Grr-i!

Grr-i!

192
0
PAYLAŞ

Bazen kendimi bir yerde oturmuş, etrafımda renkli  ne varsa izlerken buluyorum.

Rengarenk çiçekler, yemyeşil çimler ve aralarında cılız, kelleşmiş sarı kısımları. Mavinin çok, çok fazla tonuna bezenmiş, arkalara gri yağmur bulutlarını saklamış,  yer yer değişik şekillerde beyaz bulutlarla bezenmiş gökyüzünü, gözlerimi kamaştırdığından hiçbir zaman tam rengine bakamadığım sarı tonlu ışık süzmeleriyle hayran olduğum kocaman güneşi, gökyüzünde özgürmüşcesine süzülen uçurtmaları ve gökyüzünde özgürce uçuşan beyaz martıları, siyah kargaları, gri serçeler i hatta şanslıysam gökkuşağı renkli topiğimsi kuşları.. Gökyüzüne meydan okuyabilen maviliklerinin yanında yeşili ve turkuazı da seyre daldıran sonsuz denizi, üzerinde kırık beyazlı, mavili yer yer boyası dökülmüş büyüklü küçüklü balıkçı teknelerini, içinde rengarenk mayolar giymiş insanların karmaşasını..  Kahveye çalan krem rengiyle kumları, üzerinde alacalı midye kabuklarını..  Gri yürüş yolu ve üzerinden sarı çizgilerle ayrılmış bisiklet yolunu, etrafta dolaşan  kahverengi, sarı, kızıl, siyah, beyaz hatta gri köpek ve kedileri. Yeşil demirli ,turuncu potalı basketbol sahasını. Gri sokak lambalarını. Manavdaki meyveleri ; sarısı, yeşili, kırmızısı, turuncusu, moru, beyazıyla..

Kısa süre sonra “cozz” sesiyle etrafa keskin kokusunu yayacak olan gri, pembe pullu balıkları; mavi tabelalı balıkçı tezgahındaki.  Arabaları çoğunlukla beyaz ve siyah olsalarda arada gözden kaçamayan kırmızı, mavi, turuncu, pembesiyle.. Motorsikletleri; arabalara nazaran daha eğlenceli renk ve görüntüleriyle, hatta sürücülerinin kasklarını ebruli renk geçişleriyle.. Evleri çoğunlukla yağmurun akıttığı şehrin gri tozuyla kaplanmış olsalarda, mavi – yeşil – pembe çerçevelerini eskilerden kalma estetik müstakil köşklerin, sandalyelerini bahçeye hayat katan sarı, kırmızı, mor, yeşiliyle.. Pas tutmuş bahçe tellerini. Çöp kutularını hatta; grilerin yanında hem dikkat çeken hem gülümseten grafiti resimlilerini. Rengi siyahtan griye dönmüş asfaltı, griyken solmuş arnavut kaldırımlarını, kaldırımlardaki sarı tırtıklı engelli yollarını. Kırmızı-siyah-beyaz-mavi trafik işaretlerini, kırmızı-turuncu dubaları, kırmızı-turuncu-yeşil trafik ışıklarını. Balkonlardan sarkan çiçekleri taşıyan beyaz, kahverengi, sarı, mavi, turuncu, pembe, mor, kırmızı, yeşil ve tonlarındaki saksıları..

İnsanları.. çocukların beyazlı-pembeli-mavili, Gençlerin kırmızılı-sarılı-siyahlı, yetişkinlerin siyalı-grili-beyazlı, emeklilerin grili bakışlarını.. Bazen bir emeklinin pembe bakışlarının beni gülümsetmesiyle kendime geliyorum..

Seyre dalıyorum uzun uzun..

Sonra anlamaya çalışıyorum onca renk arasında ruhlarına sadece siyahı-beyazı-griyi renk edinmişleri, gri bakışları.. Nereye gidiyor çocukluktaki pembe mor, gençlikteki kırmızı sarı.. hatta yeşil mor turuncu?

İronik olacak belki ama ben çok severim gri rengi. Hayatta her zaman net olmak zorunda olmadığımı hatırlatır bana, insanız ya zaman zaman arada olmak huzur verir hani.. Ama gerektiğince olması koşulu vardır hep. Gerektiğince ne kadar bir miktar mı? Bilmem, o an hissettim kadar.. Onlarca renk arasında olması rahatsız etmez tek başına değilse çünkü..

Gri işte karışımdan gelen denge ama aynı zamanda ciddiyet temsilcisi. Ciddiyet fazla kaçtığında nasıl hissettirir mesela? Ya da şöyle sorayım hava da gri olunca bunaltmaz mı biraz? Hıh! İşte tam öyle derin nefes aldıran cinsten…

Demem o ki; renklerin sihrine “kulak verin”. Griler dengelesin elbet arada, ama tabiatın renklerinden de mahrum etmeyin ruhunuzu..

Siz renkli bakın ki, çevreniz de renklensin. Ne de olsa bulaşıcı bu psikoloji mereti…

Günce‘den

 

BİR CEVAP BIRAK