Hayattaki en büyük özgürlük nedir?

Hayattaki en büyük özgürlük nedir?

826
0
PAYLAŞ

Hepimiz hayatlarımızın doğal akışında giderken, beklenmedik bir olayla karşılaştığımızda “Offf bu da nerden çıktı ?” diye hayıflanırız. Ritmik ve düzenli çalışan saatin çarklarından birinin bir salise takılması gibidir o an. Rutin hayatımızda beklenmedik bir olay!!! O an olduğunda işte tam da kalbimizden geçen şey; Sanki az derdim vardı sen de nerden çıktın şimdi?

Peki aslında günlük hayatımızdan memnun muyuz? Tatillerde daha çok farkına varırız doğanın güzelliğinin, farklı yerlerin, farklı yemekler ve kültürlerin bizi nasıl mutlu ettiğini. Tatil bitince hiç uyanmak istemediğiniz rüyadan tekrar, günlük, sıradan yaşamımıza geri döneriz. Saatin akrep ve yelkovanı gibi kovalamaya başlarız yine…

Özgürlük kelimesini duyunca derin bir iç geçirme olur hepimizde.

Peki özgürlük deyince aklınıza ne geliyor?

Gezmek, istediğiniz zaman istediğiniz şeyi yapmak veya hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamak vb…

Yaşayabilmemiz için çalışmamız üretmemiz gerekiyor, bu döngü içinde hayatı yaşayamadığını düşünenlerden biriyim ben de. Gerçekte yapmam gereken bu değil de başka daha büyük bir görevim var ve ben bunu atlıyorum endişesi vardır içimde hep, sizlere de oluyor mu? Bilmiyorum.

Yanlış yerde yanlış işler peşinde hissediyorum kendimi. Günün sonunda asıl görevimi yapamadığım için üzgün ve kendi kendime kızgın oluyorum..

Zihnimde dönüp duran bir soru: Bir şeyi unuttum ama ne?

Sonra ne mi oldu ? Unuttuğum şeyi buldum tabi ki; aslında özgürlüğün çokta uzak olmadığını farkına vardım.

Bizi asıl yoran şeyin kendimizi zorlayarak, yapmaktan hoşlanmadığımız şeyleri yapmak olduğunu farkettim. Bunları mecburiyetten yaptığımız için yorgun ve bitkiniz.

Ve bir diğer “Ahaa” anımda;

Özgürlük vazgeçebilmektir.

Özgürlük, yapacaklarımız hakkında ki kararı kendimizin alabilmesi olduğunu anladım..

Sizi yoran şeyleri mecbur olduğunuz için yapmak yerine, yapmamayı tercih etmektir.

Ve günün sonunda unuttuğumu düşündüğüm şeyin kendim olduğunun farkına vardım.

Kendimi mutlu etmeyi unutmuşum,

kendime vakit ayırmayı unutmuşum

en önemlisi kendimi sevmeyi unutmuşum… Bu benim için çok büyük bir “Ahaa” ydı.

Günlük hayatımızdaki zaman çalıcıların bir tanesinden bile vazgeçebilseniz, kazandığınız zaman size kendinizi verecek. Aslında günümüzde buna yaşama lüksü diyoruz…

Yapmayacağınız şey yerine belki vitrinleri seyredeceksiniz, belki öğle yemeği arasını biraz daha uzun tutup keyfine vararak kahvenizi içeceksiniz ve kendinizi özgür hissedeceksiniz.

En son ne zaman kendi kendinize kaldınız?

Osho’nun hayatıma yön veren kitaplarından biridir “Aşk, Özgürlük, Tek Başındalık” okuyanlarınız varsa anımsayacaktır.

“Yalnızlık ne kadar acınası bir kelime” değil mi der ve devam eder,

Tek başına olmak kendini tanımak, özgürlüğe giden en büyük adımdır.

Unuttuğumuz kendimizi hatırlamak.

“Biz neler yapmak istiyor ve gerçekte ne yapıyoruz?” sorusunun cevabı kendimizle tanışmamızın başlangıcıdır. Hepimizin iş hayatında olması gereken veya takması gereken maskelerle dolaşırken kendimizi hatırlamak gerek belki de.

Ne zaman ki çimlere çıplak ayakla bassak kendimizi özgür hissetmiyor muyuz?

Peki seni kim durduruyor senden başka?

“Beni bende deme bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri”

Yunus Emre şiirinde ne güzel dile getirmiş.

Peki tüm bu günlük rutinlerimizi yapan ben ile akşam olunca kendime kızan beni nasıl dengeleyeceğim?

Kendimle kahve içerek, kendimle gezerek, kendimle kitap okuyarak. Son satırı okuyanlar akıl sağlığımdan şüphe edebilirler. Yaşadığım şehirden dolayı, birçok akıl sağlığı yerinde olmayan kişi ile karşılaştım, emin olun onlar bizden daha çok kendilerinin farkındalar.

Tek unuttuğumuz kendimiziz bu hayatta, kendini sevince, tanıyınca hayatın ne kadar güzel olduğunu hatırlayacağız. Buraya geliş sebebimiz kendimizi tanımak ve olgunlaştırabilmek.

Koçluk seanslarımızın bir çoğunda yaşadığımız en büyük farkındalıktır bu, danışanın kendini unuttuğunu anlama anı… Çünkü hayat birçoğumuz için şelaleden akan su gibi, yetişmeye çalıştığımız yapmak zorunda olduğumuz şeyler, şelalenin döküldüğü yere gelmeden bitmesi gerekiyor koşuşturması…

Özgürlük sizin başkalarına altın tepside verdiğiniz ancak kendinize kaşıkla verdiğiniz zamanınız aslında. Koçluk eğitimlerimi almak hayatta kendim için yaptığım en büyük keşiflerden biriydi, bu hediyeyi kendime verdiğim için çok keyifliyim. Bu hediyeyi başkalarının hayatlarına dokunarak, onlarla hediyemi paylaşarak devam ettirmek beni Yeryüzündeki sonsuz mutluluk Cennetine götürdüğünü hissediyorum.

Kendi keşif yolculuğunuza çıktığınızda o kalbinizi sıkan şeylerden vazgeçtiğinizde kendinizi bulutların üstünde yürürken bulacaksınız, iyi yolculuklar.

Sevgiler,
Elif Mermer
Profesyonel Koç