Güzellemece

Güzellemece

173
0
PAYLAŞ

Sebep sonuç ilişkisi kuramayanlarda vardır zihinsel muhasebe yoksunluğu. Önünü bilmediklerinden ardını yoklamazlar olayların. Öyle körü körüne yol alıp dururlar.

Keşke sadece yol alsalar. Yanına üç beş adam katıp bir de yolda kalırlar.

Böylelerinin atasözlerine de inancı yoktur. Değmeyecek kurbağalara kocaman taş atar bunlar. Samanlıkta iğneyi, armut dibinde elmayı arar dururlar.

Onlar araya dursun, ben size uzakta çalan davulun sesinden bahsedeyim biraz. Ne hoş geldi kulaklara bilseniz. Sabahlara kadar dinlediler. Öyle güzel böyle güzel diye bir de cümle aleme dinlettiler.  Az bekleyip uz gittiler…

Derken yolum keşişti gözlüğünü takmış bu atlardan biriyle. Soluklanıyordu nefes nefese. Dayanamadım sordum “Böyle zor olmuyor mu?” diye. Şaşırdı. Sonra baktı kurtuluşu yok, uzun uzun anlattı…

-Bizim oralarda bunu takmayan atla gezmezler. Neymiş efendim, yoldan çıkarmışız. Gözümüz yandakine kayarmış. Çektiğimiz arabayla değil gittiğimiz yolla ilgilenirmişiz. Çok dedim, olmaz böyle kısıtlama diye. Dinletemedim. Verdik yuları da ellerine, gidiyoruz sürdükleri yere.  Sahi senin memleket nere?

-Benim mi? Köklerim toprakta, ellerim rüzgârda. Gördüğün gibi. Gözlerimi sorarsan zaten hep mavide. Öyle gözlüklerim de yok senin gibi. Uçan kuşu da görürüm, gezen atı da. Seni de öyle fark ettim ya. Uğra arada, sohbet ederiz yine.

-Gelirken bakamadım ki sağıma soluma. Yolu bulabilir miyim ki acaba? Neyse, seni unutmam artık. Baksana şu gövdeye! Yeşilin başka yeşil, dalında yer kalmamış kahverengiye. Boyun desen upuzun. Yaşken eğilmiş dalların da kucaklıyor yolları. Eee, daha ne olsun!

Kısa lafın uzunu Sevgili Meşe, selam söyle gördüklerine. Gelemezsem üzülme, göz zaten görmeyecek gönül de katlanır bir şekilde…

Şengül Aykın