Haruki Murakami & 1Q84

Haruki Murakami & 1Q84

163
0
PAYLAŞ

1949 yılında Japonya’nın Kyoto kentinde dünyaya gelen, Babası bir Budist din adamı olan Haruki Murakami gençliğinin büyük bir bölümünü Kobe’de geçirdi.

Yazar, günümüzde Amerikan kültürünün etkisi altında kaldığı ve aşırı Batıcı olduğu eleştirilerine maruz kalmaktadır. Fakat yine de Japonya’nın XX. yüzyıldaki en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilir. Yazarın 1Q84 isimli kitabından bir kaç alıntı yaptım. Ama bunun öncesinde kitap hakkında bir kaç bilgi paylaşmakta fayda var diye düşünüyorum.

Kitabın adı 1Q84, 9’un yerine Q olması ingilizce Question Mark’tan (soru işareti) gelmekte.  Böylelikle yazar, hikayenin gelecekte mi geçmişte mi olduğunu okuyucuya bırakmış oluyor. Kitap 1280 sayfa, Japonya’da 3 cilt olarak yayımlanmış…

Kitap ne anlatıyor derseniz, belli zamanlarda yolları kesişmiş insanların farklı nedenlerle tekrar kesişmesi üzerine kurulu bir hikâyeyi anlatıyor. Oldukça ilginç, çok güçlü olmasa da naif imgelerle okuyucuya bir şeyler bırakıyor ama en önemlisi sürükleyici, sıkılmadan okunuyor ve bitince de üzerinizde tatlı bir keyif bırakıyor.

Farklı insanları severim. Şu alemde, yüzlerindeki sıradanlığı bozmamaya çalışarak, düzenli bir hayat yaşıyor gibi görünenler daha güvenilmez olur çünkü.

Yürekten sevdiğin biri varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir.

Paɾaya sahip olmak duɾumunuzu ağıɾlaştıɾıɾ, haɾcamaksa sizi son deɾece üzeɾ ve bitince de kendinizden nefɾet edeɾsiniz. Ve kendinizden nefɾet ettiğinizde, canınız paɾa haɾcamak isteɾ. Ne vaɾ ki, paɾa da kalmamıştıɾ umut da.

İnsan sadece var olarak diğer  bir insanda dönüşü olmayan yaɾalaɾ açabiliyoɾdu.

 Eğer koyu bir karanlığın içindeyseniz; tüm yapabileceğiniz; gözleriniz karanlığa alışana dek öylece oturmaktır.

 O zamanlar bilmiyordum. Birini tekrar düzelemeyecek kadar kırabileceğimi. İnsan, sadece var olarak diğer bir insanda dönüşü olmayan yaralar açabiliyordu.

İnsan bir şeyleri ne kadar isterse istesin, o şeyler asla kendiliğinden çıkıp gelmez. İnsan bir şeylerden özel olarak uzak durmaya çalıştığında ise, o şeyler kendiliğinden insanın üzerine üzerine gelir.

 Mutluluğun tek bir türü vardır, ama mutsuzluk, bin bir şekilde ve büyüklükte gelebilir. Tolstoy’un dediği gibi: Mutluluk masal, mutsuzluk ise öyküdür.

Herkesin okuduğu kitapları okursanız, herkesin düşündüğünü düşünürsünüz.

 Çıkacaksan, en yüksek kuleyi bul ve tepesine tırman. İneceksen, en derin kuyuyu bul ve dibine in.

 Ama unutmak için ne kadar çabalarsam çabalayayım, yüreğimin ta derinliklerinde, kenar çizgileri belirsiz bir boşluk öylece duruyordu.

Bir insan sadece yaşayarak, bir başkasına, düzeltilmeyecek kadar zarar verebiliyormuş.

Ağrı kaçınılmaz, acı çekmek size bağlı bir durumdur.

İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur. O yüzden de, aşık olduğu insanı düşünürken, az ya da çok hüzünlenir. Emin adımlarla.