Erkekler de ağlar!

Erkekler de ağlar!

775
1
PAYLAŞ

Anne baba olunca anlıyor insan başka bir varlığın çektiği acının katbekat fazlasını hiçbir fiziksel etki olmadan hissedebileceğini. Ofisimle oğlumun okulu çok yakın olduğundan okul sonrası bazen eşim oğlum Tibet’i ofise getirir.

Dün yine ben toplantı yaparken birden acı dolu bir sesle irkildim. Gelen ses Tibet’in çektiği acıyı gösteriyordu. Hemen toplantıda “Ne oldu ne oldu?” diyerek içeriye seslendim. Anladığım Tibet’in okulda bir demire çarparak dizini yaraladığıydı. Annesi de pansuman yapıyordu. Gelen acı sesin nedeni belli olmuştu. Ancak sesi duyduğum anda içimde hissettiğim ağırlık yumru gibi yerinde duruyordu.

Oğlumla eve doğru dönerken ona sordum.

“Çok acıdı mı?”

“Hı hı!”

“Canının yanmasına çok üzüldüm, ağladın mı?”

“Yok baba hiç ağlamadım, erkekler ağlamaz, eskiden ağlardım ama şimdi ağlamam.”

7 yaşındaki bir çocuk erkeklerin ağlamaması gerektiğine ne de hızlı inanmıştı. Acı çekeceksin, yanacaksın, üzüleceksin ama ağlamayacaksın. Ne de gereksiz ve acı verici bir inanç!

“Oğlum elbette erkekler de ağlar, her duyguyu yaşar. Biz insanız. Hatta tüm hayvanların bile duyguları vardır.”

Yıllardır Profesör Paul Ekman ile çalıştığımdan insanların kendi duygularına kapandıklarında nasıl travmatik süreçler oluşacağını çok iyi bilirim. Hatta bu konuyu ilk araştıranlardan biri de Darwin’dir. Çoğu kişi onu evrim teorisi ile tanır ama aynı zamanda “Emotional Expressions on Man and Animal” adında duygular üzerine bir eseri vardır.

Duygular insana özgü değildir, doğadaki biyolojik olarak bizim de içinde olduğumuz “Hayvanlar Âlemi” hormonlara bağlı olarak duygular yaşarlar. Yani duygulanım programı açısından kertenkele ile insan arasında büyük bir fark yoktur. Asıl fark düşüncelerdedir. İşte o yüzden insan hem duygu yaşayan hem de düşünen bir hayvandır. Düşünme kısmı memeli olan hayvanlarda da kısmen vardır.

Geçenlerde Otizm Güçlü Aile Derneği’nin bir seminerine katılmıştım. Konuşmacılardan biri de “Erkekler duygu yaşamaz.” dediğinde dayanamadım. “Söylediğinizi anlayamadım, erkeklere nasıl bir rol biçiyorsunuz, kertenkelelerin bile duyguları olduğu bir dünyada erkekler için nasıl bu karara vardınız?” Cevabı “Bence öyle!” oldu. Garip bir cevap, bu konu pek de ‘bence’lik bir konu değil ki! Kadın izleyicilerin yoğun olduğu bir yerde sırf tribüne oynamak için söylenmiş bir sözden başka bir şey değildi yaptığı.

Neyse Tibet’in durumu ve duyduklarım bana bir konuda insanlara farkındalık sağlamam gerektiğini hissettirdi. Birincisi Tibet’in “Erkekler ağlamaz!” demesinin sebebi açık. Belki öğretmeninden, belki Youtube’dan, belki de arkadaşlarından bu sözü duydu. Eğer arkadaşlarından duyduysa muhtemelen onlar da yukarıdaki kaynaklardan birinden ya da kendi ebeveynlerinden duymuşlardır. İşte bu yüzden hepinizden ricam; lütfen çocuklarınızı susturmak ya da kısa dönemde fayda sağlamak için “Erkekler ağlamaz, sus bakayım!” gibi talimatlar vermeyin. Elbette, Tibet ile bu konuyu uzunca konuştum. Umuyorum uzun süre etkisinde kalmayacaktır.

İkinci konu ise son zamanlarda erkekler hakkında çıkan, sözüm ona pozitif ayrımcılık adı altında erkeklerin öküzlüğünden, duygusuzluğundan dem vuran bir kitlenin varlığı. Size şunu söylemek istiyorum. “Pozitif ayrımcılık, erkek düşmanlığı değildir.” Bizim gibi bir toplumda duygularınızı göstermenizin engellenmiş olması zaten kendi başına yeterince büyük bir acıdır. Siz de daha fazla yüklenerek bu travmayı artırmayın.

Ben bir erkeğim, hangi cinsiyette olursam olayım memnun olurdum. Ancak size manifestomu da iletiyorum.

Erkeğim, ağlarım, yanarım, acı çekerim, başkalarının acılarına üzülürüm. Biyolojik olarak ‘öküzler’ grubunda değilim, ‘insanlar’ gurubundayım.

Dinlemek isteyenler için Can Bonomo, Erkekler ağlamaz şarkısını, Erkekler de ağlar olarak değiştirmiş; iyi de yapmış.

Asıl cesaret duygularını gizlemek değil tam tersidir. Hepinize duygularınızı yaşadığınız ve açıkça gösterebildiğiniz bir dünya diliyorum.

1 YORUM

  1. Yazı çok güzel tebrik ederim…??
    Yaşam duygu üzerine kurulmuşken, “bence erkekler duygusuzdur” demek bunu söyleyen kadının ne kadar duygu sahibi olduģunu gösterebilir ki? O yüzden bu genelleme yapan düşünce, doģarken zaten yanlışlığını ispat ederek doğmuş oluyor..!
    Herkesin duygusal yoğunlaşması ve sevme şekli, edindiği dinamiklerden, özünden ve entellektüel birikiminden kaynaklı olarak, göreceli olumlu veya olumsuz biçimde sonuç verecek şekilde farklılık gösterebilir fakat Umut Kısa’nın da dediği gibi duygusuz ve sevgisiz insanın olabileceğini düsünmek mümkün değildir… Ancak ve ancak klinik düzeyde belirlenmiş olan sapık, katil veya ağar ruh hastası sınıfında olan insanlar için belki bu söylenebilir…!

BİR CEVAP BIRAK