Ergenlikte Sihirli Formüller

Ergenlikte Sihirli Formüller

23846
1
PAYLAŞ

Çok heyecanlıydım, ilk defa anne olacaktım. Kucağıma bebeğimi verdiklerinde hep bahsettikleri o “kutsal an”ı yaşayacaktım. Harika geçen hamilelik sürecinde o kadar sağlıklıydım ki son haftaya kadar işte çalışmaya devam ettim. Hayatımdaki her şey gibi hamilelik sonrası da oldukça planlıydı. Bebeğin uyuduğu benim de boş geçireceğim saatler için seyretmediğim filmlerin bir listesini yapmıştım.

O gün ve o an geldiğinde ne olduğunu anlamadan bebeğimi kucağıma verdiler. Hissettiğim ise kesinlikle “şimdi ne olacak?” endişesiydi. O harika anı yaşamak şöyle dursun o duygunun yanından bile geçememiştim. Herkes ne yapacağım ile ilgili bir şeyler söylüyordu, ben ise sadece hamilelik aylarını takip etmiştim, sonrası için hiçbir fikrim yoktu. Bebeğimin ikinci gün başlayan ağlama krizleri sanırım 4. ayın sonuna kadar devam etti. Şaşkındım, bunun ismi “kolik”ti. Bebeğin dünyaya alışma süreci olarak tanımlanıyordu. Bırakın film izlemeyi günlük ihtiyaçlarımı bile karşılayamayacak duruma gelmiştim. Bence bebeğin dünyaya alışma süreci kadar ebeveynlerin de bebeğe alışma süreci var. Annelik ve babalık sevgi ve emek yoğun bir süreç … Bugün iki çocuğumu büyütürken her iki doğumda ilk anda yaşayamadığım “kutsal an”ı her gün yaşadığımı hissediyorum. Bu dünyanın en harika duygusu iken bir taraftan da bazı endişeleri beraberinde getiriyor.

Çocuğumuzu kucağımıza aldığımızda onun nasıl biri olduğunu ve bizi nelerin beklediğini öngöremiyorsak, onları yetiştirirken de neler ile karşılaşacağımızı bilmek mümkün görünmüyor. Bence ebeveynliğin en zor dönemlerinden biri doğumdan sonra geçen ilk yıllarsa diğeri çocukta öngörülemeyen davranışların geliştiği ergenlik dönemi.

Ergenlik dönemini doğru değerlendirmek ve bu süreci sağlıklı yönetebilmek için öncelikle her ebeveynin çocuğunu doğduğu andan itibaren iyi gözlemlemesi ve tanıması gerektiğini düşünüyorum. Birden fazla çocuğa sahip olanlar her bir çocuğun doğuştan getirdiği özelliklerin birbirinden farklı olduğunu rahatça söyleyebilirler. Doğuştan getirilen genler, sosyal çevre ve okul deneyimleri ile etkileşime girer. Bireysel farklılıklar burada önemli bir rol oynar. Her bir çocuk eşsiz ve birbirinden farklıdır. Bu sebeple her ne kadar bu dönemi genellemeye çalışsak da her ergenin bu dönemdeki tepkileri birbirinden farklı olacaktır.

Bir çocuğumuzu daha kolay yetiştirirken diğerinde daha çok zorlandığımızı görebiliriz. Aslında çocuğumuzun bizi zorlayan bazı özelliklerinin aynı zamanda hayatla baş etmek için kullandıkları becerileri de geliştirdiğini söylemek gerekir. Örneğin kızımla konuşurken herhangi bir konuda onu ikna etmenin çok zor olduğunu söyleyebilirim. İstediği bir şey varsa ve o mümkün değilse mutlaka farklı alternatifler üreterek ikna çabasına girer. Normal iletişimde bizi zorlayan bu durum hayatta çözüm odaklı olmak, alternatif üretmek konusunda onu çok destekliyor. Kafasına koyduğu bir şeyi mutlaka yapar, zorlukları önemsemez. Doğru bildiği bir konuyu sonuna kadar savunur. Bu durum okulda başkalarının haklarını korumak adına çoğu zaman öğretmenler ile tartışmaya girmesine ve problem yaşamasına yol açsa da onu hayat boyunca bildiklerini korkusuzca savunan biri haline getirecektir.

Ergenlik döneminde gencin olumsuz davranışlarına değil olumlu davranışlarına odaklanmak gerektiğini düşünüyorum. Araştırmalar öğrencinin bir konudaki başarısının diğer derslerdeki akademik başarısına hatta hayat başarısına çok etkili olduğunu göstermiş. Örneğin futbol konusunda çok yetenekli olan bir ergen bu konuda desteklenirse, bu alanda gösterdiği başarı onu sosyal hayatta ve okul hayatında daha ileri bir noktaya taşıyor. Ebeveynler daha çok çocuğun akademik başarısına odaklansa da onu esas başarıya götürecek etmen çocuğun merak duyduğu, yapmaktan zevk aldığı, kendini geliştirmek istediği alanlarda desteklenmesi…

Biz çocuklarımızın yetkinlik kazanmasını istiyoruz. Çoğu zaman onları boş işler yapmakla suçlayabiliyoruz. Bizim için yetkinlik demek sınav notlarından daha yüksek puanlar almak demek. Aslında çocuklarımız için merak uyandıran her şey onlar için içsel motivasyon kaynağıdır. İçsel motivasyon da tüm yetkinlik alanlarını destekler.

Son günlerde okuduğum ve pozitif ergen gelişimini destekleyen “Ergenlik Hakkında Her Şey” kitabında bu konu ile ilgili çok güzel bir örnek var. Kitaptaki örnek şöyle:

Farz edin ki 13 yaşında kızınız deniz kabuğu biriktirmekten hoşlanıyor. Bu zararsız bir hobi gibi gözüküyor, yeteneklerine de pek etkisi olmayacak gibi. Bu durumu pozitif gelişim yaklaşımı açısından ele alırsak , bir çok heyecan verici olasılıklar görebiliriz. Örneğin çocuğunuz koleksiyonunu büyütmek isterse, şunlara karar vermesi gerekecek:

Bu hobisini kimlerle paylaşmak istiyor ve bundan başkalarına bahsederken ne derece hevesli davranıyor(Duygusal yetkinlik)

Onu sahile götürecek birini bulması gerekiyor ve bu konuda herkese uyacak bir plan yapması gerekiyor.(Sosyal yetkinlik)

Topladıkları kabukları eve nasıl getirecek; temiz, düzenli ve güvenli bir şekilde muhafaza edecek(Bilişsel yetkinlik)

Koleksiyonu ile ilgili daha fazla bilgiyi nasıl elde edecek, bu konuda araştırma yapmak hem kelime dağarcığını hem okuma becerisini geliştirecek(Akademik yetkinlik)

Yazın biyoloji kursuna katılmalı mı, katılırsa deniz biyoloğu olma konusunda ilgisini sürdürebilir(Mesleki yetkinlik)

Çocuğumuzun gerçekten sevdiği bir alanda yaptığı faaliyetlerin yetkinliklerini nasıl desteklediği bu örnekte çok güzel anlatılmış. Onlar ile bu konularda konuşmak, güçlü yönlerine vurgu yapmak aramızdaki iletişimi de kuvvetlendirecektir.

Çocuklarımızın bu döneminde her zaman ve koşulsuz yanında olduğumuzu hissettirmek çok önemli. Mutlaka hatalar yapacaklar. Bunları bizlerle paylaşmalarına olanak tanımalıyız. Bazen yargılamadan sadece dinlemek bile gencin kendi yaptığını değerlendirmesi hakkında ona fırsat sağlar. Bizden fikir beklediklerinde ise açık uçlu sorular sorarak farkındalıklarını yükseltebiliriz. “Hangi düşünce ile davrandın? Sence ne farklı olsaydı olayın sonucu istediğin gibi olurdu? “ gibi sorular konu hakkında daha derin bir bakış açısına sahip olmalarını sağlarken önyargısız dinliyor olmamız da bizimle olan güven bağlarını pekiştirecektir.

Sevgi, güven ilişkisi, doğru ve etkili iletişim, çocuğu tüm özellikleri ile koşulsuz kabul etmek, güçlü yönlerini desteklemek ergenlik süreci için sihirli formüllerdir. Bu sihirli formülleri kullandığımızda ergenlik gözümüzü korkutacak bir süreç değil çocuğumuzun gelişimini ve kendini gerçekleştirmesini keyifle seyredeceğimiz bir süreç olacaktır.

Not: Yukarıda örnek olarak alıntı yaptığım “Ergenlik Hakkında Her Şey” kitabını her ebeveynin okumasını tavsiye ederim. Kitapta gençlerin pozitif yönde gelişmelerini sağlayacak “5 Element’i (Yetkinlik, Güven, Bağlılık-Sosyal İlişkiler, Karakter ve Şefkat) açıklarken , anne babaların da bu güçlü yönleri nasıl destekleyecekleri anlatılıyor. İşler kötü gittiğinde ise ailelerin neler yapabileceklerinden bahsediyor. Gençlerin güçlü yönlerine odaklanan yeni bir bakış açısı getiriyor.

Banu Evren / Öğrenci ve Aile Koçu

1 YORUM

Comments are closed.