El Dorado!

El Dorado!

37
0
PAYLAŞ

Kariyer planlaması dediğimiz kavram, şirketlerin inisiyatifine mi bırakılmalı; çalışanların sorumluluğunda mı olmalı?

Daha da önemlisi kariyer planlamasını yaparken neleri göz önünde bulundurmalı?

Kariyerimizin bizi arzu ettiğimiz, mutlu olacağımıza inandığımız o efsanevi “El Dorado”ya ulaştıracak kutsal yol olduğunu varsayarsak mümkün olan en kısa güzergahı tayin etme gayretimizi de anlamış oluruz. O “Altın Ülke” her birimiz için farklı anlamlar barındırır. Daha doğrusunu ifade etmek gerekirse, her birimiz o efsaneye beklentilerimiz doğrultusunda farklı anlamlar yükleriz. Beklentilerimizin, isteklerimizin ne kadar gerçekçi olduğuna; mizacımızla, karakterimizle, becerilerimizle onları ne kadar destekleyebildiğimize yeterli dikkati sarf eder miyiz? Çevre koşullarının uygunluğunu gözlemler miyiz?

Literatürde yer alan bireysel SWOT analizi, kendimizi ve çevre şartlarını tanımamıza büyük ölçüde hizmet ediyor. Kişinin güçlü ve gelişime açık yönlerini (İngilizcesi “weaknesses: zayıf yönler”, ama çalışan gücenmesin, araya soğukluk girmesin diye şirketler bu ifadeyi kullanmayı tercih etmez) ortaya koymak açısından faydalı bir yöntem. Bu analiz çevresel fırsatları ve tehditleri de adlandırır. Hem bireyin “kim” olduğunu hem de onun içinde bulunduğu ortamın “ne” olduğunu gözler önüne serer. “Kim” ve “ne” sorularına cevap vermekle birlikte “nasıl” ve “neden” sorularına ise yanıt bulmaz.

Oysa “nasıl” ve “neden” bireyin davranışlarının altında yatan sebepleri ve daha da derinlerde yer alan kişilik özelliklerini irdelemek için başvurulması gereken sorular. İnsanları sergiledikleri davranışlarıyla değerlendirirken “davranışın” aslında bir sonuç olduğunu hep hatırda tutmanın faydalı olduğuna inanırım. Çevresel uyaranlar bir dizi işlemden geçerek davranış şeklinde kendini gösteriyor. Aynı uyaranlara maruz kalan insanların farklı tepkiler göstermesi ve farklı davranışlar sergilemesi doğaldır ki, bu durum her birinin farklı kişiliklere sahip olmasından kaynaklanıyor.

Kişilik özellikleri ile davranış örüntüleri arasındaki ilişki, bireyin sergilediği güçlü potansiyellerini ve sınırlı kullanmayı tercih ettiği potansiyellerini yakından incelemeye başladığımızda anlam kazanmaya başlar. Burada amaç, var olana anlam yüklemeye çalışmak değil; var olan anlamı nesnel bir yaklaşımla bulup ortaya çıkarmak ve bireyin kariyer yolunu aydınlatacak şekilde kullanmak. İşte bu, “Altın Ülke”nin o kişi için ifade ettiği anlamdır.

Yukarıda değindiğim “kim”, “ne”, “neden”, “nasıl” sorularına kimlik kazandıralım ve alt alta yazalım.

“Ben kimim?”

“Ne yapıyorum?”

“Nasıl yapıyorum? / Nasıl yapmayı tercih ediyorum?”

“Neden yapıyorum?”

Bireyin bu soruları bir arada görmesi kendisine ve kariyer yoluna farklı bir açıdan bakabileceği gerçeğini anımsatır.

“Şimdi yaptığım her ne ise ve her nasıl yapıyorsam hangi amacıma hizmet ediyor? Daha da önemlisi ben kimim ve kendimi nerede görmek istiyorum?”

İçinde bulunulan durumun ve yaşanılan gerçeğin farkında olmak doğaldır ki çok kıymetli. Birey, bir an için nerede olduğunu düşünmeyi bırakıp kendini nerede görmek istediğini, nerede olmayı arzuladığını gözünde canlandırsa… Bunu yaparken ebeveynlerinin, akrabalarının, komşularının, arkadaşlarının, elalemin kendisi hakkında ne düşünebileceklerini bir yana bıraksa…

Gerçeği incelemeden önce amaç belirlemeye çalışmak kulağa ilk başta garip geliyor. Zihin, bir amaç belirleyebilmek adına gerçeği mutlaka bilmek ister. Bu mantıksal yaklaşım, sadece mevcut gerçeğe dayanan amaçların olumsuz olmasına, bilinenlere dayalı öngörüler nedeniyle yaratıcılıktan uzaklaşmasına, bir probleme yanıt niteliği taşımasına, geçmiş performansla sınırlı kalmasına, ulaşılabilecek olandan daha azıyla yetinilmesine sebep olabilir. Böyle olacak diye bir kural yok tabii ki. Yine de ihtimal dahilinde. Ve yine unutmayalım… Hayaller, yaşamın gerçekliğinde var olan bilgilerden ve yaşanmışlıklardan beslendiği oranda hayat bulur.

O vakit, ilk önce “kim” olduğumuzu bilmemizin, kendimizi tanımamızın ve kişiliğimizi toplumsal kimliklerimizden arındırarak irdelememizin, yalnız kendimizin çizebileceği kariyer planımızı sağlam temeller üzerine inşa etmemize olanak sağlayacağı görüşündeyim.

“El Dorado”yu, yani varmak istediğimiz o “Altın Ülke”yi gözümüzde canlandırmamızın ardından bizi oraya ulaştıracak gerçekçi adımları belirlememizin yürüyeceğimiz kariyer yolunu daha ilham verici, yaratıcı ve motive edici kılacağına inanıyorum.

Ünal Elbeyli, ACC