Tabii bir anlamda hayatta neleri yapmak istediğimiz, ne istediğimizi kendimize anımsatmak için de olabilir.

Ne olması gerekiyor uyandığımız her sabahın, bir önceki sabahtan farklı olması için? Sadece bir karar, sadece bir seçim yapmak, sonrasında da aldığımız kararı uygulamak. Hayatımızın sorumluluğunu almak diyebilirim. Her gün bir seçim yapmak. Her gün yeni bir şey yapmak, mesela her gün minik adımlarla korkularımızın üzerine gitmek. Ne sağlayacak dersen, bizi tutsak eden korkularımız için ilk adım atılmış olacak. Bu yeterli mi dersen sadece o günün yeni bir gün olduğunu anlamak için, korkularımızdan özgürleşmek için, hayatımıza renk katmak için minik bir adım derim.

Hayatımız, seçimlerimizden ibaret. Hayatımızın her anında aslında farkında olmasak da bir seçim yapıyoruz ve yaptığımız seçimi yaşıyoruz. Tatmin edici bir yaşam için nasıl bir hayat istediğimizi, ne olursa gerçek anlamda yaşıyor hissedeceğimizi, tutkularımızı, yapabileceklerimizi, güçlü yanlarımızı, değerlerimizi, bize güvende tutmak isteyen ama bize hizmet etmeyen inançlarımızı, alışkanlıklarımızı  bilmemiz gerekiyor. Yaşadığımız her anda, her yeni başladığımız günde neyi yaşamak istediğimizi seçmemiz ve akabinde de eyleme geçmemiz gerekiyor ki her birimiz kendi hayatımızın başrolünü üstlenelim, hayatımızın her anında tüm benliğimizle orada olalım. Gerçekten yaşamış olalım…

Sevgiler

Sakine KAŞ Profesyonel Koç