Google’dan hikayeler….

Google’dan hikayeler….

445
0
PAYLAŞ

80’li yılların bir genci olarak, şimdiki 18 yaş kuşağıyla sınıf içinde iletişimde olmak, tatlı güçlüklerinin yanı sıra, tabii ki büyük keyif. Bir yandan, gerçekten bizim kuşağa ait pek çok şeyi devirdiğine şahit olduğumuz, günümüzün iletişim devrimiyle başa çıkmaya ve uyum sağlamaya çalışırken, bir yandan da günümüz gençlerinin teknoloji ile bağını gözlemleme ve “modern” hayatı anlama, yorumlama imkanımız olması, bu sınıfların biz öğretmenlere ikramiyesidir.

Yeri gelir bir özlü söz keser dersi, bazen de kısa bir hikaye, sınıfın o anki gündemine uygun olduğunu düşündüğüm. Öğrenciler kimi zaman coşkuyla, kimi zaman sessizce karşılık verirler. Bugün de sınıfta, kısa bir hikaye anlattım. Eski zamanlarda aynı hücrede kalan bir saray şairiyle bir çobanın hikayesi. Özünde bir iletişim, birbirini anlama dersi veren bir hikaye. Kısacık…Ama ben bu hikayeyi anlattıktan sonra bugünkü dersimi almış oldum. Sınıfın en heyecanlı, ders konularında az, sohbette çok konuşan öğrencilerinden biri hikayeyi beğendiğini ve bunu unutmayacağını söyledi. Ardından ekledi “Hocam, siz böyle hikayeleri, sözleri nereden buluyorsunuz?” Gayet doğal sorulardan biriydi bana göre. Hikaye öğrenciye ilginç gelmiş olmalı ki böyle bir soru soruyor diye düşündüm. Ardından gelen soru ise, benden başka herkes için en doğal haliyle sınıf ortamında yayılırken, benim zihnimi ve kalbimi can evinden vurarak kulaklarımda yankılandı…”Hocam, google’da ne yazarak arıyorsunuz böyle hikayeleri?”… Bir an durdum, bir nefes aldım. Başkaları için belki milisaniyeler, kendimce dakikalar süresince, tekrar ayaklarım yeryüzüne basana kadar zihin dünyamda adeta uzayda süzüldüm.

80’li yılların genci olduğumu belirtmiştim. Henüz mahalle kavramının yitirilmediği, komşuluğun kaybolmadığı, akşam misafirliklerine televizyonun yeni yeni müdahil olmakla beraber, bugünkü cep telefonları gibi darbe vurmadığı, büyük küçük herkesin bir arada misafir ağırladığı bir zamanı yaşamıştım. Ailenin küçük çocuğunun önceden komşuya haberci gönderildiği, “Müsaitseniz annemler size gelmek istiyor.” cümlesinin, whatsapp mesajı olarak değil canlı canlı sorulduğu zamanlarda…Kah akşamları ailecek çay içmeye gelen komşularımızdan, kah yatılı misafirliğe gelen akraba ve aile büyüklerimizden dinlediğim onlarca hikayeden biriydi oysa derste anlattığım o kısacık hikaye.

Sonra düşündüm, web sayfalarında klavye tıkırtıları eşliğinde aranan “hikaye”lerle , misafir meclisinde, yüz yüze, tebessümle, demli çaylar eşliğinde anlatılan, hep birlikte dinlenilen hikayelerin coşkusunu, heyecanını karşılaştırdım zihnimde ister istemez.

“Google” ile karşılıklı birer bardak çay içerken bana hikaye anlatıp tebessüm edecek mi? diye sormadan da edemedim.

Ahmet Kablan