Boşanmanın nasıl bir duygu olduğunu bilir misiniz?

Boşanmanın nasıl bir duygu olduğunu bilir misiniz?

216
1
PAYLAŞ

Boğazın düğümleniyor her düşündüğünde.

Bir karar vermişsiniz.. öyle veya böyle.

Ayrılıyor yollar.. uzaklaşıyor birbirinden kollar..
Dile kolay.. ruha zor: 14 uzun yıl………. hem, alışkanlıklar da var.

Slow müzik çaldığında, oturduğun yerden içkini yudumlamaya devam edebilirsin artık güzelim.
Az’dı ya da çok’tu.. ama O’na sarılamayacaksın artık……….
Evde bir ses daha yok artık.. bir nefes daha………. yok.
Bitti.

Ne?!
“Üzülme.. yeni biri olacak elbet.. yeniden hissedeceksin o duyguları” mı?!
Tamam ama nasıl?
Yorulmadan.. usanmadan….. yenisine de “ennn başından” anlatacaksın kendini.. olacak iş mi?
Eskisinden daha yaralısın üstelik.
Daha hasarlı.. daha yorgun.. daha bezgin.
Hattâ.. belki korkularından mütevellit, hasta biraz da.
Böyleyken, kim yeniden……… neye……… ve nasıl başlayabilir ki?
Genç kız da değilsin ki artık..

Hastalandığında yalnızsın.. alışveriş torbalarını taşırken bi’ başına..
Ne, faturalar mı geliyor ardı ardına?
Ya yarın öbür gün düşersen, kim koşacak başına?
Endişeler var.. tonlarca soru dönüyor kafada..
“Şimdi ne olacak.. nasıldı eskide………… ben nasıldım, nasıl olacak gelecekte?”

Bazı geceler daha zor geçecek artık güzelim.. hazır ol.
Koca yatağında, bi’ başına.
Yoksa kanepede mi yatacağım ömrüm boyunca?
Kafam karışık.. sayısız problem yazılı, önümdeki kâğıtta.

……………….

Bilmem ki anlayanınız var mı beni, bu yazdıklarımı okurken..
Yorgun olanlarınız var mı.. bitkin……… benim gibi böyle..
Ya da……… arada gidip geliyor mu aklınız benim gibi, içinizden birilerinin de?
Yaşadınız mı ayrılığı, yaşadınız mı böylesine -üstelik- bile isteye?

…………………
Ama hayır…………. doğrusu bu.
Beraber karar verdik biz “hayata meydan okumaya”.
Evet; bu yolu ikimiz birlikte; üstelik “içine deriiin bi’ nefes çekmek” kadar, “karşımızdakine de deriiin bi’ nefes alması için fırsat vermek” için seçtik.
Korku yok…….. hayır…….. yok.
Hiç korkmuyorum hem de. (!)
Sadece.. irkiliyorum bazen.. sanki rüyada gibi..
Ama değişmiyor uyandığımda hiçbiri.

Ben denedim ayrılığı…….. hakikaten acıyor.
Belli ki……….. geçmeyecek.. kalacak öyle.. içimde bir yerlerde.
Yine de, benim acım o……. benim emeğim…… n’olursa olsun, değişmem hiçbir şeye.

Bazen “acaba” diyeceğim gibi geliyor.
Veya………… belki de hiç…………… bilmiyorum ki…….
Karışığım çok.

Ayrılırken böyle oluyormuş insan demek……….
Her ne kadar istemiş olsan da.. her ne kadar iki kişi de razıysa…….. o kadar…………. yine de………..

Bazen özleyeceksin demek ki.. sebebini bilmeden.
Bazen olur olmaz saatlerde uyanıp kalbini yoklayacaksın.
Bazen onca kalabalık içinde bir başına kalacaksın.
İnsanlarla göz göze gelmekten kaçacak, “yeniden nasıl başlanırdı ki”, hattâ “aa, nasıl yani.. mevcut olan bitti mi ki” diye kara kara düşünüp duracaksın.
Alışamayacaksın.. sonra alışacaksın.. sonra yine “alışamama”.. sonra yine..
Yetmiyormuş gibi; korkuların birer birer dikilmeye başlayacak önüne.

“Bi’ başına olmak da ne demek?!
“Biz”i azat etmek.. karşılıklı, çekmek elleri birbirinden.. dönüp gitmek.

Öyle veya böyle.. vakit, o vakit şimdi:
Minareden attığını, nefes nefese koşup, yere düşmeden bizzat kendin tutmaya çalışacaksın artık.
“Kalbini” atacaksın bazen.. ama tutamayacaksın.. ya da tutamayacak başka biri.
Bir adım atacaksın bazen.. atmayacak karşındaki.
Bir adım kalmışken, yarım kalacak belki.

“Serbest bırakmak” lâzım galiba bazen.. “akışına bırakmak”..
Göğsün daralırken, gökyüzüne bakıp dua etmek..
Tanrıdan, bir yol göstermesi için işaret beklemek..
Yine de.. bir cesaret.. küçük adımlarla da olsa, yola devam etmek..
Üzmeden, kırmadan, incitmeden veda etmek..

Kendi payına düşenler için.. O’na verdiklerin için.. veremediklerin için.. şu kısacık hayatta yaşadıkların, yaşatıldıkların için………… hepsi için.. şükretmek..

Sana verdikleri için, vermeye çalışıp veremedikleri için, verip vermemek arasında gidip geldikleri için.. emekleri için.. sevdiği için.. gözü gibi baktığı için.. üstüne titrediği için.. yol arkadaşın olduğu için.. yanında dimdik durduğu için.. tüm kalbinle teşekkür etmek..
Ve hakkını -eğer geçtiyse- helâl etmek..

Böyle olmalı “ayrılık” dediğin.. eğer olacaksa.

“Birlikte büyümenin”, “el ele bir kocaman bi’ hikâye yazmanın” anlamı olmalı.
“Hoşçakal” demenin değeri olmalı; en az o ilk “merhaba” kadar?

Okurken senin kulağına nasıl geliyor:
Sence insanların “şık”lığı kıyafetinde midir yoksa ruhunda mı?

Zor bir gün.. zor yazmak.
Hele “kısa yazmak”…….. iyice zor.

Oluyormuş demek ki; bir yandan gülerken, diğer yandan ağlamak.
“Dost” kalacağını bile bile, yine de “bi’ şeyleri kaybetmişsin” duygusuna kapılmak.

…………………………….
Son sözüm O’NA:
Yıllarca gururla taşıdığım soyadını, ilk günkü temizliğiyle, bu gece “ellerimde ürkek bir küçük kuşu incitmeden tutmaya çalışırcasına” teslim etmenin vaktidir artık.
Lütfen kabul et.
Hakkım -geçtiyse eğer- helâl olsun..
Sen de helâl et.

Didem Deligönül

1 YORUM

Comments are closed.