Hayatın Oğulları Ve Kızları

Hayatın Oğulları Ve Kızları

176
0
PAYLAŞ

Çocuk sahibi olacağınızı öğrendiğiniz anda artık hayatınız değişir, yeni bir kimlik ruhunuzda egemen olmaya başlar. O andan itibaren sizden gelen ama asla sizin olmayan bu kişi ile ilişkiniz başlamıştır. Sizden bir parçadır ama ona sahip değilsinizdir. Çünkü o kendi getirdikleriyle özgündür, doğduğu andan itibaren mizacını ortaya koyarak “ben buradayım” der. Size mutlu olduğu kadar zor anlar da yaşatır. Bu anların hepsi çok değerlidir. Biz onlara bir şey öğrettiğimizi sanarken onlar bize “ben senden farklıyım” diyerek değişik bakış açıları öğretir ve bizi büyütür.

Hem kendi yetiştiğiniz aileye baktığınızda hem de çocuğunuzu veya çocuklarınızı büyütürken fark edersiniz ki aynı şartlarda ve aynı davranış şeklinde yetiştirilseler bile çocukların konuyu algılama şekilleri, verdiği tepkiler, hayatta yapmaktan hoşlandıkları; kendilerini ev, okul ve sosyal çevrede ortaya koyuş tarzları birbirlerinden oldukça farklıdır.

“Halk arasında insan yedisinde neyse yetmişinde de o olur” cümlesi tam da doğuştan gelen mizaç özelliklerimizi tanımlamaktadır. Örneğin kızım (14 yaşında) doğduğu andan itibaren “ben buradayım” diyen, ağlayan, çok ilgi bekleyen ve hassasiyeti çok yüksek bir bebekken sonraki yıllarda çok soru soran ve anlam arayan, mutlaka mantıklı açıklama isteyen, ısrarcı, kişisel alanına sahip çıkan küçük bir çocuk haline geldi. Ardından özgürlüğüne düşkün, mantıksız kuralları kabul etmeyen, hak ve adalet arayışı içinde olan, dinlenilmek isteyen, lider olan ve gerektiğinde tartışmaktan kaçınmayan genç bir kıza dönüştü. En büyük hayali ise hayvan hakları savunucusu olmak… Oğlum ise (7 yaşında) doğduğu andan itibaren daha sakin bir yapı sergiledi. Detaycı ve kontrolcü olan, olayları matematiksel olarak gören, çeşitli araştırmalar ve deneyler yapmaktan hoşlanan, hayatında düzen ve plan olmasını isteyen bir çocuktu. Merakla soru soran ama anlatınca çabuk ikna olan, isteklerini ertelemesini bilen ve ısrarcı olmayan bir yapıya sahiptir. Büyüyünce “mucit” olmak istiyor.

Çocukların doğuştan gelen mizaçlarının ve içerisindeki var olan değerlerinin sonradan ev, okul ve sosyal çevre ile etkileşime girerek bir karakter oluşturduğu ve tüm bunların da ilerideki meslek seçimlerine etkisi olduğu bilimsel bir gerçek… Bu konuyla ilgili olarak Richard N. Bolles‘un “Paraşütün Ne Renk” kitabındaki Dr.John L. Holland’ın parti egzersizini yapmanızı öneririm. Bu küçük ve eğlenceli egzersizi siz veya çocuğunuz yaptığında hem mesleklerin gerektirdiği farklı kişilik özellikleri hakkında bilgi sahibi olabilir hem de sizin veya çocuğunuzun hangi kişilik özelliğine sahip olduğunu keşfedebilirsiniz.

Çocuğunuzun mizacını, kişilik yapısını, değerlerini bilmek önemlidir. Onları anlamayı sağlar ve iletişim kanallarınızı her zaman güçlü tutar. Ama ebeveynler olarak itiraf etmeliyiz ki; hepimiz çocuklarımızı ne kadar iyi tanıdığımızı düşünüp onlara tavsiyeler versek de gelecekleri hakkında sadece varsayımda bulunabiliriz. Özellikle ergenliğe geldiklerinde ve hayata atılmak istediklerinde içimizde bir korku belirir. Acaba mesleğinde başarılı olacak mı, para kazanacak mı, mutlu olacak mı? … Burada belki kendi yaşam gerçeğimizle onları yönlendirmeye çalışırız. Her ne kadar onları en iyi bizim tanıdığımız gibi bir düşünceye sahip olsak da gerçekte tam anlamıyla tanımamız mümkün değildir. İzotomi 2 çalışmalarında görüyoruz ki aslında öğrenci kendi mizacını, değerlerini, güçlü yönlerini, istek ve ilgi alanlarını fark ederse bunlara uygun “mutlu meslek” seçimini yapma olasılığı artıyor.

Öğrencinin kendini tanıması ne kadar önemliyse ailenin de çocuğu bu süreçte daha yakından tanıması ve onu mutlu edecek seçimlerde onu özgür bırakması oldukça önemli. Çünkü biz onlara ne yapmasını söyleyen taraf değil onun özgürlük alanında onu gözleyen ve sevgimizi her daim ona veren taraf olmalıyız.

Halil Cibran’ın da dediği gibi “Çocuklarınız kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızlarıdır. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil, bedenlerini tutabilirsiniz ama ruhlarını değil, çünkü ruhları yarındadır. Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama onları sakın kendiniz gibi olmaya zorlamayın. Çünkü hayat geriye dönmez, dünle bir alışverişi yoktur. Siz yaysınız ve çocuklarınız ise sizden çok daha ileriye atılmış oklar.”

Banu Evren
Öğrenci ve Aile Koçu

BİR CEVAP BIRAK