Eyvah Kızım Sinemacı Olmak İstiyor…

Eyvah Kızım Sinemacı Olmak İstiyor…

162
0
PAYLAŞ

Yaklaşık iki hafta kadar önce, programımızın olmadığı bir cumartesi akşamı evde sıkıldık ve ailece sinemaya gitmeye karar verdik. Vizyon filmlerine baktık ve “Steve Jobs” u seçtik. Gittik filme mısırlarımızı aldık, ohhh keyifle filmi izleyip geldik. İzleyip geldik de sonra neler oldu bizim evde, size onları anlatacağım. 

Güzel bir filmdi, kahramanın yaşadıkları çok etkili dialoglarla çarpıcı bir şekilde anlatılıyordu. Steve Jobs karakteri ve hayatı çoğumuza malum zaten. Hepimiz etkilendik ve beğendik filmi. Bu kadarla kalsa iyi ama film kızımın hayatını değiştirdi ( bu kendi sözleri)

O cumartesi gecesi üstünden dört ya da beş gün geçmişti, akşam yemek faslı bitmiş çayımı içiyordum mutfakta. Kızım geldi, tam karşıma oturdu;

“ Anne seninle konuşmak istediğim bir şey var.”

“ Buyur kızım konuşalım.”

“Anneee, ben sinemacı olmaya karar verdim.” Dedi.

Benim duyduğum cümleyi algılayıp şokuna girmem birkaç saniye sürdü.

“ Ne olacaksın, anlamadım.”

“ Sinemacı anneeeee, nesini anlamıyorsun bunun…”

“Hiçbir şeyini…” demedim tabi kaba tabirle zönk diye kaldım o an. Neden kaldığımı anlatayım da doğru anlaşılsın.

Kızım şu an lise ikinci sınıfta okuyor. Son SBS tarzı yapılan sınavda bir boş, bir yanlışla ilk bine girdi ve ülkenin en tanınmış okullarından birinde yüzde yüz bursla okuyor. Hazırlıkla birlikte üç yıldır okuduğu okulda, öğretmenleri tarafından Fizik’te olağan üstü başarılı, Matematik’te çok başarılı, diğer derslerinde de ortalamanın üstünde başarılı değerlendiriliyor.

Bu tabloda kızımın seçeceği ve başarılı olacağı meslek size sinemacı olarak mı gözüküyor. Evet haklısınız Fizik ve Matematik’de böylesine başarılı bir çocuk ya mimar ya mühendis olur diyorsunuz, tıpkı benim de düşündüğüm gibi. Ama şimdi karşımda oturan kızım tüm bunların dışına çıkıp SİNEMACI olmaya karar verdiğini söylüyor. Bu arada önemli detay o günlerde lise üç ve dördüncü sınıfta okuyacağı alanı seçmeye karar vermesi gerekiyor. Mühendis ya da Mimar falan olacaksa sayısal, sinemacı olacaksa sözel alanı seçmesi gerekiyor.

Tüm bunlar aklımdan ışık hızıyla geçerken, kızıma ;

“ Ne oldu da böyle bir karar verdin ?” diye sorabildim.

“ Geçenlerde gittiğimiz film var ya hani Steve Jobs. İşte o filmden çok etkilendim ben anne.”

“ Evet film çok güzeldi ben de beğendim. Bu yüzden mi sinemacı olacaksın.”

“ Hayır ya hiçbir şey anlamıyorsun. Ben onları yaşamak istemiyorum. O yüzden mühendis olmak istemiyorum.”

“ Tam olarak neyi yaşamak istemiyorsun ?”

“ Rekabet. Ben buna dayanamam. Görmedin mi filmde, neler yapıyorlardı birbirlerine.”

“ Neler yapıyorlardı ?”

“ Arkadaşlar rekabet yüzünden birbirlerinden nefret ediyorlardı. Ben bunu yaşamak istemiyorum. Sırf başarılı olacağım diye arkadaşlarımla düşman olamam.”

“ Anladım kızım, ama her mühendis ya da mimar olan rekabet dolu ortamlarda çalışacak diye bir şart yok ki…”

“ Var anne var. O mesleklerde hep var bu. Hayatım boyunca bu duyguyla yaşamak istemiyorum.”

“ Tamam bunu çok iyi anladım. Bana rekabeti tanımlar mısın ? “

“ Başarılı olmak için insanların birbirine acımasız davrandığı ve arkadaş olmadığı bir şey işte. Offf bilmiyor musun neden soruyorsun ?”

“ Biliyorum tabi, ama sende ki etkisini anlamaya çalışıyorum. Peki bunu hiç hissettin mi ?”

“ Tabi hissettim. SBS sınavı olduğu sene çok yaşadım. Ben bunu bir daha yaşamak istemiyorum. Dershane de ve okulda herkes sadece ders çalışıyor, kimse kimseyle konuşmuyordu bile.”

“ Anlıyorum” dedim ve gidip sarıldım çünkü ağlamaya başlamıştı.

Üç yıl önce, SBS sınavından kızım ağlayarak çıktı. Eve geldik, cevaplar açıklandı ve sonucu öğrendik. Anne baba biz mutluluktan uçuyorduk ama kızımın ilk cümlesi ne oldu biliyor musunuz ?

“ Ben bunu arkadaşlarıma nasıl söyleyeceğim.”

Arkadaşlarının çoğunun ortalamanın altında başarılı olduğu bir sınavda çok başarılı olmaktan mutlu olmayı değil, onlarla olan ilişkisini daha öncelikli olarak belirlemişti.

Tüm bunlar ışığında, kızıma ;

“ Seni çok iyi anladım kızım. Meslek olarak seçeceğin alan hangisi ise buna saygı duyacağıma ve seni her koşulda destekleyeceğime söz veriyorum. Eminim sahip olduğun olağan üstü sayısal becerileri sanat ile birleştirerek muhteşem eserler yaratırsın. Bunu biliyor ve sana güveniyorum.” dedim ve buna yürekten inanıyorum.

Çünkü biliyorum ki;

İnsan inandığı değerlere aykırı yaşayarak ne mutlu ne başarılı olur.  Bir şekilde başarı elde etse bile bu ömrünü derin huzursuzluklarla geçirmesine sebep olur.

Tabi bunları söylemek ve kabul etmek kolay olmadı hem babası hem benim için. Hala da zorlanıyoruz ancak siz bu yolu açınca bir gencin içinde ki akışın yönünü zorla belirlemeye kalkmayınca hayat belki de bir mana da ödüllendiriyor. Çünkü birkaç gün sonra kızım heyecanla eve girdi ;

“ Anne bugün fotoğrafçılık kulübü öğretmenim projeme bayıldı ve ilk kez böyle bir şey duyduğunu söyledi.”

“ Neymiş projen hadi anlat.”

“ Doğa ile matematik ve fizik yardımıyla baş edebiliyoruz. Projemin adı bu ve ben bunu fotoğraflarla doğada ki matematik ve fiziği göstererek yapacağım.”

Bundan daha güzel bir haber olabilir mi ?

SANAT-MATEMATİK VE FİZİK BUNDAN DAHA GÜZEL HARMANLANABİLİR Mİ…

Sevgilerimle…