Hayatımızdan kayan yıldızlar

Hayatımızdan kayan yıldızlar

172
0
PAYLAŞ

Hepimiz şu koskoca Evrene serpilmiş yıldız tozlarıyız.

Ve hepimizin doğum anında parlayan bir yıldızı var.

Bu yıldızlar ışığı sönene kadar milyarlarca yıl uzaktan gökyüzünde kandil misali yanar dururlar. Bizler O’ ilk ışığı gördüğümüz de, O’ ışık yıldızlardan milyonlarca yıl öncesinden çıkmakta ve ancak bizlere ışık hızında değişen zaman dilimlerinde ulaşmaktadır. Bu süreler saman yolundaki yıldızların dünyamıza yakınlığı ve uzaklığı ile değişmektedir.

Bir yıldızın ömrü ışığı sönene kadar en az iki milyon yıldır.

“Ya bizim varoluştan bu yana tüm evrendeki ömrümüz, bu Dünyadaki ömrümüz, ya da sadece bu bedendeki ömrümüz ne kadar “?

“Bu Dünya’daki ömrümüz” diyorum çünkü hepimiz birer enerjiyiz ve enerji yok olmadığına göre, sadece form değiştirdiğine göre aslında bizlerde varoluştan bu yana başka başka formlarda bu Dünya’da ya da başka Galaksilerde yaşayan varlıklar olabiliriz.

Ruhumuz, enerjimiz tabi ki ölümsüz, ölen değişen sadece bedenimiz, yani kaba formumuz. Hepimiz bu Dünya’ya bir görevli olarak geliyoruz ve görevimiz sona erince, vakti saati dolunca ne bir nefes fazlası, ne de bir nefes eksiği oluyor ve bir kelebek misali kısacık ömrümüzden uçup gidiyoruz. Bunu değiştirmek maalesef ki bizim elimizde değil! Evren yasası böyle işliyor.

Her an, her saniye hayatımızdan birileri tıpkı yıldızlar gibi zamansız kayıp gidiyor. Kimileri çok genç yaşta, kimi daha doğarken, kimi doğmadan, kimisi de yaşayacağı kadar yaşamış hayatı görmüş geçirmiş oluyor. Aramızdan ayrıldıklarında kaç yaşında olurlarsa olsunlar yüreğimizde dayanılmaz acılar bırakıyorlar. Hepsinin yolu Işık olsun.

Ama sonuç hep aynı, maalesef ki ölüm den kaçışımız yok!

Her an hayatımız pamuk ipliğine bağlı olarak yaşıyoruz. Tıpkı son düşen uçakta bulunan gencecik on bir tane çiçeği burnunda kızlarımız gibi. Hepimizi derinden yasa boğdular Allah yollarını ışık etsin.

Pamuk ipliği

Sanki Pamuk ipliğine bağlı hayat!

Ha koptu, ha kopacak!

Yaşam gergefinde işlerken İnsan sanatını

İnce ince, düğüm düğüm, ilmek ilmek

Kiminin şaheserdir sanatı

Kiminin kolu kanadı kırık bir melek.

Du’a olmuş dillerde gerçekleşmek bilmeyen

Yüzlerce, binlerce dilek.

Sabır taşı olsa çatlardı çoktan zamanın nazına

Bazen çabuk duyulur sesin

Bazen de hiç ses gelmez niyazına.

Sevim AKTAŞ