Ebeveyn olarak çocuğumuza yol göstermek!

Ebeveyn olarak çocuğumuza yol göstermek!

1162
1
PAYLAŞ

Ergenlik deyince sevimsiz şeyler hatırlayıp yüzümüzün buruşmasının ama gençlik deyince gülümsememizin nedeni nedir acaba? Tabi ki algı ve bakış açımız.

15 yaşını doldurmuş ve lise öğrencisi bir kız çocuğuna sahip olduğumdan dolayı, kızım ve onun geleceğine olan konuşmalarımız bu yıllarda daha da kariyerine odaklandı. Onun için hangi iş daha iyidir, hangi bölümü okusa acaba, nasıl bir yol izlese, derslerinde başarılı olsa, hangi üniversiteyi okusa, geleceğinde mutlu olsa derken , asıl olarak onun bir daha asla geri gelmeyecek olan gençlik yıllarını keyifle yaşaması olanağını kaçırdığımızı fark ettim. Üniversite yıllarına hızla yaklaşırken nerede hata yapıyorum ya da onun için hata yapıyor muyum sorusunu kendime daha çok sorar oldum.

Tüm ebeveynler kendi çocukları için her zaman en iyiyi istiyorlar ki ilerde çocukları mutsuz olmasınlar. Peki, bu senelerinde çocuklarımız mutlu mu? Keyifle okula gidebiliyor mu? Hayat yollarında bu yıllarına güzel bakabiliyor mu?

Ülkemizin eğitim sisteminin getirileri ayrıca hızla globalleşen dünyada olan değişim ve yenilikleri takip etme telaşına düştüğümüz şu yıllarda koskocaman bir sarmalın içine girip, hayatın belki de en sade akışını kaçırıyoruz. En huzurlu olmamız gereken yerde evlerimizde gerginlikler yaşayıp bunu da ergenlik olarak nitelendirip, belki de sürekli olarak onlara uyarılarda bulunuyoruz. Çocuklarımız için en iyisi olsun derken onlar için elimizden gelen en iyi eğitimleri en iyi okullarda aldırmaya çalışırken verdiğimiz bu emeğin (paraların) karşılığını belki de sürekli onlara dayatarak bekliyoruz.

Hem onlar için hatalı kararlar almadan, hem çocuklarımıza bu yıllarında destekleyerek yol gösteren, yetişkin olduklarında bu gençlik zamanlarını keyifle hatırlamalarını sağlamak ve onlar için olabildiğince en iyisini seçmenin yollarını arayan bizler de hızla gelen bu döngüde kaybolduk.

Peki neler yapabiliriz?

Onlara yapacağımız en önemli şey sevgimizi her zaman dile getirmek.
Ne olursa olsun ne yaparlarsa yapsınlar bunları bizlere çekinmeden anlatabilen çocuklarımız olsun istiyor isek onlara karşı olan sevgimizin sınırsız olduğunu bilmeliler. Belki de gençlik ve ergenliği heyecanlı yapan şey hatalardır. Eğer o hatalar yapılmasa doğru bir yol için gereken dersler çıkabilir mi?

Yanlarında olduğumuzu ifade etmek.
Hayatta verecekleri her kararda her adımda yardım istedikleri her an yanlarında bizlerin olacağını bilmelerini sağlamak bizlere düşen en özel görevlerden biridir. Çocuklarımızı hep yargılarsak bizimle iletişime geçmek istemeyeceklerdir. Kim her zaman öğüt dinlemek ister ki?

Ev içindeki iletişimi oldukça güçlü, etkin ve dinamik tutmak.
Her gün ailece akşam sofralarında buluşmak günü konuşmak, gün içinde bizi mutlu eden keyifsiz yapan durumları konuşmak hem aile iletişimimizi yeniler hem de bizi gelecek olan güne hazırlar.

Onları gerçekten dinlemek, duymak.
Ebeveynler olarak kendimizce bildiğimiz doğru olduğunu varsaydığımız yolları sürekli söylemek yerine onlarla birlikte araştırarak yepyeni yolları göstermek ve onlara seçim alanları bırakmak, birlikte konuşmak, birlikte düşünmek, monolog halinde değil gerçekten diyalog kurduğumuzun farkında olmak.

Sürekli uyarıyor olma ve ikazda bulunma halinden vazgeçmek ve kendi gençlik dönemlerimizi hatırlamaya çalışıp iletişimimizi buna göre kurmak.
Sanırım en çok ihtiyaç duydukları şey gerçek bir iletişim. İletişim tek taraflı konuşmak ve bir diğerinin sürekli dinlemesi değildir. Evde bizleri, okulda ise öğretmenlerini dinleyerek hayatlarını geçirir hale gelmemeliler. Bizlerin yetişkin olmuş olması onların geçiyor oldukları yolun aynısı geçip gitmiş bitirmiş olduğumuzu göstermez. Yeni çağ ile birlikte bizlerden bambaşka yol yürüyor olduklarını kabul etmemiz gerekiyor. Onların heyecanını, telaşını, stresini, kaygısını, mutluluk ve mutsuzluklarını en önemlisi de hayallerini konuşarak ilerlemesini sağlamalı ve aklındaki dünyasına ortak olmalıyız.

Uyarılar yapacağımız durumlarda kendimizden geçip saatlerce dırdırlanmak yerine kısa net konuşup kendisinin değil davranışının hatalı olduğunu ifade etmek.

Olayı ele alırken yapılan davranışın yada durumun hatalı olduğunu konuşmak çocuğumuzu kendini savunma durumundan kurtarır ve iletişim savaş alanı olmak yerine, gerginlik olmadan konuşulabilir hale gelir.

Duygularını sormak, başarsa da başaramasa da yanında olmak ve neler hissettiğini anlamaya çalışmak, duyguları evde konuşabilir hale gelmek.

Burada belki de en önemli şey her şeye başarı yada başarısızlık olarak bakmamak olsa gerek. Hayat sanki bu iki kelime üzerine dönüyor gibi yaşar hale geldik. Her durumda çocuğumuzun ve bizim en az bir kazanımımız var. Bunu fark ederek ilerlemeye çalışmalıyız sürekli hataları konuşarak bir yere gelinmez ayrıca her geçen yeni gün tavır, olay, hal, hareket ,dersler, iş ,güç konuşuyoruz ama belki de en önemli şeyi konuşmayı hep ihmal ediyoruz. Tüm davranışlarımızı tepkilerimizi yaptıklarımızı ve yapmadıklarımızı bilinçaltımızdaki kodlar ve duygularımız oluşturuyor ama bizler en çok konuşulması gerek kısmı nerdeyse hiç konuşmuyoruz. Ne hissettin, ne hissediyorsun sorularını hiç kullanmıyoruz bile. Hatta bizleri bu konuşmalara, ikazlara, uyarma ihtiyacına iten duygumuzu bile kendi kendimize sormuyoruz. Endişelendiğimiz anları belki de neden bu kadar çok onları uyarma ihtiyacı içinde olduğumuzu önce kendimize sormamız ve sonra bu farkındalık ile çocuklarımız ile konuşmamız lazım.

Bir mizaç ile doğar, bu mizaç doğrultusunda hayatımızı yaşarız.
Çocuklarımızın da hangi mizaca sahip olduğunu bilerek onlara sorumluluklar vermeli ve bu sorumlulukları nasıl üstlendiklerini görebiliyor olmalıyız, güçlü yönleri ve ilgi alanları doğrultusunda seçimler yapabilmeleri için yol gösterici olmalıyız, çalışma tarzlarını tespit ederek hareket etmelerini sağlayıp onların değerlerini bilerek seçimler yapmaları konusunda cesaretlendirmek için yanlarında olmalıyız. Öncelikle biz ebeveynler hayatın değişimini kabul etmeli, yenilikleri takip etmeli ve onları anlamak için mücadele vermeliyiz. Hayat yolunda hep el ele huzurla yürüyebilmeliyiz. Aksaklıklar olsa da olabildiğince sağlıklı geçirmeye çalışmalıyız. Bizlerin de gençlik yıllarının bir daha geri gelmeyeceği bilinci ile gençlerimizin bu yıllarını mutlu, verimli geçirmelerini sağlamalıyız. Önder olmalıyız ,arkadan sürekli bir yerlere itekleyen değil.

Peki bunların hepsini nasıl yapacağız, benim çocuğumun mizacı nedir, ilgi alanları nedir, nasıl meslek seçimi yapmalıyız ve bu süreçte nelere dikkat etmeliyiz, çocuğumun güçlü yönleri ve yetkinliklerini bilerek kariyer farkındalığı ile en doğru yolu görmesini nasıl sağlayacağız diyorsanız İzotomi bize tüm bunların cevabını verecektir.

Pınar Sayan

Kitap Koala Sokak Hayvanlarına Destek Olmak İçin Kurulmuştur. Lütfen Ziyaret Edin!

1 YORUM

  1. Düşündürücü, öğretici ve istek uyandirıcı bir yazı olmuş. Tebrik ederim, elinize sağlık…

Comments are closed.