EMPATİzan

EMPATİzan

322
5
PAYLAŞ

Empati sizde neyi çağrıştırıyor? Empati, insan olmanın olmazsa olmazı mı?
Humanistik yaklaşımın kurucularından Amerikalı psikolog Carl Rogers’a göre: empati olmazsa olmaz.
Rogers, empatiyi şöyle tanımlıyor; bir kişinin kendisini başkasının yerine koyarak olaylara onun bakış açısından bakması, onun duygu ve düşüncelerini doğru bir şekilde anlayıp, anladığını ona göstermesidir.  Empati kurabilmek diğer insanların, çevrelerindeki dünyayı nasıl deneyimlediği konusunda detaylı bir çalışma, düşünce ve bilgi gerektirir. Empati bir yetenek işidir.

Bebekler üzerinde yapılan araştırmalara göre doğuştan empati yeteneğimizin yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak, bu yeteneği kullanmazsak çalıştırmadığımız bir kasımız gibi bu yeteneğimizi de kaybedebiliyoruz.

Sinirbilimde empati, parietal, temporal ve frontal loblar arasındaki bir noktadadır. Bu nöronların aktivitesi sayesinde, duygusal dünyamızı daha duyarlı olabilmek için geliştiriyoruz.

Aslında şöyle de diyebiliriz, duygusal zekası (EQ) yüksek kişiler daha çok empati kurabilme yeteneğine sahiptir. Duygusal zekası yüksek bireyler ne tür zorluklar, sıkıntılar yaşasalar da ruh hallerini düzenleyip yaşam dengesini daha kolay bulabilirler. Duygularının bilincinde olan bir kişi başkasını da daha kolay anlayabilir. İletişimlerde özellikle iş hayatımızda çok fazla çatışma yaşadığımız dönemler olmuştur. İşte bu dönemlerde empati, iletişimimizi güçlendiren içsel kaynağımızdır. Peki, hepimize her türlü iletişimde empati gerekiyor mu?

Bir ebeveyn olarak kendimi genellikle sorguluyorum, çocuklarıma duygudaşlık yapabiliyor muyum?

“Bazen evet… Bazen ise hayır yapamıyorum” oluyor cevabım. Empati kurmak ile tavsiye vermek birbiriyle gerçekten çatışabiliyor. Ebeveynler olarak, genellikle tecrübelerimizin getirdiği içsel kaynağımızla çocuklarımızın kararlarına ya da yaşadıkları herhangi bir duruma müdahale edip tavsiye vererek çocuğumuzda başka dünyadan gelmiş algısını yaratabiliyoruz. Ve onların gözünde biraz bencil ya da egoist konumuna getirebiliyoruz kendimizi. Bizim onları anlamayıp direkt müdahale etme niyetiyle tavsiye vermemiz, çocuklarımızı çözüm odaklı olmaktan da uzaklaştırabiliyor. Duygu paylaşımı ve onları anladığımızı gösteren tutumlarımız ile çocuklarımıza verdiğimiz algı ise tamamen farklı bir boyuta taşınıyor. Öyle ki, “Annem beni dinliyor. Duygularımı, bu öfke bile olsa, anlıyor.” diyebiliyor.

İşte bu noktada dinlemenin önemini vurgulamam yerinde olacaktır. Dinlemeyi biliyor muyuz? Dinleyebiliyor muyuz? Çocuklarımızın içsel kaynağına ve duygularına inebilmek için bu aşamayı geçebilmemiz gerekiyor. Dinlemek, sadece pasif olarak kulaklarımızı açıp karşımızdaki ne söylerse kafamızı sallamaktan ibaret değildir. Ebeveyn olarak, aktif dinleyici olabilirsek çocuklarımızın duygu yolculuğuna eşlik edebiliriz. Eleştirel ve yargılayıcı ebeveyn kimliğimizi bırakarak sorular eşliğinde çocuğumuzda oluşan duyguların kaynağına ulaşabiliriz.

“Bugün sinirli görünüyorsun. Neden?”
“Evet sinirliyim. Okulda bir şey oldu”
“Takmana değecek bir konu olduğunu sanmıyorum. Olur bazen öyle şeyler.”

Sanırım bu tarz iletişimlere genellikle evlerimizde tanık oluyoruz. Aslında buna tam anlamıyla iletişim de diyemeyiz. Çocuğumuzun derdini dinlemiş gibi yapıp tavsiye vererek aslında ebeveynlik görevimizi yaptığımızı düşündük ve kendimizi tatmin etmiş olduk. Sadece olan bu. Oysaki,

“Benimle paylaşmak ister misin?” “Ne oldu bugün?” “Seni bu kadar kızdıran nedir?” “Böyle olumsuz düşünmene sebep olan şey ne?” “Evet, seni anlıyorum.” “Sence ne olsaydı bu kadar öfkelenmezdin?” “Bunu nasıl başarabilirsin?” “Bu konuyla ilgili başka ne yapmak istersin?” “Benimle bunları paylaşmana sevindim.” “Başka paylaşmak istediğin bir şey var mı?”

Bu diyalogda ise güzel sorularla çocuğumuzu eleştirmeden, yargılamadan, yönlendirmeden duygularına inerek “Seni dinlemeye hazırım. Sen ve duyguların benim için değerlisiniz” algısını vererek duygudaşlık yaptık. Ondaki duyguları o anda bastırmaya çalışmadan geribildirimler alarak onun hem rahatlamasını sağladık hem de ailesine olan güvenini pekiştirdik.

Sağlıklı iletişimler için yapmamız gereken şey ise, şu olabilir… Başkalarının duygularına işlevsel olarak duyarlı olup kendi davranışlarımızı dengeli biçimde yönetebilmek.

İşin özü, başkalarına sunabileceğimiz en değerli hediye varlığımızdır. Varlığımızı da ancak etkili iletişimlerle doğru biçimde yansıtabiliriz.

Sevdiğim ve inandığım bir sözle bitirmek istiyorum:
“Eğer empatiye ve etkili ilişkilere sahip olamazsanız, ne kadar akıllı olursanız olun, çok da ileriye gidemezsiniz.” Daniel Goleman

Sevgi ve huzurla…
FULDEN EKİZLER

5 YORUMLAR

  1. Çok güzel makale olmuş öğretmenim,ellerinize ve emeğinize sağlık,ileride oğlumla paylaşabileceğim bir tecrübe oldu benim için.Dediğiniz gibi empati yaptığımızı düşünüyoruz bunun için karşıdaki kişinin duygularını,düşüncelerini ve yaşanmışlıklarını iyi irdelemek gerekir. EQ’nun daha önemli olduğunu çok okudum.IQ’dan daha önemli olduğuna inanırım.Toplum olarak EQ önemini iyi kavrarsak kaliteli eğitimle birleştirdiğimiz zaman ülke olarak çok iyi seviyelere geleceğimize inanıyorum.

    • Yorumun için çok teşekkür ederim 🙏karşımızdaki ile duygudaşlık yapmak gerçekten değerli.. Sevgi ve huzurla kal..

  2. Çok güzel bir makale olmuş çok da faydalı umuyorum ki hep birlikte ülke olarak çok iyi seviyelere geleceğiz harikasın tebrik ederim😊

    • Çok teşekkür ederim.. Deneyimsel ve eğitimsel paylaşımlar bunlar.. Hep daha iyiye 🙏❤️🦋☘️🙋‍♀️

  3. Tebrik ederim. Makale çok anlaşılır ve akıcı olmuş. Günlük hayatta yaşadığımız sorunları çok net tespit edip, net olarak da yol göstermişsiniz. Yazılarınızı sürekli takip etmek isterim. Başarılarınız daim olsun.

BİR CEVAP BIRAK