Hayatı Yeniden Hızlandırmak

Hayatı Yeniden Hızlandırmak

67
0
PAYLAŞ

Bir yılı aşkın süredir bizleri yoran, bir süre daha da hayatımızda etkilerini sürdürecek olan Covid-19 salgınında bugünlerde önemli bir virajı alıyor gibi gözüküyoruz. Bu satırların yazıldığı günlerde nüfusun %20’sinin aşılanması tamamlanmışken yaklaşık 1 ay içinde bu oranın %50’lere ulaşması bekleniyor. Bu da demek oluyor ki 2021 yaz mevsiminin sonunda pandemi öncesi olan düzenimize dönebileceğiz. En azından beklenti bu yönde. Peki, hepimiz bunu çok istesek de karşılaşacağımız yeni bir dönüşümün farkında mıyız?

Jules Verne’nin ‘Doktor Ox’un Deneyi’ adlı öyküsünde, Quiquendone halkı günümüz toplumunun tam tersi bir düzende yaşıyordu. Her şey çok ama çok yavaş gerçekleşiyordu. Üç perdelik oyunlar üç güne yayılarak tamamlanıyor, bürokratik kararlar bir türlü alınmıyor, insanların ortalama nabzı 50’yi bile geçmiyor, en ufak bir tartışma bile çıkmıyordu. Pandemi öncesi modern toplumun tam tersi sanki. Bizler Youtube’da 2x olarak izlenen videolar gibi yaşıyorduk adeta. Dünyanın dört bir yanına saatler içinde seyahat edebilen ama bir yandan saatlerini trafiğe gömen, fast-food kültürüne boğulmuş, aynı anda üç dört işi bir arada yapabilmekle övünen toplumlardık.

Doktor Ox, yaptığı deneyle Quiquendone halkının tüm kimyasını, huyunu suyunu birden değiştirivermişti. Nabızlar yükselmiş, yıllarca en ufak bir olayın çıkmadığı şehirde savaş naraları dahi atılmaya başlanmıştı. Ox’un deneyiyle hayatları 2x olan Quiquendone halkının tersine bizde, Covid-19 ile hayat daha bir durağan hale geldi. Evlere kapandık. Ev ahalimizle daha fazla vakit geçirmeye başladık. İnternetten hobiler edindik veya benim gibi evde pizza yapmayı öğrenenlerimiz oldu. Tabii bunlar toplumun her kesimi için geçerli olmadı. Yine çalışmak için dışarı çıkmak zorunda olan, eski hayatının üstüne bir de pandemi stresi eklenen birçok insanı göz ardı edemeyiz ancak ofislerden evlere geçen önemli bir beyaz yaka nüfusun hayatı yavaşladı. İstanbul’da ortalama 2,5 saatini yolda geçiren beyaz yaka için günler 2,5 saat uzamış oldu en azından. Okullar kapandı. Trafik azaldı. Ofisin gürültü ortamını evin sessizliği aldı. Hatta kucakta kediyle girilen toplantılar Covid’in bize ufak hediyelerinden biri oldu. Hayatlarımız 1,5x’e hatta belki de 1x’e düştü.

Yukarıdaki tablo pespembe gözükmesin. Tabii ki yaşadığımız stres, maddi zorluklar ve gelecek gibi kaygılar arttı ve belki de bu arka planda yavaşlayan, sakinleşen hayatın akışını görmemizi engelledi. Doktor Ox’un deneyi son bulunca Quiquendone halkı tekrar eski sakinliğine kavuştu. Bizim de Covid ile olan deneyimimiz yakın zamanda son bulursa, neyle karşılaşacağımız aslında bu yazının arkasında yatan dürtü. Hayatlarımız tekrar hızla 2x mi olacak? Okullar, servisler, trafik, sürekli bir yere yetişme koşturmacası, evde ve ev ahalisiyle geçirilen zamanın azalışı, bir tıkla girilip çıkılan toplantılar yerine belki de yine şehirlerarası seyahatler ve bunun gibi birçok zaman hırsızı hayatımıza tekrar mı girecek? Üstte gömlek altta şort girilen toplantılar yerine yine takım elbiseler tüm havası ve ağırlığıyla geri mi dönecek? Siyez buğdayıyla evde ekmek yapmayı denemenin yerine hızla en yakın fast-food restoranından söylenen yemekler mi alacak? Bunu istiyor muyuz ve hazır mıyız? Yoksa, başka bir düzen de mümkünmüş deyip gerçekten ‘yeni normal’ mi yaratacağız? Bu soruları makro düzeyde değil tamamen kendi etki alanlarımızda bireysel sorgulamalar olarak ortaya koyduğumu da eklemeliyim.

Yazının sonuna doğru gelirken herhangi bir kıssadan hisseye bağlamadığımın farkındayım. Zaten amacım da bu değildi. Jules Verne’i okurken Quiquendone halkının serüveniyle aramızdaki tezatlığı ortaya koymak ve salgın sonrasına geçerken bazı sorular sormaktı daha ziyade amacım. Bakalım salgın deneyimlerimizi bundan sonrasına nasıl yansıtacağız ya da yansıtmayacağız…

Oğuz GENCER