Güven en büyük zekâdır

Güven en büyük zekâdır

197
0
PAYLAŞ

Güven en büyük zekâdır. İnsanlar neden güvenmiyor? Çünkü kendi zekâlarına güvenmiyorlar. Korkuyorlar, aldatılmaktan korkuyorlar. Korkuyorlar, o yüzden kuşku duyuyorlar.

Kuşku korkudan kaynaklanır. Kuşku, kendi zekâna karşı duyduğun güvensizlikten kaynaklanıyor. Güvenebileceğinden emin değilsin. O yüzden güvene kucak açamıyorsun. Güvenin, zekâya, cesarete ve bütünlüğe ihtiyacı vardır. Güvenmek için büyük bir kalbe gerek var. Eğer yeterince zeki değilsen, kuşku duyarak kendini korursun.

Eğer zekân varsa, bilinmeyene adım atmaya hazırsın. Çünkü, eğer bütün bilinen dünya yok olsa ve bilinmeyenin ortasında kalsan bile, orada yaşayabileceğini biliyorsun. Bilinmeyenin içinde kendine bir yuva kurabilirsin. Zekâna güveniyorsun. Kuşku savunmadadır. Zekâ kendine her kapıyı açık tutar. Çünkü, “ne olursa olsun, o mücadeleyi kabul edip, uygun şekilde tepki verebileceğini” biliyorsun. Sıradan zihnin böyle bir güveni yoktur. Bilgi sıradandır.

Bilmeme durumunda olmak zekâdır. Farkındalıktır; ve bu biriktirilemez. Yaşanan her an kaybolur. Arkasında hiç bir iz bırakmadan, hiçbir varoluş izi bırakmadan yok olur. İnsan bir kere daha, saf, masum ve bir çocuk gibi, bir sonraki ana taşınır.

Hayatı anlamaya çalışma. Yaşa. Sevgiyi anlamaya çalışma. Sevgiye taşın. O zaman bilirsin. Ve o bilgi, senin yaşadıklarından ortaya çıkar. Bu bilgi, gizemi asla yok etmez. Ne kadar çok bilirsen, bilinecek o kadar çok daha fazla şey olduğunu bilirsin.

Hayat bir problem değildir. Onu bir problem olarak ele almak yola yanlış adımla başlamaktır. O, yaşanacak, sevilecek ve deneyim kazanılacak bir gizemdir.

Sonuçta sürekli açıklama peşindeki bir zihin, korkak bir zihindir. O büyük korku yüzünden her şeyin açıklanmasını istiyor. Kendisine açıklanmadan hiçbir şeye adım atamaz. Açıklamalar sayesinde, artık o alan tanıdık gelir. Artık coğrafyasını biliyordur. Elindeki haritaya, kılavuza ve takvime göre hareket eder. Hiçbir zaman haritasız, rehbersiz, bilinmeyen bir bölgeye adım atmaya hazır değildir. Ama hayat böyledir. Ve sürekli değiştiği için, bir haritasını çıkarmak mümkün değildir. Her an, şimdiki zamandır. Güneş altında eskiden kalma hiçbir şey yoktur. Sana söylüyorum, her şey yenidir. Sürekli hareket halinde olan inanılmaz bir dinamizmdir. Sadece değişim kalıcıdır. Sadece değişim asla değişmez.

Her şey değişmeye devam eder. O yüzden bir haritan olamaz. Harita tamamlandığı an, çoktan geçerliliğini yitirmiştir. Harita eline geçtiği zaman, artık bir işe yaramaz. Çünkü hayat yolunu değiştirmiştir. Hayat yeni bir oyuna başlamıştır. Haritalarla hayatın üstesinden gelemezsin. Çünkü hayat ölçülebilir değildir. Kılavuz kitaplarla hayatın üstesinden gelemezsin. Çünkü bu kitaplar, ancak her şey durağan olduğu zaman geçerlidir. Hayat durağan değildir. O bir dinamiktir. Bir süreçtir. Onun bir haritasına sahip olamazsın. O, ölçülemez. O ölçülemeyen bir gizemdir. Bir açıklama bekleme.

Ben buna zihnin olgunluğu diyorum: insanın hayata hiçbir soru sormadan baktığı ve cesaretle, korku duymadan içine atladığı zamandır.

OSHO