Hayal Kırıklığı mı Yoksa Kalp Kırıklığı mı?

Hayal Kırıklığı mı Yoksa Kalp Kırıklığı mı?

84
0
PAYLAŞ

Kim bir dostla sohbete hayır diyebilir ki? Geçtiğimiz günlerde ben de bir dostumla tadı damağımda kalan bir sohbetin içinde buldum kendimi. Sohbet konumuz da hayli ilginçti:) ‘Dostluk’

Dostların bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olduğu konusunda ikimizde hemfikirdik. Tabi ki yıllar içinde uzaklaşan dostları da konuştuk. Sohbet ettiğim dostum yakın zamanda yaşadığı ve sürekli aklını kurcalayan bir olayı paylaştı benimle ve arkasından sordu: “Sence bu ‘dost kazığı’ değil de ne?”

Biraz kırgın biraz da öfkeliydi ve yine sordu bana: “Bir tek ben mi yaşıyorum böyle şeyleri? Mesela sen, en son ne zaman yaşadın böyle bir şeyi?”

Düşündüm, düşündüm  “3 yıl olmuş” dedim. Ve sonra deneyimlediğim olayı anlattım. Dostum, beni büyük bir dikkatle dinledikten sonra “Hayal kırıklığı yaşamışsın sen” dedi.

Ben yine düşündüm, düşündüm “Yok, hayal kırıklığı diyemem. Daha çok kalp kırıklığı.” dedim. “Hımm” dedi ve ekledi “Bununla ilgili bir sendrom var biliyor musun? Adı da Kırık Kalp Sendromu”

En olmadık sendromları bilen ben, bu sendromu daha önce hiç duymamıştım. Nasıl bir sendrom olduğunu anlattı bana. Neyse ki durumum o kadar da tehlike arz etmiyormuş:) Sohbetten sonra oturdum araştırdım. Bulduklarımı kısaca şöyle özetleyebilirim:

Kırık kalp sendromu sevilen birinin ölümü, terk edilme veya ayrılık gibi ağır stres oluşturan durumların sonucunda ortaya çıkan geçici bir kalp hastalığıdır. Geçirilen şiddetli travmalar, ameliyatlar veya fiziksel hastalıklar da kırık kalp sendromunun ortaya çıkma ihtimalini artırabilir.

Bu sendromun ortaya çıktığı kişilerde ani başlayan bir göğüs ağrısı ortaya çıkar ve hasta adeta kalp krizi geçiriyormuş gibi görünür. Kırık kalp sendromunun gelişiminde kalbin sol bölgesindeki pompalama işlevinde geçici bir bozukluk ortaya çıkar. Kalbin geri kalan kısmı ise normal düzeninde veya daha kuvvetli şekilde kasılmaya devam eder. Gelişim mekanizması tam olarak bilinmese de, bu sendromun kalbin stres hormonlarının seviyelerindeki dalgalanmalara verdiği tepkiye bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülür.

Dediğim gibi durumum o kadar da vahim değilmiş. Diğer yandan her şeyi herkesi olduğu kabul ederim. Biri bir şey yapıyorsa, söylüyorsa kendi tarafında bildiği bir şey vardır diye düşünürüm. Belki de bu yüzden hayal kırıklığı yaşamadığımı söyledim. Hayal veya kalp kırıklığı fark etmiyor aslında ikisinin de sonunda kırgınlık var.

Dostluğun bu kırgınlıklara hiç ihtiyacı yok bence, zaman uçup gidiyor. Zamanı durduramayız ama dostlarımızı olduğu kabul edip kırgınlıkları onarmak elimizde. Kırgınlıkları onarmak diye yazınca aklıma Kintsugi düştü.

Kırık olana yeni bir yaşam armağan etmek istemez miydiniz?

Merak edenler için Kintsugi

Rivayete göre Japonya’da bir imparator çok sevdiği vazosu kırılınca Çin’e gönderiyor, geldiğinde metal zımbaları görünce küplere biniyor. Japon zanaatkarlara, daha güzel bir yol bulmalarını istiyor. İşte 15. yüzyılda bu şekilde, ihtiyaçtan doğan bu sanat, günümüze kadar geliyor. Kin altın, Tsugi ise birleştirmek, yamamak demek. Kırıkların arasındaki altın, kırılmış olsa da, bozulmuş olsa da bir şeyin hâlâ değerli belki de olduğundan daha değerli olduğunu söylüyor. Kırık parçalara yeni bir yaşam, belki de bir yaşam gayesi kazandırıyorlar bu şekilde. Kusurlu olana, kırık olana yeni bir yaşam armağan ediyorlar. Kırıkların içindeki güzelliği buluyorlar.