Günah Kadına Yaraşır – Suna Güler

Günah Kadına Yaraşır – Suna Güler

222
0
PAYLAŞ

Özgürlük Çıkmazı, Ödünç Zamanlar ve Doğadan Tarihe Datça Serüveni gibi önemli eserleri edebiyata kazandırmış yazar Suna Güler’in romanı Günah Kadına Yaraşır, erkek egemen sistemi ve kadının ikinci sınıf insan oluşunu sorguluyor.

Akıcı kurgusu ile okuyucuyu içine hapseden roman, cinsel obje olarak görülen kadının her suçun bedelini ödemesine karşı olan bir duruş sergiliyor. Özellikle kadına şiddetin hiç olmadığı kadar arttığı günümüzde, anlamak ve iyileştirmek adına, Suna Güler’in eserinin mutlaka okunması gerekiyor.

Roman bana göre bir başyapıt. Ancak ilginçtir, eğitimsiz ve alt sınıf okuyucu “Günah Kadına Yaraşmaz”, “Günah Kimseye Yaraşmaz” tepkilerini verdi. Aslında yazar Günah kavramının “Gün” ve “Ah” kelimelerinden türediğini yani “Ah Günü” olarak kullandığını ifade ediyor. Ah günü ise herkesin yaptıklarının hesabını verdiği gün olarak kullanılmış. Yani “Günah kimseye yaraşmaz” cümlesindeki ah günü, “Pişmanlık Günü (Ahiret Günü) Kadına Yaraşır” şeklinde anlamlandırılabilir. Bir kitabın sadece ismiyle eleştirilmesi ne kadar acı…

Günah Kadına Yaraşır, 60’lı yıllarda, gerçek bir kadının hikayesini konu alıyor. O zamanın toplum yapısı ve ilişki dinamiklerinin olduğu gibi yansıtıldığı roman, tam bir dönem kitabı olma özelliği taşıyor. Toplum içerisindeki tüm ahlaki kuralların erkeği koruyan bir şekilde yapılandırıldığı bu dönemde, Elmas adlı eğitimsiz kadın karakterin, kocası Rıza gözünden irdelenmesi konu alınıyor. Günümüzde de olduğu gibi, romanda anlatılan dönemde de ekonomik özgürlüğü olmayan kadın tamamen erkeğin otoritesine teslim oluyor. Erkek karakter bu durumdan faydalanıyor ve tüm suçların bedelini kadın ödüyor.

Günah Kadına Yaraşır, sürükleyici anlatımı ile okuyucuyu adeta kitabın içine hapsediyor. Anlatılan konular, tüm kadınların kendilerine yakın bulabilecekleri yapısı ile okuyucuyu uzun uzun düşündürüyor. Kitapta kurgulanan karakterlerin tahlilleri ve anlatılan duygular o kadar gerçekçi ki okuyucu kitabı okurken adeta aynı duyguları yaşıyor.

60’lı yıllarda dışarıdan sıradan görünen bir ailenin iç yapısının irdelenmesini konu alan romanda, Elmas’ın yaşadığı tecavüz ve hatta ensest gibi pek çok durum su yüzüne çıkıyor. Kendi ailesinden gelen koşullanmalar ile Elmas bunların hiçbirine ses çıkaramıyor ve boyun eğiyor. Yaşanan tüm çarpık ilişkilerin sonuçlarında erkek korunuyor, kadın ise bedel ödüyor. Kadına yönelik her türden şiddetin yalın bir dil ile anlatıldığı roman, okuyucuyu derin bir şekilde sarsıyor.

Kadının kendi kaderini tayin etmesinin tek yolunun eğitim olduğu günümüzde, gazetelerde ve haberlerde sürekli kadına şiddet haberi alındığı için Suna Güler’in kitabı, bu toplumda yaşayan okuyucuyu derin bir şekilde düşündürüyor. Roman karakteri Elmas’ın yaşadığı tüm sorunların, toplumdaki kadınlar tarafından hali hazırda yaşanıyor oluşu, kitabın bitiminden sonra erkeğin egemen olduğu sistemin sorgulanmasına yol açıyor.

Tüm edebiyat okurlarına tavsiye ediyorum. Beni en çok etkileyen yazarlardan biri olan Hakan Günday’ın yanına Suna Güler’i de ekliyorum. Umarım bu kaliteyi bir gün çok satanlarda da görebilirim. 

Şurdan Bi’ Şehremini Alır Mısın – Eray Emre Evren?  

Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupery

Kayıtsızlık Şenliği – Milan Kundera

Gündüz Kelebeği – Dilek Neşe Açıker

Okuma Yolculukları – Hülya Soyşekerci

Hepimiz Katiliz – Mesut Demirbilek & Onur Akhan

Küçük Prens Tenimde – Melissa Mey

Acıyan Yerini Bul – Kılıç Arslantürk

Aslında Aşk! – Aslı Aydemir