Gökkuşağının Rengini Değiştirebilir Miyiz?

Gökkuşağının Rengini Değiştirebilir Miyiz?

149
0
PAYLAŞ

Hemen hemen herkes kendi doğru bildikleri ile yaşamaya devam eder. Bu da insanın kendi rengini belirler.

Peki siz kendi renginizle mi yaşıyorsunuz?

Öğretilmiş doğruları bazen bir saat bazen bir ay veya bir yıl sonra yanlış olsa bile en doğrusu neyse onu yaşamayı tercih eder insan. Geriye dönüp baktığında “keşke…” dediği mutlak yaşanması gerekenler bugünün bir parçası olmuştur artık. Zincirin bir halkası olarak hayatı deneyimlemeye devam eder insan. Ta ki bir şeyleri fark edinceye kadar…Hayatı deneyimlerken bizi öfkelendiren, üzen, enerjimizi düşüren renkleri zihnimizde değiştirmek mümkün müdür? Sadece kendinize ait bir renginiz olamaz mı? Öğrendiğimiz renkleri değiştirmeye hakkımız yok mu? Şimdikinden daha iyi bir renk bulacağımızı bildiğimiz halde daha ne olmasını bekliyoruz? Ve en önemlisi de kendimizi yargılarken yaşanması paha biçilemez “AN”ları kaçırdığımızın farkında mıyız?

Ben, yaşam koçluğu eğitimi, meditasyonlar, olumlamalar sayesinde rengimi buldum. Teknikler, telkinler ve kendime yönelttiğim güçlü sorularla çocuk benliğimle yan yana yürüdüm. Kendimi yeniden büyüttüm kendime destek oldum . En güzeli de kendimi sevdim, anladım ve değer verdim. Zaman zaman zihnimde çözemediğim ve beni rahatlatmayan yarım kalan sonuçlara katlanmak zorunda kalmıştım. Üstelik kendi tercihim olmasına rağmen. Eğitimlerle bildiğimi zannettiğim renkleri gerçekten görmeyi başardım, renklerin uyumunu gördüm, gökkuşağının nasıl oluştuğunu öğrendim.

Bazen kendimizi bir döngünün içinde hapsedilmiş hissederiz. Sürekli tekrarlanan korku, anlamlandıramadığımız kaygıların kölesi olmuş gibi hareket eder dururuz. Bir zaman sonrada kendimizi tanıyamaz halde aynaya bakarken buluruz. Ya görebildiğimiz resim renksizdir ya da istediğimiz renk değildir. Muhakkak bir renk görmeye çalışırız. O muhteşem rengi gördüğümüz an mutluluğumuz başlamış demektir, sonrasında devam ettirmek için çabalarız. Üstelik birde rengimizin sabit kalacağını düşünüp kendimizi de dövmeye başlarız. Ben buna tecrübenin tonlaması diyorum. Aslında önemli olanda bu değil mi? Yaşanılan deneyimlerden kendimize öğreti çıkararak hayatı renklendirmek değil mi?

Bilinçaltımızdaki renk bize zarar verdiğini düşündüğümüz kişilerin veya olayların zaman ve mekana göre hangi duyguyla ve nasıl bir resim çizdiğimizle ilgilidir. Adı da üzerinde olduğu gibi bilincimizin altındaki yani zeminimizdeki renk de bu yüzden çok önemlidir. Resmi renklendirmek tabi ki bizim elimizde. Öncelikle zemin rengini seçelim. Siyah olursa çizeceğimiz hiçbir rengi göremeyiz ama beyaz bir zeminde her rengi kolaylıkla görebiliriz ve fark ederiz. Gökkuşağının her rengini istediğimiz gibi kullanabiliriz. Çünkü beyazın üzerinde renkler ve duygular anlam kazanırlar.

GÖKKUŞAĞININ RENGİNİ DEĞİŞTİREMEYİZ AMA KENDİ RENGİMİZİ BULABİLİRİZ

Şimdi ve sonsuza kadar istediğimiz renkte resim çizebilir ve anlamlandırabiliriz.

HAYATI DERT ETMEYİN SADECE RENKLENDİRİN TEŞEKKÜR EDİN VE GÜLÜMSEYEREK OLANLARI SEYREDİN..

Nilay BOZ

Editörün Notu: Doğru bildiklerini sorgulamak, inançlarını bir kez daha gözden geçirmek isteyenlere Carol Tavris ve Elliot Aronson’ın  “Hatalar Psikolojisi” kitabını öneriyoruz.

BİR CEVAP BIRAK