HAVA BERRAK MI BERRAK, ELLERİM GÖKYÜZÜNDE -Mİ?-

HAVA BERRAK MI BERRAK, ELLERİM GÖKYÜZÜNDE -Mİ?-

143
0
PAYLAŞ

Olabilir misin diyorum, “Dertler derya, bende bir sandal” türküsünü söyleyen son ümitsiz kalp, sen olabilir misin? Dertlerin derya olduğu deniz de boğulmayıp, yaşanmışlıklarını dilek şişesi gibi ummana saldığını düşleyebilir misin? Tecrübelerini, hayat hediyelerini sevebilir misin? Deryada yüzecek boş bir sandal olmaktan öte, geçmişinin içinde kağıttan beyaz kuğular yüzdürebilir misin? Tüm erdeminle kurulup hayat hediyelerini biriktirdiğin mevsimi geçmiş acıların üzerine, bir buket çiçekle bekleyebilir misin taze baharları. Beklediğin bahara ilk çiçeği sen hediye etmek ister misin? Olabilir misin diyorum, ümidin ve baş etmenin kahramanı. Kaldırıp atamadığın hatıraların üzerine çıkıp, yeni rotalar çizebilir misin?

Rota çizmek ihtiyacı başladı ise yolculuk başlamış, en azından niyeti gelmiş olabilir mi? Fakat bir dakika, bulutlu havada denize açılmak ürkütüyor mu seni?

Yaşanmışlıklarımız bize dünya dolusu duygu yüklüyor. Yüklenmiş bu duyguları yağmur olup yağdırmaz ve içimizde taşımaya çalışırsak ne olur?

Kapalı sonbahar günlerini düşünelim örneğin. Gökyüzünü kaplayan kara bulutlar, hiç dağılmayıp hep başımızın üzerine çökse karabasan gibi. Hani deriz ya zaman zaman, yağamadı mübarek bir rahatlasın yer, gök.

Gökyüzünü birikmiş duygularımız, yeryüzünü  atmaya çalışan kalbimiz gibi düşünelim bir an için. Duygu durumumuzu havalar mı etkiliyor, duygularımız mı havanın bizim için ne denli ferah olduğunu. Öznel bir soru olabilir. Kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir elbette. Soru şu: Yağmur yüklü bulutta sakladıklarımız kimin çeyizi.

Bilinçaltımızı değiştirmedikçe, duygularımız değişmez, duygularımız değişmedikçe de hayatımız değişmez. Bahar havalarında bakmaya doyamadığımız pamuk şekeri kıvamında bulutlar kaplamaz gökyüzümüzü. İçimizde tuttuklarımız bilinçaltına hapsettiklerimiz bizler için süresini doldurmuş ise, bırakalım yağsın kurtulsun ağırlıklarından. Bize ağır gelen tecrübeler belki bahar bekleyen bahçelere can olacak. Ve başkalarının bahçelerine can olanlar bizim içsel gökyüzümüzde güneşe yer açacak.

İllaki anıları ölümsüzleştirmek istersek ki, onlar bizim parçamız, kaliteli bir yönetmen edası ile güzel anları, acının yaşandığı anlar ile optik bir illüzyona tabi tutup hayatımızın en güzel filmini hem çekip hem izlemek daha keyifli olmaz mıydı?  Hayal edelim o zaman bir parça.

Yağmurlar yağmış zihnimin göğünden yüreğimin yeryüzüne. Yağmur sonrası toprak kokusu kaplamış tüm sinemi. Güneş açmış yeşermiş çimenler. Beyaza dönmüş hafiflemiş  bulurlar. Kimin manzarası bu?

Şimdi bize düşen emek verdiğimiz göğün maviliğinde uzanıp çimlere, bulutlardan hayaller kurmak. Unutmayalım hayallerin iyileştirici gücü kadar tesirli bir ilaç bulmak zordur.

Abuhayat Döşer