Evlilik Yüzüğünü Kaybeden Filin Hikayesi

Evlilik Yüzüğünü Kaybeden Filin Hikayesi

171
0
PAYLAŞ

Bu, insanların nesilden nesle aktardığı, güzel ve derinlemesine düşünülmesi gereken bir öyküdür. Hikaye, genç ve güzel bir filin yaşadığı uzak bir ormanda geçmektedir. O sıralarda bu fil evlilik için hazırdır.

Fakat bu güzel fil kalbini çalan başka bir file henüz rastlamamıştır. Buna rağmen, bir öğleden sonra uzaklarda bir fil sürüsü gözüne çarpar. Bu fil sürüsünün içinde güzel bir dişi fil fark eder ve ona gönlünü kaptırır.

İki fil sürüsü karşılaşırlar ve bizim fil gönlünü kaptırdığı filin yanına doğru yürür. İkisi konuşmaya başlarlar ve kısa bir süre sonra anlarlar ki; bir çok ortak yönleri var. Sonunda birbirlerine aşık olurlar. Bundan sadece birkaç ay sonra da herkese evlenmeye karar verdiklerini söylerler.

Uzun zamandır bir düğün töreni yapmamış olan  her iki fil sürüsü bu çiftin sevgisine gerçekten inanmışlardır. Bazı yaşlı dişi fillere damat için güzel bir çeyiz yapma görevi verildi. Diğerleri ise yılın en önemli olayı için menüyü tasarlamaya koyuldular.

Diğer yandan erkek filler düğünün ve genç çiftin ilk dansının yapılacağı çadırı inşa etmeye başladılar. Düğüne herkes katılacaktı ve unutulmayan bir tören olacaktı. O anda her şey eğlenceli devam ediyordu. Her bir fil çok heyecanlıydı ve düğüne hazırdı.

Düğüne sadece birkaç gün kalmıştı. Bu yüzden, evlenecek olan fil, mükemmel bir mücevherci olan arkadaşına evlilik yüzüklerini yapmasını rica etmek için koştu. Filin arkadaşı evlilik yüzüklerini çok sabır ve özen göstererek yaptı. Yüzükler gerçekten baş döndürücüydü.

Düğünden önceki gün, file yüzüklerin hazır olduğu söylendi. Fil öyle heyecanlıydı ki, doğruca arkadaşının mücevher dükkanına gitti. Aynı zamanda yüzükleri çok merak ediyor, büyük umutlar besliyordu. Yüzüklerin tamamen kusursuz olmasını istiyordu.

Fil yüzükleri gördükten sonra onların güzelliği karşısında kendinden geçti. Onları bu kadar güzel yaptığı için arkadaşını tebrik etti. Kendini çok mutlu hissediyordu ve hemen yüzükleri hortumuna takarak evin yolunu tuttu. Eksik olan tek şey tören için giyeceği takımdı. Fil derenin yanından geçerken bunları düşünüyordu.

Filin dikkati o anda çok dağınıktı ve yol üzerindeki kocaman kayayı fark etmedi. Dikkatini veremediği için, ayağı tökezledi ve derenin içine düştü. Bu çok ani olmuştu. Ayağa kalktığı zaman, yüzüklerden birini kaybettiğini fark etti.

Yüzüğü kaybeden fil ümitsizliğe düştü. Kaybettiği yüzüğü aramaya başladı. Her yerde çukur kazmaya başladı, fakat bunun bir anlamı yoktu. Kaybolan böyle küçük nesneleri bulmak çok zordur. Derenin içinde ne kadar çok ararsa arasın, yüzüğü bulmak o kadar zorlaşmış görünüyordu ve fil de kendini gitgide daha çaresiz hissediyordu.

Meraklı bir baykuş bu olayı başından beri seyrediyordu. Kuş “Sakin ol!” diye bağırdı. Baykuşu duyan fil daha da endişelendi. Baykuşun gerçekte ne olduğunu anlamadığını düşündü. Düğün ertesi gün olacaktı ve başka bir yüzük alma imkanı yoktu. Ya gelin ne düşünecekti? Diğer herkes  kim bilir neler düşünecekti? Derenin içinde yüzüğü ararken düşündükleri sadece bundan ibaretti.

Bir süre sonra baykuş “Dinle beni, sakin ol! Her şey düzelecek, ben eminim,” dedi. Fil baykuşların bilgelikleriyle ünlü olduklarını biliyordu. Bu nedenle onun söylediği şeylere kulak kabartmaya karar verdi. Birkaç dakika hiçbir şey yapmadan öylece durdu ve sakinleşti. Kısa bir süre sonra derenin suları ve dibindeki tortular yerine yerleşip oturdu ve güneşin ışığı da derenin dibine vurmaya başladı. İşte o anda fil kaybolan yüzüğü gördü ve suyun içinden yüzüğü alıp çıkarttı. Genç fil bu olaydan çok değerli bir ders çıkarmıştı. Ümitsizliği, çaresizliği sudaki akıntıyı arttırmıştı, bu da yüzüğü görmesine engel olmuştu. Verdiği ders için baykuşa teşekkür ederek minnettarlık hisleriyle ve ertesi günkü düğün için mutlu bir halde evine döndü. Bu hikayeyi de derinlemesine düşünmemiz için bir miras olarak bize bıraktı.