Her aşk, kendi hikâyesini yaşar

Her aşk, kendi hikâyesini yaşar

160
0
PAYLAŞ

Hikâyenin lezzetti de acısı da yalnızca kahramanları tarafından bilinir. Kendine özgü bir dili, bir müziği, bir ritmi vardır. Yine sadece ana kahramanları olan kadın ve erkek tarafından bilinen. Hikâye başladığında, elbette yan karakterler, yardımcı roller falan vardır ancak, gelip geçicidir hepsi, hikâyenin büyüsünü, içinde barındırdığı kendine özgülüğünü asla anlayamazlar.

Peki nedir bu kadar gizemli ve kendine özgü olan? Her birimiz, doğduğumuz andan itibaren, getirdiğimiz genetik miraslarımızla, yaşadıklarımızdan edindiğimiz tecrübeler ve bunlara bağlı inançlarımızla o kadar farklıyız ki, aşk hikâyelerimizin aynı olması nasıl beklenir? Sevgi tanımlarımız, aşka yüklediğimiz anlamlar, beklentilerimiz, hayallerimiz bu kadar birbirine hiç benzemezken, yapılan genel aşk tanımları ne kadar da trajik komik değil mi?

Öyle büyük bir oyun ki bu, tüm algılarımız ile bu genel tanımlara maruz kalarak büyüyoruz. Seyrettiğimiz filmlerde, okuduğumuz kitaplarda, reklamlarda, hayatın her alanında mükemmel aşkın nasıl olması gerektiği öğretiliyor bize. Daha biz, kendimiz için ben neyim ne istiyorum soruları sormadan, ilişkide bu olmalı, söyle olmalı yoksa gerçek aşk değildir inancı ile başlıyoruz hikâyeye. Sonrası, hüsran… Onsuz yaşamam cümleleri, o giderse yarım kalırım hissi…

Sevgiliye verdiğimiz yük öyle çok ki, kendini tanımadan en çok da kendini sevmeden başlanan hikâyelerde, o boşluk onunla doldurulmaya çalışılır çünkü. Üstüne birde öğretilmiş genel kalıpları da koyduğumuzda…, Aşk böylesi ağır bir kıskaç altında ne kadar taze kalabilir ki?

Aşk, ikiyken bir olmak değil, ayrı ayrı ama birlikteyken on bin olabilmek belki de. İki muhteşem dünya niye bir olup azalsın ki. Aşk çoğaltandır belki de…

Varlığınızı onurlandırdığını tek kişilik hikâyenizde, önce ne kadar değerli olduğunuzu fısıldayın kendinize, kimim ben diye sorduğunuzda, ya da ne yaparken çok mutluyum, vereceğiniz cevaplarınız olsun. Bazen koştuğunuz, bazen de yorulup durakladığınız yol sizin yolunuz olsun. Elbet aynı yolu birlikte yürümek isteyen bir yoldaş o yolda bulunur. İşte o zaman, aşkın büyüsü başlar, iyileştirici gücü çoğalarak artar. Kalbinizi hafifletirken, bir de kanat takar size birlikte daha güzele uçun diye.

Mutlu ve doyumlu aşk hikâyeleri olanların gözlerindeki ışık, hayatlarını da aydınlatır. Sevgi ile dünyaya getirdikleri çocuklar, büyürken içlerinde bulundukları sonsuz sevgi ve güven ortamı sayesinde, dünya ya öyle güzel bakarlar ki, dünyadaki kötülük azalır…

Hani demiş ya Nazı Hikmet;

‘’Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye

İşte ben onlardan değilim

Ben sensiz de yaşarım

Ama seninle bir başka yaşarım’’

Hayatı bir başka yaşadığınız aşk hikayeleriniz olması dileği ile…
Sevgi, umut ve barış ile…

Buket Özbek
Yaşam ve Öğrenci Koçu
NLP Master

BİR CEVAP BIRAK