Hakim söyleme antitez yaratanlar asılırlar ya da idam edilirler!

Hakim söyleme antitez yaratanlar asılırlar ya da idam edilirler!

Foucault’a göre bir antitez yaratmak için söylemin ilk oluştuğu zamana ve amaca bakmak gerekir. Antitezim şu olsun: Erkekler kadınların soyadını alsın!

364
0
PAYLAŞ

Gelin biraz serbest düşünce pratiği yapalım. Az biraz da felsefi olsun. Michel Foucault’u sever misiniz bilmem ama onun hâkim söylem (discourse) diye bir düşüncesi vardır, hâkim söyleme itiraz edilemez, reddedilemez. Karşıt olarak ilk antitezini yaratanlar asılırlar ya da idam edilirler. Şimdi ben bir ana söyleme karşı çıkacağım. İlk antiteze de binlerce itiraz olacağını biliyorum. Varsın olsun, düşünce pratiği işte.

Foucault’a göre bir antitez yaratmak için söylemin ilk oluştuğu zamana ve amaca bakmak gerekir. Antitezim şu olsun: Erkekler kadınların soyadını alsın!

Bu antitezden kaç kişi rahatsız oldu bilmem. “Kimse kimsenin soyadını almasın!” da bir diğer antitez olabilir. Her ikisi de hâkim söylemin karşısındadır.

21 Haziran 1934’den yani Soyadı Kanunu’ndan beri hepimiz soyadları kullanıyoruz. Soyadı gelmeden önce de lakaplar ya da hangi sülaleye ait olduğunuza ilişkin işaretler vardı, Araplarda Ensar bin Musa, Türkler de Mehmet oğlu Mustafa ya da Damat Ferit… Ya da ‘Halide Edip Adıvar’ın annesi Nizami ailesine mensup Bedrifem Hanım’dır. İspanyollar hem erkek tarafının soyadını hem de kızın soyadını taşırlar. “Ana Maria Rodrigues Querol”

Doğuda kabile olan aşiretler de böyledir. İsimleri besin zincirinin en üstünde yer alan ‘Ağa’dan gelir. Her biri ataerkil örgütlenmenin bir yansımasıdır. Amacı kişiyi tanımlamak ve en tepede kime ait olduğunu belirlemektir. Soyadının nitelikleri arasında kişiyi ayırt edici fonksiyonu en faydalısı ve anlamlısıdır.

Ancak gelgelelim, neden her birimiz kendi soyadımızla devam etmiyoruz da kadınlar eşlerinin soyadlarını alıyorlar. Sadece ayırt etmek için mi yoksa aidiyeti de belirlemek için mi? Daha da ilginci Medeni Kanun’dan erkeğin reis olduğu ifadesi çıkarılsa da bunun dışındaki fonksiyonları neden değiştirilmedi. Mesela neden kadının nüfus cüzdanında ki ‘İli’ hanesi erkeğin iline dönüşüyor.

Bu arada “Bayan değil kadın!” diyen muhteşem insanlar hukuken kendi soyadınızı taşıma hakkınız varken neden kocanızın soyadını da ataerkil bir mühür olarak taşıyorsunuz? Azıcık dik durmak fena olmazdı değil mi? Daha ilginci kadınların çoğu genç yaşlarda bunu kabul ettirmek şöyle dursun, kocasına söyleyemez bile.

Soyadınızı değiştirmenizin bazı bedelleri var bilginiz olsun, mesela tüm evraklarınızdaki soyadlarını değiştireceksiniz. 20 yıl önceki bir arkadaşınızın size gönderdiği bir mektubu şirket içinde size bile ulaştıramayacaklar. Üstelik kariyer yapıp boşandığınızda kocanız izin vermezse soyadınızı yine değiştirmek zorunda kalacaksınız. Bu bedellere rağmen hâlâ neden ana söyleme uygun davranıyorsunuz.

Faucoult beni görse intihar ederdi. Neden derseniz? Hem ana söyleme bir antitez üretiyorum hem de tek bir destek alacak ifade yok. Erkekleri zaten kızdırır, soyadını çoktan değiştirmiş olanları irite eder. “E madem bu düşüncenin hiç kabul şansı yok, niye itiraz edersin be adam!” diye soranlara ben de yeni bir soru sorayım o zaman.

Soyadını değiştirmek ataerkil yapıya nasıl bir cevaptır.

Madem öyle bir cevabım var neden “Bayan değil kadın!” meselesine bu kadar takıyorum?

Bunlar hoş zihin jimnastikleri.

Ama dur, ya baba ya da koca soyadıydı değil mi?

Dik durmak gerekir bazen, bazen de ana söyleme hiç itiraz etmemek. İki ana söylem çelişiyor burada, bakalım hangisi kazanacak!

Ana söylem 1 – Bayan değil kadın

Ana söylem 2 – Kadınlar kocalarının soyadını taşırlar

Hangisini seçerdiniz?

BİR CEVAP BIRAK