Eudaimonia…

Eudaimonia…

292
0
PAYLAŞ

Yunancada eu-daimon = iyi bir daimon’u olan; kendisinde daimon’un göründüğü kimsedir.

Daimon ise insanın yaşamını kuşatan, insanın yaşantılarının içine sokulan güç, ruhun iyi bir durumda olmasıdır. a. Dışardan etki yapan bir şey olarak (dış dünyanın yaşama koşullarına göre mutlu olma);

  1. İnsanın ruhunda yaşayan bir şey olarak anlaşılmıştır.

Bu ikinci anlamı ile eudamonia, artık ahlâk terimi olarak, özellikle Sokrates’ten sonraki felsefenin temel kavramı olmuştur. Sözlük teriminin ötesinde, eudaimonia’yı Aristotales’in kapısını çalarak araştırmamız gerekir.

Aristotales’e göre insanın bir takım amaçları vardır. Bir iş sahibi olmak ve bu işte bir başarı sağlamak gibi kısa vadeli hedefler olduğu gibi bir de nihai amaclar vardır. Aristoteles tıpkı Platon gibi bu nihai amacın mutluluğa erişmek olduğunu öne sürer.

Mutluluk bir davranış biçimi, bir eylem yöntemi değil bir erektir; yaşanan süre içerisinde ulaşılmasına çalışılan en yüksek doyum, insanın potansiyelini gerçekleştirmeye giden yöntemdir. Duyu organlarından daha ötede yaşamı desteklediğiniz zaman hissettiğiniz duyguda var olmaktır.

Bu açıklamada bana en çok dokunan nokta insanın potansiyeli, peki ama insan potansiyelini gerçekleştirince ne oluyor.

Bana göre insan potansiyeli gerçekleştirdiğinde hayatta olan şimdiye kadar ödül veya rüşvet olarak gördüğü tüm bağlardan ve prangalardan kendiliğinden kurtuluyor ancak o zamana kadar o prangalara sahip olmanın kıymetini biliyor. Benim için bu kavramın karşılığı sonsuz özgürlük…

Kendini gerçekleştiren bir insanın kendisi için bekleyeceği en güzel şey kendisi gibi varlıklarla bir araya gelmek olabilir. Sohbetler farklılaşır, çünkü objektif değişmiştir. Kabul ettiğin/edildiğin kendi kimliğini ortaya koyabildiğin bir çevre oluştur etrafında.

Değişim insan için çok ciddi ve sancılı süreçtir. Bu değişim sürecinin başlangıcında bile aslında bir rahatsızlık yatar. Çünkü bir şeyden rahatsız oluyorsak onu değiştirmek isteriz. Kendimizden rahatsız oluyorsak kendimizi değiştirebiliriz. Kendinden rahatsız olma fikri bile acı vericidir. Kendinden rahatsız olmadığın seni hayal etmek ve bulmak, ona ulaşan yolda yolculuk yapmak, aslında hiç kolay değil. Yolculuk çukurlar, zorluklar ve mücadelelerle doludur.

Rahatsız olmak=fark etmektir. Apandistimiz ağrımadan varlığının farkında bile olmayabiliriz.

Fark etmek ancak “hiçbir şeyi değiştiremem” demek…

Öğrenilmiş çaresizlik midir?

Bence bu sorunun cevabı evet ve bu tuzağa düşmemek, zor olacağını bilerek bu yolculuğa çıkmak da cesurların işidir.

Yaptığımız her seçim iyi ya da kötü bir şeye hizmet ediyor.

Eudaimonia bilinci; bir bütünün parçası olduğunu anla yaptığın her davranışın bir reaksiyon başlatacağını bil! der. Bütünün parçası olarak varoluşu gör ve tüm duyularınla keyiflerini çıkar. Yaşama ve varoluşa hizmet eden ve yaşamı daha yaşanır kılacak olan keyiflerde yaşa…

Çünkü aslında hayat idealar âlemidir. [idea: kendiliğinden var olan, duyularla değil ruhsal olarak, anımsama yoluyla kavranabilen, duyularla yalnızca görüngüleri algılanabilen asıl gerçeklik, düşünce.]

Etrafımızdaki her şey bir enerji yani sestir. Bir arada durmayı tercih eden ideaların ortaya çıkardığı enerji, titreşim. Tıpkı atomlar gibi…

Eğer ben kendi gerçekliğimde, cennetimde, mutlu ve huzurlu yaşayabiliyorsam bu cennetimi başkalarıyla paylaşmalıyım ki cennet büyüsün ve daha çok insan kendi cennetinde yaşasın.

Bu nokta bir insanın değişmesiyle tüm evrenin değişmesini mümkün kılar. Çünkü tüm evren gibi birbirimize bağlıyız.

Herkes kendi evreninin mimarıdır.

Harward üniversitesi’inde insan doğasına dair yapılan bir araştırma aslında insanın öz doğası iyi olduğunu iddia eder. Ancak şiddeti bir iletişim aracı yapıyorsak şiddete dönüşmeye mahkumuzdur. Varoluşun özü aslında temizdir.

Maslow’un pramidinde artık insanoğlu olarak bir uyanış yaşamak zorundayız.

İşte benim bu yolculuğa çıkarken çantamda olan düşüncelerim… J

Artık tüm insanların rahatsız olmasını ve değişimin başlamasını diliyorum.

Daha sevgi dolu varlıklara evrilmeye devam edeceğimiz bir yıl olmasını dilerim.

Mutlu seneler.

Beste TINAZ

BİR CEVAP BIRAK