ELEŞTİRİNİN GÜCÜ

ELEŞTİRİNİN GÜCÜ

63
0
PAYLAŞ

Aslında hepimizin çok iyi bildiği ve bir o kadar da çok sık kullandığı bir düşünce, davranış şekli ‘eleştiri‘.

Dilimizde birçok kelime gibi eleştiride belki anlamının dışında kullanılanlar arasında baş sıralarda olabilir.

Nedir eleştiri?

Sözlük anlamı aslında oldukça anlaşılır. Kişileri, olayları, düşünceleri vb. şeylerde doğru ve yanlış yanlarını göstermek adına yapılan yazılı ve sözlü eylemdir. Yazı dünyasında eleştiri ( tenkit ) yazıları olarak ayrı bir başlığı da vardır. Sanatsal çıktıları iyileştirme ve geliştirme ana fikrinde yazılardır.

Buraya kadar her şey kulağa güzel geliyor. Günlük yaşamda gerçekten eleştiri aramızda böyle mi geziyor?

İş hayatına baktığımızda işveren ve çalışanların en büyük çatışma noktalarından biridir. Eleştiri, kimi zaman istediğin bir şeyin yapılması için iyi niyet görüntüsü içinde, kimi zaman ego savaşları, kimi zaman ise akıl verme sanatının içinde sıkışıp kalır. 

Bugünlerde belki de bir saldırı gibi savunma haline sürüklenen bir hal aldı. Aslında bu konunun temelinde bakılması gereken iki temel unsur vardır.

1- Eleştiriyi yapan, eleştirdiği noktada neler yaptı? Neler yapıyor?

2- Eleştiriyi alan, bu süreci değiştirmek üzere neler yapıyor?

Toplumumuzda günden güne kemikleşmiş bir hale bürünen eleştiri tarafları beslemek yerine ayrıştıran bir görevdedir. Sözlük anlamına sadık kalarak kullanıldığında bugün birçok işletme ve çalışanlarda performans, motivasyon gibi önemli kavramların gelişimine destek olabilir. Nasıl daha iyi olabilir? Bunun için neye ihtiyacım var soruları ile kendimizi, işimizi ve yaşamımızı zenginleştirebiliriz. Bunun için öncelikle bu kelimeye yüklediğimiz veya geçmişten sürüklediğimiz hikâyeleri baştan yazmak çok faydalı olabilir.

Olduğu yerden sadece gördüğüne, duyduğuna ve bildiğine önce kendini inandırıp sonra adeta bir ok gibi fırlatabiliyoruz cümlelerimizi. 

– Ben olsam şöyle yapardım?

– Bu böyle olmaz. 

– Güzel ama yeterli değil. Daha çok çalışman lazım.

– Böyle iş mi olur? 

gibi cümleler uzayıp gider.

Çalışanların günümüzde motivasyon ve işe karşı aidiyetleri oldukça düşmektedir. Birçok işletme bu konuda insan kaynakları uygulamaları ve dış kaynak eğitimlerle destek alma çabasındadır. Ancak yukarıda söylediğim gibi kelimelerin arkasına yüklenen anlamlar yüzünden yapılan onca aktivasyon bir cümle ile silinebilir. Eleştiriyi beğenmeme, eksik olma durumu gibi duygularla tanımlayanlar gelişmek yerine gerileyebilir. İşte bu esnada olması gereken uyumlanma sürecidir. Üç beş cümle veya bir saatlik toplantılar yerine çalışanlarla bire bir görüşmeler ve koçluk desteği ile eleştirinin gerçek anlamını yakalayabilirsiniz.

Enzo Ferrari yaşamında en güzel eleştiriyi alabilecekken, Ferruccio Lamborghini’nin görüşünü reddetmesi ile yeni bir markanın doğup rakibi olabileceğini bilse yine aynı davranışı sergiler miydi? 

Çoğu zaman Enzo gibi kulak kapatıp ya da sürekli bir şeylerin eksikliği veya yanlışlığını konuşmak yerine bir Ferruccio olabilsek neler değişebilirdi?

Sence?

Bernard Shaw’ın dediği gibi;

Birini eleştirmek istiyorsanız, en uygun yer aynanızın karşısıdır.

Ender Ermiş, PCC

Yönetici Koçu