EN KARANLIK SIRLARIMIZI KİME ANLATIYORUZ?

EN KARANLIK SIRLARIMIZI KİME ANLATIYORUZ?

694
0
PAYLAŞ

Tüm sırlar bir çeşit suçluluk taşır içinde. İstediği kadar sonu güzel bitsin, keyifli ve eğlenceli sonuçlara varsın yine de bu böyledir.

Hepimizin sırları var, hepimizin yalan söylediği zamanlar var. Bize verilen hassas bir bilgiyi saklı tutmak temel bir beceri. Narsist ihtiyaçlarımızı karşılamak için benlik algımızı değiştiriyoruz ve olduğumuzdan daha iyi görünmeye çalışıyoruz. Sırların gücü insanların bunu aleyhimize kullanabileceği gerçeğinden gelir. Zararsız sırları yıllarca tutabiliriz. Bizim kabahatimiz değildi diye düşünür ya da yargılanmaktan korkarız. Başkalarını korumak için de sır tutarız. Aslında sadece gerçek bizi özgürleştirir.

Peki kime güveneceğiz?

Kime güvenip en karanlık sırlarımızı anlatacağız?

Bu sorunun cevabını arayan Slepian ve Kirby adlı iki psikolog beş çalışma yaparak bu soruya cevap aradılar. Temel beş kişilik özelliği ile bağlantı kurmaya çalıştılar ve şu sonuca vardılar:
Sırrımız başkalarına açmaya karar verdiğimizde genellikle daha şefkatli ve olumlu insanlara yöneliyoruz; daha meraklı ve nazik olanlara değil. Sadece uzlaşmacı ve dışa dönük olmalarının ötesinde şefkatli ve olumlu insanların yaklaşımlarını daha yumuşak ve rahatlatıcı buluyoruz.

Öte yandan, nazik ve meraklı insanlar pek sırdaş görüntüsü vermiyor. Bu karakterler sosyal olarak aranan kişiler olsalar da konu sırları paylaşmak olduğunda bu özellikleri geri tepiyor. Nezaket kırılganlığa bir bariyer oluşturabilir. Bunun altında sosyal normlara karşı gelmek korkusu ve uygun davranışlarda bulunmaya önem veren insanları rahatsız etme endişesi yatabilir. Merak da birine açılma konusunda tereddüt yaşayan birine yardımcı olsa da daha derin paylaşımlar için bu yeterli değildir.

İyi bir sırdaş olmak istiyorsanız, şefkatli ve uzlaşmacı olmanın karşı tarafa güven ve güvenlik duygusu verdiğini hatırlayın. Sırlar güven ortamında açığa çıktığında onlara bambaşka bir açıdan bakabileceğimiz bir alan oluşur. Bir sır bir kez açığa çıktı mı artık kontrolden çıkar ve bazen tahmin bile edilemez sonuçlara varabilir.

PAYLAŞ
Önceki makaleMario’nun Seçimi
Sonraki makaleYalanın Psikolojisi

BİR CEVAP BIRAK