GÜVENMALA

GÜVENMALA

59
0
PAYLAŞ

Gel bir oyun oynayalım senle dedi kız ve kabul etti adam.

-İsmi ney bu oyunun?

-GÜVENMALA.

-Hiç duymadım dedi, adam. Nasıl bir oyun bu?

-Anlatayım dedi, kız. Otur hele yanıma. Ya da yok yok oturma, ayakta kal en iyisi. Şöyle yanı başımda. Az daha sola. Evettttt, işte tam burası. Kalbimin yan tarafı. Aklımın ermediği, gözümün görmediği…

TOMBALA gibi düşün, dedi kız.

Torbadan bir kağıt seçeceğiz. Orada yazan cümleye karşılık gelen kavram elindeki kartta varsa, üstünü örteceğiz. Kartı ilk tamamlayan oyunu kazanır. GÜVENMALA!

-Değişik. İyice merak ettim, haydi oynayalım, dedi adam. Ve başladılar oynamaya.

-İlk cümleyi okuyorum hazırsan?

Ağızdan bir kere çıkar ve mutlaka yerine getirilir.

-SÖZ, diye bağırdı adam. Heyecanlıydı çünkü kelime kendisinde vardı. Hemen kapattı üstüne ve “Sevdim.” dedi. “Sevdim ben bu oyunu.”…

İşte ikinci cümle:

Sevenlerin arasında olmaz, gözle görülmez, elle tutulmaz.

Elindeki karta bakarken adam, kız bağırdı sevinçle. MESAFEEEE!

-Tabi ya, dedi adam gülümserken. Hadi, üçüncü cümleyi çeksene!

Bıyıkları altından gülerek cümleyi çekme işini az biraz uzattı kız, ama kaçış yok. İşte geldi cümle: Bazen ağlarken bazen sarılırken en rahat yastıktır, der demez atladılar ikisi de.

-OMUZ!

Ah yine adama gülmüştü şans. Artık bir kelime öndeydi.

Sıradakini ben çekeyim dedi, adam. Çekti ve gururla okudu: Sen kopacak sanırsın, o gittikçe güçlenir…

-SABIR, tabi ki!

Ve işte durumlar eşitlendi. Adamın da kızın da tek bir kelimesi kalmıştı. Acaba torbadan çıkacak cümle hangisini sevindirecekti.

Bir o kağıdı aldı kız, bir ötekini. Baktı böyle olmayacak çekti birini.

Okuyorum, dedi.

Varlığı, onu taşımana değer…

-AŞK derken oyunu kazanmanın hazzını yaşadı adam.

Ve elinde “HAYAL” i ile kalakaldı kız. Halbuki oyunu bilen de oydu, kuran da…

                                                                                                                                                                  ŞENGÜL AYKIN