Hayatımızdaki Etiketler

Hayatımızdaki Etiketler

68
0
PAYLAŞ

Etiket sözcüğü size neyi çağrıştırıyor? Bu sözcüğün aklımıza ilk getirdiği şey, genellikle markette ya da mağazalarda gördüğünüz ürünlerin üzerinde yer alan ve onların ne olduğunu açıklayan kağıt parçaları oluyor. Peki, etiketin tek anlamı bu mu? Sizce etiketleri sadece satın aldığımız ürünler için mi kullanıyoruz?

Günlük hayatta sizi rahatsız eden bazı nitelendirmelerle mutlaka karşılaşmışsınızdır. Örneğin; komşunuzun 3 yaşındaki çocuğu size ‘şişman’ demiş olabilir. Veya ofiste yan masanızda çalışan iş arkadaşınızın biraz ‘pinti’ olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Derslerinde yeterince başarılı olmayan bir öğrencinin ‘tembel’ olarak nitelendirilmesi de çok tanıdık bir durumdur. Ya da spor salonunda gördüğünüz çok dinç ve sportif ama biraz ‘yaşlı’ adamı düşünün…

Etiketler aslında çok kullanışlıdır ve iletişimi kolaylaştırır. Mesela onlar sayesinde bir arabayı her seferinde ‘altında 4 yuvarlak kauçuk olan metal bir kutu’ şeklinde açıklamak zorunda kalmayız. Hatta yapılan bilimsel araştırmalar da etiketlerin iletişimimizi kolaylaştırdığını ortaya koyuyor.

Etiketler aslında kullanışlıysa sorun nerede?
Sorun, etiketler insanlar için kullanılmaya başladığı zaman ortaya çıkıyor. Çünkü her ne kadar cisimleri bir kelimeyle sınıflandırabilmek mümkün olsa da; bu, insanlar için asla mümkün değil. Ve ne yazık ki, etiketler insanlar için kullanılmaya başladığında birer yafta olmaya da başlıyorlar.

Doktor Adi Jaffe, başarılı bir girişimci ve bağımlılık üzerinde çalışan bir bilim insanı. Etiketlerin hayatımızda nasıl bir yere sahip olduğunu anlatan Jaffe, bu konuda yapılmış araştırmaların gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğunu savunuyor:

“Etiketler hayatımızda sanıldığından önemli bir yer tutuyor. Farkında değiliz belki ama çoğu zaman bir sonuç olduğunu düşündüğümüz bu sözcükler, aslında pek çok şeyin nedeni. Sevmediğiniz bir davranışı yapan bir kimse için o davranış dolayısıyla kullandığınız bir sözcük, yani o insana koyduğunuz etiket, bu davranışın sürmesinin nedeni olabiliyor. Çok ünlü Stanford Hapishane Deneyi’ni ele alalım. Bir grup öğrencinin gardiyanlar ve mahkumlar olarak iki gruba ayrılıp bir hapishaneye yerleştirildiği bu deneyin amacı, çevresel faktörlerin şiddet üzerindeki etkisini test etmekti. Ancak deneyin sonunda hedeflenmeyen çok farklı bir sonuç daha elde edildi: Hiçbir şiddet geçmişi olmayan ve psikolojileri de gayet sağlıklı olan öğrenciler, sadece kendilerine ‘gardiyan’ dendiği için mahkumlara eziyet etmeye başladılar. Ve mahkumlar da sırf bu sıfatları dolayısıyla isyan etmeye devam ettiler. Daha uzun süre sürmesi planlanan deney, 6 gün sonra sonlandırılmak zorunda kaldı.”

Sosyal psikoloji alanında uzman Philip Zimbardo’nun yaptığı hapishane deneyi, etiketlerin insanlar üzerinde nasıl bir etki yarattığına ve onların istenmeyen davranışlarının bir nedeni olduğuna dair sarsıcı bir örnek. Ancak daha sarsıcı başka bir örnekse Dr. Jaffe’in kendisine ait. Çünkü bağımlılık psikolojisi üzerinde çalışan Dr. Adi Jaffe’in kendisi de eski bir bağımlı.

Eskiden bağımlı, suçlu ve kleptomani hastası olduğunu söylediğinde insanların ona olan yaklaşımlarının değiştiğini anlatan Jaffe, aslında hala 5 dakika önce konuştukları ‘doktor’ olduğunu ama buna rağmen insanların ona bakışlarının değiştiğini anlatıyor. Çünkü bu sırada sahip olduğu ‘doktor’ etiketinin yanına ‘bağımlı, suçlu’ gibi etiketler de yerleşiyor.

Etiketler sandığımızdan daha etkili

Dr. Jaffe’e göre; etiketler hayatımızda sandığımızdan çok daha büyük bir yer kaplıyor. Üstelik insanlara dair sahip olduğumuz düşük beklentiler ve kötü izlenimler, o insanların bunlarla başa çıkmaya çabalarken stres, depresyon, kaygı, yüksek tansiyon ve daha birçok sorunu yaşamalarına neden oluyor. Tıpkı bizim de üzerimizdeki etiketlerle başa çıkarken yaşadığımız gibi…

BİR CEVAP BIRAK