Güç ve Başarı

Güç ve Başarı

73
0
PAYLAŞ

Antik Çağ dönemi toplumları ile ilgili yapılan araştırmalara baktığımızda tecrübenin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. 18. yy a kadar insanlık tarım ve hayvancılık üzerine birçok sistem geliştirip, verimli bölgeleri keşfederek yerleşik düzene geçmiş, bugün ki toplum düzenin temellerini atmışlardır.

Yerleşik düzene geçiş ile beraber artan nüfus yeni arayışlara sebep olmuştur. Toprağın işlenmesi, avcılığın gelişmesinde tecrübelerin zamanla birbirleri arasında paylaşımı etkili olmuştur. Geçen zaman içinde üretimin artması depolama, koruma gibi ihtiyaçları gündeme getirerek iş kollarının oluşturmuştur. Böylelikle meslekler profesyonelleşerek iş hayatını başlatmıştır. Sanayi devrimine kadar her geçen gün güçlenen bu yapı olumsuzlukların yanında birçok ilk başarıların kaynağı olmuştur.

“Gelişme hiçbir zaman sona ermeyecek bir süreçtir.”
Peter DRUCKER

Bu dönemlerde insanlık oldukça büyük bir gelişim göstermiş ve her seferinde birkaç adım daha fazla ileri yürümüştür. Günümüzde ise insanlığın yarattığı ve geliştirdiği teknoloji hızla ilerlerken neslimiz yavaşlamaktadır. Bugün işletme ve örgüt problemlerinden kaynaklı kayıpları kenara ayırdığımızda mutsuz, gergin, tatmin olmayan çalışanları her sektörde ve her gün görebiliyoruz. Bu eksik motivasyon az önce kenara ayırdığımız problemlerin çözümünü de maalesef erteliyor. Böylelikle düşük performans kartopu gibi büyüyüp başarısızlıklara kaynak olmaktadır. Sonuç olarak da güç kavramından bahsetmek mümkün olmuyor.

Güç; iş hayatında kimilerine göre ekonomi gibi görülse de aslında bilgi birikimidir. Bu ayrımı yapabilmek oldukça önemlidir. Çünkü alt yapı sistemi kurulmadan bir sonra ki adıma geçmek zor olduğu gibi sürecin işleyişinde de aksaklıklar olabilmektedir. Antik Çağdan günümüze geldiğimizde tecrübelerin paylaşımı da değişim göstermektedir. Gelişim ve hedeflere ulaşmada güç olarak kullanmak yerine yönetici benliğinde nasihatlere dönüşüyor. Aile şirketleri ve istisnai durumlar dışında özel sektörde yönetici pozisyonuna yükselen kişiler bir takım özelliklerinin yanında performansları sayesinde yetki sahibi olmaktadırlar. Her şey aslında bu noktada başlamaktadır. Çok iyi çalışan aynı zaman da çok iyi bir lider olamayabiliyor. Başarıya karşı en çok tecrübe çekmecesini açtığımızda bunu çalışanlara servis etmekte karmaşıklık yaşıyoruz. Burada tecrübe ve özellikle emeğe saygı duyduğumu belirtmek isterim. Ama aslında en çok ihtiyaç olan şey dinlemek ve devamında anlamak.

Yukarıda tasvir ettiğimiz çalışan profilini nasıl iyileştirebiliriz?

Çalışan değerlerinin işletme değerleri ile uyumlu olmaması aidiyet duygusunu zedelemektedir. Asıl önemli olan yöneticinin bunu çalışma örgütüne nasıl sunacağıdır. Alışa gelen kişisel birikimlere dayalı yöneticilik yerine koçluk yetkinliği ile donatılmış bir yöneticilik daha cazip hale gelmektedir. Z kuşağının sektördeki sayısal çoğunluğuna bakacak olursak tecrübeleri anlatmanın işe yaramadığını hemen deneyimleyebilirsiniz. Bu kuşaklar ile anlaşabilmek ve çalışabilmek için güven duygusunun tüm işletme içinde yayılması gerekiyor. Adeta ayna olabilmekten bahsediyorum.

Bunu yapabilir misin?

Picasso bir lokantada otururken garson onu tanır… Ve ona bir kâğıt uzatıp üzerine bir resim çizmesini ister. Picasso kırmaz ve hemen bir resim çizer. 5 dakika içinde kâğıdı garsona verir ve bin dolar ister. Garson çok para istediğini vurgulayarak “Ama 5 dakikada çizdiniz. Bunun için bin dolar mı istiyorsunuz?” diye tepki gösterir. Picasso’nun cevabı:   “Sadece 5 dakika değil, 40 yıl artı 5 dakika…”

Güç ve tecrübe konusunda en çok sevdiğim hikâyedir. Ama her okuduğumda bir şeyi merak ediyorum.
Peki, Garsonlar artık kime resim çizdiriyor?

Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.
Konfüçyüs

Ender ERMİŞ
Yönetici Koçu

BİR CEVAP BIRAK