Dünya Tersine Dönse Vazgeçmem

Dünya Tersine Dönse Vazgeçmem

393
0
PAYLAŞ

Değişim ve uyum konusunda en çok zorlanan canlı insanoğludur desem?

Şimdi diyeceksiniz ki hangi veriye, analize, araştırmaya göre bu tezi paylaşıyorsun?

İşte ilk uyumsuzluk başladı.
İnsan, tarihin ilk zamanlarından bugüne kadar sürekli gelişim içerisinde yaşamıştır. Canlı olarak kendi farkındalığını anladığı andan itibaren üremek, beslenmek, büyümek ve merak ihtiyaçları ile gezegeni keşfetmiş, kıtaları bulmuş, savaşlar yapmış, yaşama kolaylık sağlayacak ve zamanı tasarruf ettirecek teknolojik gelişmelere imza atmıştır.

Sadece şöyle bir düşünmenizi istiyorum. Bugün hepimizin kullandığı cep telefonlarının 90’lı yıllarda ki halini hatırlıyor musunuz? Bugün sınırsız uygulama yazılımları ile yapamadığımız şey yok gibi. Ses iletişimi olarak icat edilen telefon bugün görüntü ve yazı iletişimini destekliyor.

Peki bu ve bunun gibi gelişmeleri sağlayan insanoğlu, kendi gelişimi için neler yapıyor? Biz neler yapıyoruz?

Okumuyoruz, araştırmıyoruz, gezmiyoruz, yeteneklerimizi bilmiyoruz. Kulaktan kulağa oyunu gibi yaşamın yarısını harcıyoruz. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın deyip, bin birinci yılda bizi sokmasını izliyoruz.

Önyargılar kuruyoruz, eleştiriyoruz, şüpheleniyoruz, biliyoruz, eminiz ve her zaman haklıyız …

Her şeyi çok iyi yapıyoruz değil mi? Her mesleğimiz harika bir şekilde icra ediliyor. Hastalarımız iyileşiyor, gıdalarımız sağlıklı, terzilerimiz dikiyor, çiftçimiz güzel mahsul üretiyor, sularımız sağlıklı, öğretmenlerimiz öğretiyor, işçilerimiz üretiyor (!)

Şikayetlerimiz ve eleştirilerimiz hep kendimizden dışarıya. Kavga olduğunda izleriz, düşene güleriz, toplu taşıma araçlarında bayanlar tacize uğrar görmeyiz.

Dünyayı teknoloji, bilim, sanat ile modernleştirdikçe, daha iyi ve mutlu bir yaşam için uğraşırken psikolojik sorunlar, depresyon, ölümler artış göstermeye başladı. O zaman insan mutlu olmayı başaramıyor mu?

Bu sorunun cevabı mutluluğu ne ile tanımladığınıza bağlı olarak değişiklik gösterir. Mutlu olmayı hiç üzülmemek, ağlamamak, hastalanmamak, terk edilmemek, istediği her şeyi alabilmek gibi kriterlere bağlıyorsak üzgünüm kara görünmüyor. Kapitali güçlü insanların yaşamlarına bakarsak, inişli çıkışlı bir döngü içindeler, üstelik imkanları her şeye yeterken!

Herkes mutluluğun tarifini maddeler halinde yazıp anlatıyor. Kriterleri sunuyor ki bunları yaparsanız mutlu olursunuz, başarırsınız, işinizde yükselirsiniz sloganları ile coşuyorlar. Mutluluğu zenginliğe, başarıyı hırsa, sağlıklı yaşamı spora, bilgiyi gezmeye tercih ettiğimiz sürece yaşamda ilerlediğimiz yolda kasislere denk gelmek kaçınılmazdır.

Edip Cansever’in ‘’bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstünü düşünmekten başka nedir ki?’’ dizelerinden metafor edersek ‘’Yaşamak yaşamaktan başka nedir ki?’’.

Ailemizden, sevgilimizden, dostlarımızdan, ülkemizden, değerlerimizden, örflerimizden, türkülerimizden, tarihimizden ‘’Dünya tersine dönse, vazgeçmem’’ derken dünya tersine döndü(!).

Ve biz vazgeçeli çok oldu.

Mutlu muyuz?
Ne olsa mutlu oluruz?
Mutluluğu bir şeye benzetirsek ne olurdu?

….

Haydi gel başa dönelim, yeniden şekillenelim, arınalım. Siyahları renklendirelim, umudu tazeleyelim, gelişelim, büyüyelim.

Ender Ermiş