Gizli Hazine Öze Ulaşmak

Gizli Hazine Öze Ulaşmak

130
0
PAYLAŞ

“Ben kimim?” sorusunun altındaki derinliğin farkına vardığınızda, önce biyolojik kökleriniz üzerine düşünmeye başlıyor, 2 milyon türle ve tam 200 bin yıldır yaşadığınızı görünce hayrete düşüyor, bazen de, bu “hayrete düşme” durumunu sağlayan doğadaki en üstün nitelikli beyne sahip tür olduğunuzla gurur duyarken bir gaflete düşüp doğaya hükmetme cüretine kapılıyor, bir depremin veya bir sel felaketinin sizin cüretinizle kurulan koskoca bir şehri yok ettiğine tanık olduğunuzda ise haddinizi bilmeniz gerektiğini anlıyorsunuz.

İşte bu, “Ben kimim?” sorusuna cevap vermeye çalışırken- ister istemez- izleyeceğiniz formülün ilk iki aşaması:

  • Ne olduğunu gör ve anla!
  • Kabul et!

Ölüm ve zaman… Sadece insan türü tarafından farkında olunan ve üzerine düşünülen kavramlar. Bir sevdiğinizi ölüme teslim ettiğinizde veya bunu yaşayanların acısına şahit olduğunuzda, bir sabah uyanıp “dünü kurtarmaya” çalışmanın faydasızlığını iliklerinize kadar hissettiğinizde, yapmanız gereken bir şeyler olduğu dürtüsünü hep içinizde hissedip yine de ataletinizin kurbanı olmayı kabul ettiğinizde ise üçüncü aşamayla yüzleşiyor ya da daha iyi bir ihtimalle bu aşamaya geçmeniz gerektiğinizi anlıyorsunuz:

  • Şu anda kal!

“Ben kimim?” sorusunun derinliğinde gizli asıl hazineye ulaşma yolculuğu ise dördüncü aşama ile başlıyor:

  • Özüne ulaşma yolunda ilerle!

(*Öz: Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun.)

Bu yolculuk ise sizin cüretiniz ve cesaretiniz, cesaretiniz ise korkularınızla ortaklığınız kadar.

Korkularınız sizi “canlı” yapıyor, korkularınızla yüzleşmek “insan”, korkularınızla birlikte ilerleyebilmek ise “cesur bir insan”!

İlk üç aşamaya kâmil olup da tüm cesaretinizle asıl hazineniz olan “öz”ünüze ulaşma yolculuğuna çıkmaya karar verdiğiniz dördüncü aşamada her yolculukta olduğu gibi bir haritaya ihtiyacınız olduğunu fark ediyorsunuz.

Bu harita sihirli bir harita.

Çünkü varış noktası belli olsa da izlenecek yollar yolculuk sırasında ve sadece sizin tarafınızdan çizilebiliyor!

Elinizde sadece başlangıç ve varış noktası belli olan boş bir haritaya tüm heyecanınız ve cesaretiniz ile bakmaktasınız. İlk adımınız ne olurdu?

Tam 200 bin yıldır, insanlığı taş devri noktasından uzay çağı noktasına taşıyan, milyonlarca çılgın insan türünün yaptığı ilk şeyi yapmak tabii ki.

Soru sormak!

Tüm pozitif bilimlerin ( fizik, kimya, biyoloji, psikoloji, sosyoloji, antropoloji vs.), formel disiplinlerin ( matematik ve mantık), sanat ve beşeri disiplinlerin (edebiyat, resim, müzik vs.), metafizik disiplinlerin (din vs.) ve felsefenin çıkış noktası soru sormaktır. Soru sormak yaratıcı fikirleri, yaratıcı fikirler hayalleri, hayaller icatları, icatlar da medeniyetleri doğurur.

“İnsanın yaşamdaki ana görevi kendisini doğurmak, olma potansiyeline sahip olduğu şeyi olmaktır. Çabasının en önemli ürünü, kendi öz kişiliğidir.” Erich Fromm

Evet,- bir bilimin, disiplinin ya da bir icadın parçası olmadan önce- sizin ilk ve ana göreviniz ise kendinizi, öz kişiliğinizi doğurmak, potansiyelinizi gerçekleştirmek.

Bunun için sihirli haritanıza bakacak, bir gezginin heyecanıyla, bir mucidin çılgınlığıyla, bir bilim insanının cüretiyle, bir felsefecinin merakıyla, bir din insanının inancı ve sabrıyla sorularınızı soracak, haritanızı oluşturup ilerleyeceksiniz.

Ta ki, özünüzü doğurup potansiyelinizi gerçekleştirmek üzere, “Ben kimim?” sorusunun son aşaması olan yaşam amacınızı bulana kadar.

Kim bilir, belki de yaşam amacınızın içinde insanlık tarihinin mihenk taşlarından biri olmak vardır…

Gizem Ekici
Profesyonel Koç & Eğitmen