EĞİTİMSİZ DEĞİL, EĞİTİM SİZSİNİZ

EĞİTİMSİZ DEĞİL, EĞİTİM SİZSİNİZ

42
0
PAYLAŞ

Eğitimin yaşı var mıdır? Peki yeri? Zamanı ya da?

D) Hiçbiri.

Evet, eğitimin, şu zamanda, şurada, şu kadar insana verilecek gibi kalıplarından çıkalı çok oldu aslında. Eğitim artık her yerde ve herkesin ulaşabileceği formlarda.

Bugün “hayat boyu öğrenme” kavramıyla tek çatıda topladığımız birçok eğitimi buna örnek verebiliriz. Halk eğitim merkezleri, mesleki eğitim merkezleri, açık öğretim, yüksek öğretim, e-öğrenme kaynakları… Ve dahaları.

Baktığımızda hepsinin doğuş hikayesi elbette ki ihtiyaç duyuluyor olmaları. Neden mi? Değişen bir dünya var çünkü; sürekli gelişen bir teknoloji ve birbirinden farklı kültürel bakış açıları. İnsanların da bu duruma ayak uydurma ihtiyacı…

Bugün, bu ihtiyaçlara yönelik yapılan tüm eğitsel etkinliklerde bazı ortak amaçlar çerçeveyi belirliyor. Nedir bunlar? İnsana daha fazla yatırım, yeni eğitim yöntemlerinin doğuşu, herkes için temel becerilerin gelişimi ve tabi rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin sürekliliği.

Şimdi isterseniz “hayat boyu öğrenmeyi” daha iyi anlamak ve sınırlarını daha net çizmek için geleneksel eğitim modeli ile karşılaştıralım. Geleneksel eğitim modelinde bilginin edinimi ve tekrarı söz konusudur. Hayat boyu öğrenmede ise bilgi edinilir ve gerçek yaşamda kullanılır. Gerçek yaşama transferi diğerinden çok daha hızlıdır ve öğrenmenin sorumluluğu öğrenene bırakılmıştır. Bir başka fark da geleneksel eğitim modeli gereksinimleri karşılamaya yönelikken hayat boyu öğrenmede esas olan öğrenen ihtiyacıdır. Bu da demektir ki, öğrenen birey kaç yaşında ve nerede olursa olsun bu eğitimlere katılmada hak sahibidir.

Mesela ilköğretim sürecinde okula gidememiş birçok yetişkin var. Bunlardan gönüllü olanlar yetişkin okuma-yazma kurslarıyla bu açıklarını kapatma şansını yakalarlar. Yine meslek edindirme kursları, yüksek öğretimde okumamış ve/veya okuyamamışlar için bir fırsattır.

Aslında tüm bunların dışında, belli bir sisteme oturtulmamış ancak bireylerin becerilerini geliştirici başka öğrenme ortamları da mevcut. Hepimiz henüz anne karnındayken maruz kaldığımız dış uyaranları düşünelim. Elbette ki hatırlamıyoruz ancak şu anki benliğimizde izlerini taşıyoruz.

Mesela, anne karnında klasik müzik dinleyen bebeklerin, ileriki yaşlarda bu müzikle sakinleştikleri gözlenmiştir. Bu da bir öğrenmedir… Öte yandan, hepimiz çamaşır asmış ve/veya katlamışızdır. Çorap çiftlemiş ve aslında “eş” kavramıyla okul sıralarından da önce ilk defa orada karşılaşmışızdır. Renklileri-beyazları ayıran annemizi izlemiş ve farkında olmadan sınıflama becerimize katkı sağlamışızdır. Model almış, model olmuşuzdur…

Bir somut örnek daha verecek olursak; sınavların “beceri temelli” yükseklik sorusunu, evde perde asan Ali’nin yaşıtlarından ne kadar hızlı çözdüğü aşikardır. Çünkü Ali, sayı duyusunu gerçek yaşamdaki deneyimleri sayesinde geliştirmiştir. Böylece bilgi transferi daha hızlı ve daha kolay olmuştur.

Ve tabi tarife göre ailesiyle kek yapanbir bireyin, okul sıralarında ve hayatını organize ederken işine yarayacağı “ardıl işlem becerisi”ne antrenman yaptırması da verilebilecek diğer bir süreç eğitimidir. Kendiliğinden ve kalıcı…

Görüldüğü gibi eğitimi sadece okul sıralarına bırakmak koskoca bir yanılgıdır. Anne karnından başlayan süreç, her yaşta ve her durumda devam etmektedir. Şimdi, becerilerimizi geliştirmenin, ebeveyn isek çocuklarımıza daha bilinçli yaklaşmanın tam zamanı!

İhtiyacımız olan çevreye duyarlılık ve kendimize farkındalık…

Buse AYKIN

Eğitim Lideri